Giriş yap
🏺 Anunnaki

Gılgamış'ın modern çevirileri: Sandars'tan George'a

Gılgamış Destanı'nı okumak isteyen biri, kitapçıda, birden fazla seçenekle karşılaşır. Bir kitapta, destan, akıcı bir düzyazıyla anlatılıyor; bir başkasında, şiir dizeleri halinde, köşeli parantezlerle ve boşluklarla dolu. Bir üçüncüsünde ise, metin, modern bir şair tarafından, yeniden yazılmış. Hangisi "gerçek" Gılgamış? Bu soru, bence, sanıldığından çok daha ilginç bir soru.

Bu sayfada, yirminci yüzyıldan bugüne, Gılgamış Destanı'nın İngilizce çevirilerinin tarihine bakmak istiyorum. Her çeviri, destanı, kendi döneminin bilgisi ve zevkiyle yeniden kuruyor. Bu çevirileri karşılaştırmak, bir metnin, nasıl yeniden ve yeniden doğduğunu gösteriyor. Siz Gılgamış'ı, hangi çeviriden okudunuz?

İlk çeviriler

Gılgamış Destanı'nın modern dünyadaki yolculuğu, 1872'de, George Smith'in, British Museum'da, Tufan tabletini okumasıyla başladı. Smith, Nineveh'teki Asurbanipal Kütüphanesi'nden gelen tabletler arasında, Kitab-ı Mukaddes'teki Nuh tufanına benzeyen bir anlatı buldu. Bu keşif, Londra'da ve bütün Avrupa'da, büyük bir heyecan yarattı.

Sonraki on yıllarda, destanın farklı parçaları, farklı akademisyenler tarafından çevrildi. 1928'de, Reginald Campbell Thompson, destanın, o dönemde bilinen bütün parçalarını birleştiren bir çeviri yayımladı. Bu çeviri, destanı, İngilizce okurlar için, ilk kez, bir bütün olarak sundu.

1946'da, Alexander Heidel, "The Gilgamesh Epic and Old Testament Parallels" adlı kitabında, destanı, Kitab-ı Mukaddes'le karşılaştırarak çevirdi. 1950'de, Ephraim Speiser'in çevirisi, James Pritchard'ın editörlüğünü yaptığı "Ancient Near Eastern Texts Relating to the Old Testament" adlı derlemede yer aldı. Bu derleme, kısaca ANET olarak biliniyor ve uzun yıllar, Yakın Doğu metinlerinin standart kaynağı oldu.

Sandars: düzyazı Gılgamış

1960'ta, Penguin Classics, Nancy Katharine Sandars'ın Gılgamış çevirisini yayımladı. Sandars, bir arkeologdu; Asurolog değildi. Çevirisini, akademik çevirilere dayanarak, akıcı bir İngilizce düzyazıyla hazırladı. Metindeki boşlukları, farklı versiyonlardan alınan parçalarla doldurdu ve okura, kesintisiz bir anlatı sundu.

Sandars'ın çevirisi, büyük bir başarı kazandı. On yıllarca, İngilizce konuşan dünyada, Gılgamış'ın en çok okunan versiyonu oldu. Birçok okur, destanı, ilk kez, bu çeviriden okudu.

Ama Sandars'ın çevirisi, akademik açıdan, bazı sorunlar taşıyordu. Farklı dönemlerden ve farklı dillerden gelen parçaları birleştirerek, aslında hiçbir zaman var olmamış bir metin yarattı. Ayrıca, düzyazı biçimi, destanın şiirsel yapısını, yani tekrarlarını, paralelliklerini ve ritmini, kaybediyordu.

Kovacs ve Dalley

1989'da, iki önemli çeviri yayımlandı. Maureen Gallery Kovacs'ın çevirisi, Stanford University Press'ten çıktı. Kovacs, destanı, satır satır çevirdi ve metindeki boşlukları, açıkça gösterdi. Bu çeviri, akademik doğruluğu ve okunabilirliği, dengeli bir şekilde birleştirdi.

Aynı yıl, Stephanie Dalley'nin "Myths from Mesopotamia" adlı kitabı, Oxford University Press'ten yayımlandı. Bu kitap, Gılgamış Destanı'nın yanı sıra, Atrahasis, Enuma Eliş, İştar'ın Yeraltına İnişi ve diğer önemli Mezopotamya mitlerini de içeriyordu. Dalley'nin kitabı, Mezopotamya mitolojisine giriş için, hâlâ, en sık önerilen kaynaklardan biri.

Andrew George: yeni bir standart

1999'da, Penguin Classics, Sandars'ın çevirisinin yerine, Andrew George'un yeni çevirisini yayımladı. George, Londra Üniversitesi'nde, SOAS'ta, Babil dili ve edebiyatı profesörüydü ve Gılgamış Destanı'nın, dünyanın önde gelen uzmanlarından biriydi.

George'un çevirisi, destanın farklı versiyonlarını, açıkça ayırıyor: Eski Babil versiyonu, Orta Babil parçaları ve Standart Babil versiyonu. Okur, hangi dizenin hangi tabletten ve hangi dönemden geldiğini görebiliyor. Metindeki boşluklar, köşeli parantezlerle ve noktalarla gösteriliyor.

2003'te, George, "The Babylonian Gilgamesh Epic: Introduction, Critical Edition and Cuneiform Texts" adlı, iki ciltlik bir eleştirel basım yayımladı. Bu çalışma, destanın, bilinen bütün tabletlerini, çivi yazısı kopyalarıyla, transliterasyonlarıyla ve çevirileriyle birlikte sunuyor. Bu çalışma, Gılgamış araştırmalarında, kısa sürede, yeni bir standart oldu.

Mitchell: bir şairin versiyonu

2004'te, Amerikalı şair ve çevirmen Stephen Mitchell, "Gilgamesh: A New English Version" adlı bir kitap yayımladı. Mitchell, Akadca bilmiyordu; çevirisini, akademik çevirilere dayanarak, kendi şiirsel diliyle hazırladı. Bu nedenle, kitabını, bir "çeviri" değil, bir "versiyon" olarak tanımladı.

Mitchell'in versiyonu, çok okundu ve övüldü; ama aynı zamanda, eleştirildi. Bazı akademisyenler, Mitchell'in, metne, kendi yorumlarını eklediğini ve bazı bölümleri, modern okura uygun hale getirmek için değiştirdiğini öne sürdü. Mitchell, kitabının girişinde, destanı, Irak Savaşı bağlamında da yorumladı; bu, bazı okurlar tarafından, metnin dışına taşan bir yorum olarak görüldü.

Tanrılar arasındaki ilişki

Farklı çeviriler, destandaki tanrılar arasındaki ilişkileri de, farklı biçimlerde aktarıyor. Örneğin, İştar'ın Gılgamış'a evlilik teklif ettiği ve Gılgamış'ın, onu reddettiği altıncı tablet, çevirilere göre, farklı tonlar kazanıyor. Bazı çevirilerde, Gılgamış'ın İştar'a söyledikleri, öfkeli bir hakaret; bazılarında ise, alaycı ve zekice bir cevap.

İştar, reddedildikten sonra, babası Anu'ya gidiyor ve Gök Boğası'nı istiyor. Anu, önce, kızını eleştiriyor; ama sonunda, isteğini kabul ediyor. Bu sahne, tanrılar arasındaki aile ilişkilerini, insani bir dille gösteriyor. Çevirmenler, bu sahnedeki duygusal tonları, kendi dillerinde yeniden kurmak zorunda.

Yeni tabletler, yeni çeviriler

Gılgamış çevirilerinin sürekli yenilenmesinin bir nedeni de, yeni tabletlerin bulunmaya devam etmesi. Destan, bitmiş bir metin değil; hâlâ, parçaları eklenen bir yapboz.

2015'te, Süleymaniye Müzesi'nde, Farouk Al-Rawi ve Andrew George, destanın beşinci tabletine ait, daha önce bilinmeyen bir parçayı yayımladı. Müze, bu tableti, bir antika satıcısından satın almıştı; buluntu yeri, bu yüzden, kesin olarak bilinmiyor. Bu parça, Gılgamış ve Enkidu'nun, sedir ormanına girdiği bölüme, yaklaşık yirmi yeni satır ekledi.

Yeni satırlar, ormanı, şaşırtıcı bir canlılıkla tasvir ediyor: kuşların ötüşü, maymunların çığlıkları, ağustosböceklerinin sesi. Humbaba, ormanın bekçisi, bu seslerin ortasında, bir tür müzik dinleyen bir figür olarak görünüyor. Bu tasvir, Humbaba'yı, yalnızca bir canavar değil, ormanın bir parçası olarak sunuyor. Gılgamış ve Enkidu'nun, ormanı kesip Humbaba'yı öldürmesi, bu yeni satırların ışığında, daha karmaşık bir anlam kazanıyor. Hatta, Enkidu'nun, ormanı yok ettikleri için pişmanlık duyduğuna dair satırlar da var.

Bu buluntu, gelecekteki çevirilerin, Sandars'ın ya da George'un 1999 çevirisinin, okumadığı bir Gılgamış sunacağını gösteriyor. Kim bilir, on yıl sonra, destanın hangi bölümleri, hangi yeni tabletlerle değişmiş olacak?

Akademik okuma

Akademisyenler, Gılgamış çevirilerini, "çeviri çalışmaları" ve "alımlama çalışmaları" çerçevesinde inceliyor. Theodore Ziolkowski'nin "Gilgamesh Among Us" adlı kitabı, farklı çevirilerin, destanın modern algısını nasıl şekillendirdiğini ele alıyor.

Akademisyenlere göre, her çeviri, bir yorum. Sandars'ın akıcı düzyazısı, destanı, bir roman gibi okunabilir hale getirdi. George'un parçalı çevirisi, destanın, bir arkeolojik buluntu olduğunu hatırlattı. Mitchell'in şiirsel versiyonu ise, destanı, bir modern şiir gibi sundu.

Sitchin'in okuması

Sitchin, Gılgamış Destanı'nı, kendi kuramı içinde yorumladı. Ona göre, Gılgamış'ın ölümsüzlük arayışı, Anunnaki'nin uzay üssüne, yani "Tilmun"a yaptığı bir yolculuktu. Sitchin, destanın, bazı bölümlerini, uzay araçlarının ve roketlerin tasviri olarak okudu.

Sitchin, çevirilerden hangisini kullandığını, her zaman açıkça belirtmedi; ama yorumlarını, genellikle, kendi Sümerce ve Akadca okumalarına dayandırdığını öne sürdü. Akademisyenler, bu okumaların, standart çevirilerle uyuşmadığını belirtiyor.

Forumlarda

Forumlarda, Gılgamış'ın hangi çevirisinin okunması gerektiği, sık sık tartışılıyor. Bazı kullanıcılar, George'un çevirisini, akademik doğruluğu nedeniyle öneriyor; bazıları ise, Mitchell'in versiyonunu, okunabilirliği nedeniyle tercih ediyor.

Türkçe forumlarda, Gılgamış'ın Türkçe çevirileri de, benzer tartışmalara konu oluyor. Bazı kullanıcılar, İngilizce çevirilerle Türkçe çevirileri karşılaştırarak, farklılıkları tartışıyor.

Benim önerim

Gılgamış'ı ilk kez okuyacak biri için, benim önerim, iki çeviriyi yan yana okumak. Önce, akıcı bir çeviriyle, hikâyenin bütününü kavramak; sonra, George'un satır satır çevirisiyle, metnin gerçekte ne kadar parçalı olduğunu görmek. Bu ikili okuma, okura, hem bir hikâyenin zevkini, hem de bir arkeolojik buluntunun kırılganlığını hissettiriyor.

Bir de, destanın on birinci tabletini, yani tufan bölümünü, Atrahasis destanının tufan bölümüyle karşılaştırarak okumayı öneriyorum. İki metin arasındaki benzerlik ve farklar, Mezopotamya'da, aynı hikâyenin, farklı dönemlerde nasıl yeniden yazıldığını gösteriyor. Siz bu karşılaştırmayı yaptığınızda, en çok hangi fark dikkatinizi çekti?

SohbeX teorisi

Spekülasyon olarak okuyun. Bence Gılgamış'ın çeviri tarihi, Anunnaki tartışmasına, önemli bir ders veriyor: Mezopotamya metinleri, tek bir doğru okumaya sahip değil; ama her okuma, eşit derecede geçerli de değil. Sandars'ın, George'un ve Mitchell'in çevirileri, farklı; ama hepsi, aynı tabletlere ve aynı akademik birikime dayanıyor. Sitchin'in okuması ise, bu birikimin dışında duruyor. Belki de bir çevirinin değeri, kaynağına ne kadar şeffaf olduğuyla ölçülmeli.

Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.

Size soru

Gılgamış'ı, düzyazı bir çeviriden mi, yoksa satır satır bir çeviriden mi okumayı tercih edersiniz? Bir çevirinin "doğru" olup olmadığını, nasıl anlıyorsunuz? Yorumlarda yazın.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap