Genetik müdahale anlatısı: İddia ne, kaynağı ne? Bira içen tanrılar ve kusurlu bedenler
"İnsan, Anunnaki'nin genetik deneyinin ürünü." Bu cümle, Anunnaki anlatısının belki de en iddialı halkası. Altın madeni hikâyesi bir neden sunuyorsa, genetik müdahale anlatısı bir yöntem sunuyor: insan, maymunsu bir atanın genleriyle tanrıların genlerinin birleştirilmesiyle yaratıldı. Bu cümleyi ilk duyduğumda, bir bilim kurgu filminin özeti gibi gelmişti. Sonra kaynağını aramaya başladım.
Atrahasis'teki kil ve kan tarifini önceki yazıda konuştum. Bugün başka bir metne, Enki ve Ninmah'a, ve genetik anlatısının hangi kitaplarda, hangi kelimelerle kurulduğuna odaklanıyorum. Çünkü iddianın bir kısmı Atrahasis'ten değil, bu daha az bilinen Sümerce şiirden besleniyor.
İddianın parçaları
Popüler anlatı şöyle ilerliyor: Anunnaki, maden işini devralacak bir işçiye ihtiyaç duydu. Enki, bilim insanı olarak, Dünya'da zaten var olan bir hominidi, yani insan benzeri bir türü seçti. Bu türün yumurtasını Anunnaki'nin genetik malzemesiyle birleştirdi. İlk denemeler başarısız oldu; kusurlu varlıklar doğdu. Sonunda başarılı bir melez elde edildi: ilk insan. Bu insan, Sitchin'in deyişiyle bir "ilkel işçi"ydi.
Bu anlatı, Sitchin'in özellikle 1990'da yayımlanan "Genesis Revisited" kitabında ayrıntılandırılıyor. Kitapta Sitchin, modern genetik bilimindeki gelişmeleri, özellikle tüp bebek ve klonlama tartışmalarını, Sümer metinlerinin okunuşuna bağlıyor. Yani anlatının dili, yazıldığı dönemin bilimsel gündeminden besleniyor.
İlkel işçi
Sitchin'in kullandığı "ilkel işçi" ifadesi, Akadca bir terimden geliyor: lullû. Atrahasis'te ve başka metinlerde lullû-amēlu ifadesi geçiyor. Akadca sözlüklerde lullû, genellikle "ilk insan" ya da "ilkel insan" anlamında veriliyor; Enuma Eliş'te de Marduk, insanı yaratırken bu kelimeyi kullanıyor. Kelime, yaratılışın ilk aşamasındaki, henüz uygarlaşmamış insanı anlatıyor.
Sitchin bu kelimeyi "işçi" kavramıyla birleştirdi. Metinlerde insan gerçekten tanrıların yükünü taşımak için yaratılıyor, yani bir işçi. Ama "ilkel işçi" ifadesindeki "melez" çağrışımı, kelimenin kendisinde yok. Bu, Sitchin'in kendi yorumunun bir parçası.
Enki ve Ninmah
Asıl ilginç kaynak, Sümerce Enki ve Ninmah şiiri. ETCSL'de 1.1.2 numarasıyla yer alıyor. Şiirin ilk bölümünde, Atrahasis'e benzer şekilde, tanrılar ağır işten şikâyet ediyor. Enki uyuyor; annesi Namma onu uyandırıyor ve tanrıların yükünü hafifletecek bir şey yapmasını istiyor. Enki, Abzu'nun üzerindeki kilden insanı yapmayı öneriyor.
Şiirin ikinci bölümü ise beklenmedik bir şekilde bir şölen sahnesine dönüşüyor. Enki ve Ninmah bira içiyor ve aralarında bir yarışma başlıyor. Ninmah, kusurlu bedenlere sahip insanlar yapıyor: elleri kaskatı olan biri, gözleri görmeyen biri, ayakları felçli biri, kısır bir kadın, cinsiyeti olmayan bir varlık. Enki her birine toplumda bir yer buluyor: görmeyen adamı kralın önünde şarkı söyleyen bir müzisyen yapıyor, cinsiyeti olmayan varlığı kralın hizmetine veriyor.
Sonra roller değişiyor. Enki bir varlık yaratıyor ve Ninmah'tan ona bir görev bulmasını istiyor. Bu varlık, metinde "Umul" diye adlandırılıyor ve ne konuşabiliyor, ne yürüyebiliyor, ne de yemek yiyebiliyor. Ninmah ona bir yer bulamıyor ve yarışmayı kaybediyor.
Kusurlu bedenler
Genetik müdahale anlatıcıları, bu sahneyi başarısız genetik deneylerin bir kaydı olarak okuyor. Kusurlu bedenler, ilk deneylerin hatalı sonuçları; Umul ise belki bir prematüre bebek ya da başarısız bir melez. Bu okuma, ilk bakışta etkileyici, çünkü metin gerçekten bir dizi "hatalı" yaratımı sıralıyor.
Ama metnin kendi vurgusu başka bir yerde. Enki'nin her kusurlu bedene toplumda bir rol bulması, şiirin ahlaki merkezi. Akademisyenler, bu sahneyi engellilik ve toplumsal yer üzerine eski bir düşünce olarak okuyor. Metin, "kusurlu" görünen bedenlerin de bir yerinin olduğunu söylüyor. Bu, bence Sümer edebiyatının en insancıl anlarından biri.
Siz bu sahneyi okuyunca neyi görüyorsunuz: başarısız bir deneyi mi, yoksa herkese bir yer bulan bir tanrıyı mı? Ben ikincisini görüyorum ve bu yüzden genetik okumayı bu şiirin ruhuna yabancı buluyorum.
Ninti ve kaburga
Genetik anlatıda sık sık anılan bir başka ayrıntı, Ninti adlı tanrıça. Samuel Noah Kramer, Enki ve Ninhursag adlı başka bir Sümer şiirindeki bu tanrıçanın adını "kaburganın hanımı" ya da "hayat veren hanım" olarak okunabileceğini belirtti. Sümercede "ti" hem kaburga hem hayat anlamına gelebiliyor. Kramer, bu kelime oyununun, Havva'nın Adem'in kaburgasından yaratılması öyküsüne bir iz bırakmış olabileceğini öne sürdü.
Genetik anlatıcıları bu bağı, Anunnaki'nin bir kaburga hücresinden ya da kemik iliğinden genetik malzeme aldığı şeklinde yorumluyor. Kramer'in önerisi ise bir dil bilgisi gözlemi; herhangi bir tıbbi işlemden söz etmiyor. Ayrıca Kramer'in bu yorumu, akademisyenler arasında da tartışmalı.
Annelerin sahnesi
Enki ve Ninmah'ın açılışında, insanın yaratılmasında yalnızca Enki ile Ninmah yok. Şiirde Namma, yani Enki'nin annesi ve ilksel su tanrıçası, kili yoğuruyor. Yanında doğuma yardım eden bir grup tanrıça var. Bu tanrıçalar, şiirde kili kesip biçimlendirmeye, doğumu kolaylaştırmaya yardım ediyor. Ninmah ise doğumun başında duran ebe gibi.
Bu sahne, insanın yaratılışını bir doğum gibi anlatıyor. Kil, bir rahimde şekilleniyor; tanrıçalar, doğum sırasında annenin yanında duran kadınlar gibi davranıyor. Mezopotamya'da doğum tanrıçaları ayrı bir kategori olarak biliniyordu ve doğum büyüleri bu tanrıçalara seslenirdi.
Genetik anlatıda bu sahne, taşıyıcı annelik olarak okunuyor: tanrıçalar, melez embriyoları rahimlerinde taşıdı. Bu yorum, metnin doğum imgelerini bir tıbbi prosedüre çeviriyor. Bana ise bu sahne, bir köyde doğuma yardım eden kadınların eski bir tablosu gibi geliyor. Siz kendi ailenizde, doğumun kadınlar arasında paylaşıldığı bu tür hikâyeler duydunuz mu? Anadolu köylerinde ebe kadınlar uzun süre büyük bir saygıyla anıldı. Sümer şiirindeki tanrıçalar da bana o ebeyi hatırlatıyor.
Tanrılar arasındaki ilişki
Enki ve Ninmah'ta tanrılar arasındaki ilişki, bir rekabet ve bir ortaklık. Enki ve Ninmah birlikte yaratıyor, ama aynı zamanda birbirleriyle yarışıyor. Bira, bu yarışmanın hem sebebi hem de havası. Şölen sahnesinde An, Enlil ve diğer büyük tanrılar da hazır bulunuyor ve Enki'yi övüyor.
Bu ilişki, Sitchin'in anlatısında bir laboratuvar ekibinin çalışmasına dönüşüyor: Enki baş bilim insanı, Ninmah ya da Ninhursag tıp uzmanı. Metindeki şölen havası, bu dönüşümde kayboluyor. Ben bu kaybı, anlatının en büyük eksiği olarak görüyorum; çünkü bira içip yarışan iki tanrı, bir laboratuvar ekibinden çok daha insani.
Akademik okuma
Akademisyenler, Enki ve Ninmah'ı insan yaratılışı ve toplumsal düzen üzerine bir mit olarak görüyor. Şiirde Ninmah'ın yenilgisi, bazı araştırmacılar tarafından ana tanrıça figürünün zaman içinde Enki gibi erkek tanrılar karşısında geri plana itilmesiyle ilişkilendiriliyor. Metnin son bölümü kırık olduğu için, kesin bir yorum yapmak zor.
Akademik okumada insan, kilden yaratılıyor; bu, Mezopotamya'nın ortak yaratılış imgesi. Genetik bir müdahale fikri, metinlerin hiçbirinde bulunmuyor.
Sitchin'in okuması
Sitchin, bu metinleri modern genetik terimleriyle yeniden yazdı. Kil, yumurta; kan, genetik malzeme; doğum tanrıçaları, taşıyıcı anneler. Bu çeviri, metinlere bilimsel bir görünüm kazandırıyor ve okura, eski bir mitin içinde modern bir bilginin saklı olduğu hissini veriyor.
Bu okuma, metinlerin dilini modern bir sözlüğe çeviriyor, ama kendi kaynaklarına dayanan bir bağımsız doğrulama sunamıyor.
Forumlarda
Forumlarda genetik müdahale anlatısı, özellikle insan genomundaki bazı özellikler üzerinden tartışılıyor. İnsanın ikinci kromozomunun, iki ata kromozomunun kaynaşmasıyla oluştuğu bilgisi, bazı paylaşımlarda Anunnaki müdahalesinin kanıtı olarak sunuluyor. Genetikçiler ise bu kaynaşmanın evrimsel bir süreç olduğunu ve diğer büyük maymunlarla karşılaştırıldığında açıkça izlenebildiğini anlatıyor.
Türkçe forumlarda ise bu tartışma genellikle dini argümanlarla iç içe geçiyor. Bazı kullanıcılar genetik anlatıyı yaratılışçı argümanlarla birleştiriyor, bazıları evrim teorisine alternatif olarak sunuyor.
SohbeX teorisi
Spekülasyon olarak okuyun. Bana öyle geliyor ki genetik müdahale anlatısının gücü, eski bir sorudan geliyor: biz neden bu kadar farklıyız? Mezopotamyalılar bu soruya kil ve tanrı kanıyla cevap verdi. Sitchin ise aynı soruya kendi döneminin bilim dilini kullanarak cevap verdi. Belki de her çağ, yaratılış mitini kendi bilim sözlüğüyle yeniden yazıyor.
Bu bir tahmin; kanıtlayamam. Ama Enki ve Ninmah'ı okurken, binlerce yıl önce yaşamış bir şairin de kendi döneminin en ileri bilgisini kullandığını düşünmeden edemiyorum.
Size soru
Enki'nin her kusurlu bedene bir yer bulması size ne düşündürüyor? Genetik anlatı, sizce bu şiire yeni bir anlam mı katıyor, yoksa onun insancıl yanını mı siliyor? Yorumlarda konuşalım; özellikle engellilik tarihi üzerine çalışanların bu şiir hakkındaki görüşlerini merak ediyorum.
Bir sonraki yazıda bu anlatının Kitab-ı Mukaddes'teki bir pasajla, Tekvin'in altıncı bölümündeki Nefilim ile nasıl birleştirildiğine bakacağım; orada iş, Sümerceden İbraniceye taşınıyor.
Giriş yap