Giriş yap
🏺 Anunnaki

Faida kabartmaları: kanal kıyısında tanrıların alayı

Irak'ın kuzeyinde, Kürdistan Bölgesi'ndeki Duhok kentinin yakınlarında, Faida adlı küçük bir köy var. Köyün yanından, kayalık bir yamaç boyunca, eski bir kanal uzanıyor. Kanalın duvarlarına, yaklaşık iki bin yedi yüz yıl önce, Asur heykeltıraşları, bir dizi kabartma oydu. Bu kabartmalarda, bir Asur kralı, hayvanların sırtında duran yedi büyük tanrının önünde dua ediyor.

Faida kabartmaları, uzun süre, yerel halkın ve birkaç gezginin bildiği, ama bilim dünyasında pek tanınmayan eserlerdi. Son yıllarda yapılan kazılar, bu kabartmaların çoğunun toprağın altında gizli kaldığını ve sanıldığından çok daha fazla panel olduğunu ortaya çıkardı. Ben bu kabartmaları, Asur dininin en net "tanrılar haritalarından" biri olarak görüyorum. Bir kanalın duvarına tanrılar oyulması size ne anlatıyor?

Sanherib'in kanalları

Faida kabartmaları, Asur kralı Sanherib'in (MÖ 705-681) ya da onun ardıllarından birinin döneminde yapılmış görünüyor. Sanherib, Ninova'yı imparatorluğun başkenti yaptığında, kentin ve bahçelerinin su ihtiyacını karşılamak için, kuzeydeki dağlardan büyük bir su sistemi inşa ettirdi.

Bu sistem, kanallar, su kemerleri, barajlar ve tünellerden oluşuyordu. Toplam uzunluğu, yüz elli kilometreyi aşıyordu. Bu sistemin en ünlü parçası, Cerwan'daki su kemeridir; bu yapı, dünyanın bilinen en eski su kemerlerinden biri. Faida'daki kanal ise, bu büyük sistemin, Ninova'nın kuzeyindeki tarım alanlarını sulamak için yapılmış bir koluydu.

Sanherib'in yazıtları, bu su sisteminin, Ninova'yı çevreleyen bahçelere ve tarlalara bereket getirdiğini övünerek anlatıyor. Bazı araştırmacılar, özellikle Stephanie Dalley, Babil'in Asma Bahçeleri'nin aslında Babil'de değil, Ninova'da, Sanherib'in bahçelerinde olabileceğini öne sürdü. Bu öneri, tartışmalı, ama Sanherib'in su sisteminin büyüklüğü, onu çekici kılıyor.

Kabartmaların keşfi

Faida kabartmalarından bazıları, yirminci yüzyılın başlarında, Avrupalı gezginler tarafından fark edildi. Yirminci yüzyılın ikinci yarısında, bazı araştırmacılar, görünen panelleri inceledi ve kayıt altına aldı. Ancak o dönemde, kabartmaların büyük kısmı toprakla kaplıydı ve yalnızca birkaç panelin üst kısımları görünüyordu.

2019'da, İtalya'daki Udine Üniversitesi'nden Daniele Morandi Bonacossi ve Duhok Eski Eserler Müdürlüğü'nden Hasan Ahmed Qasim'in yönettiği ortak bir ekip, "Ninova Toprakları Arkeoloji Projesi" kapsamında, Faida'da kazılar yaptı. Bu kazılarda, kanalın duvarları boyunca, toprağın altında gizli kalmış on kabartma panelinin tamamı ortaya çıkarıldı.

Bu buluntu, 2020'de, uluslararası basında geniş yer aldı. Morandi Bonacossi, bu kabartmaları, "Asur dinine dair bildiklerimizi zenginleştiren" eserler olarak tanımladı. Kazıcılar, kabartmaların korunması için de çalışmalara başladı, çünkü alan, yakındaki bir çimento fabrikasının genişlemesi ve yasadışı inşaat nedeniyle tehdit altındaydı.

Yedi tanrı

Faida kabartmalarının her panelinde, aynı sahne tekrarlanıyor. Panelin iki ucunda, Asur kralı duruyor; elini kaldırmış, dua ediyor. Ortada, yedi tanrı, her biri kendi sembolik hayvanının sırtında, bir alay halinde sıralanmış.

Bu tanrılar, Asur panteonunun en önemli üyeleri: Aşur, yani Asur'un ulusal tanrısı, bir ejderhanın ve boynuzlu bir aslanın üzerinde; onun eşi Mullissu, oturduğu bir tahtın altında bir aslanla; ay tanrısı Sin, boynuzlu bir aslanın üzerinde; yazı ve bilgelik tanrısı Nabu, bir ejderhanın üzerinde; güneş tanrısı Şamaş, bir atın üzerinde; fırtına tanrısı Adad, iki boğanın ya da boynuzlu bir aslanın üzerinde; ve İştar, bir aslanın üzerinde.

Bu yedi tanrının bir arada tasvir edilmesi, Asur dininde önemli bir yere sahip olan "büyük tanrılar" fikrini yansıtıyor. Kraliyet yazıtlarında, krallar, kendilerine güç veren büyük tanrıları sıralar ve onların adına hareket ettiklerini söylerdi. Faida kabartmaları, bu sıralamanın taşa işlenmiş görsel bir versiyonu.

Kanalın tanrıları

Kabartmaların bir kanalın kenarına oyulması, rastlantı değil. Mezopotamya'da su, hayatın kaynağıydı ve sulama kanalları, tanrıların armağanı olarak görülüyordu. Sanherib'in yazıtları, kanalların açılışında, tanrılara kurbanlar sunulduğunu ve dualar edildiğini anlatıyor.

Faida'daki kabartmalar, büyük olasılıkla, kanalın açılışı sırasında ya da sonrasında yapıldı. Tanrıların, suyun aktığı yerde tasvir edilmesi, onların bu suyu kutsadığını ve tarlalara bereket getireceğini simgeliyordu. Kral ise, bu bereketi sağlayan kişi olarak, tanrıların önünde, onların adına dua ediyordu.

İlginç bir ayrıntı: kabartmalardaki yedi tanrı arasında, tatlı suların ve kaynakların tanrısı Ea, yani Sümer'in Enki'si, yok. Bir kanalın kenarında, su tanrısının yer almaması, bu kabartmaların sudan çok kraliyet ideolojisini anlattığını düşündürüyor.

Tanrılar arasındaki ilişki: Aşur ve diğerleri

Faida kabartmalarında, tanrıların sıralaması, Asur dininin hiyerarşisini yansıtıyor. En başta, Aşur geliyor. Aşur, başlangıçta, Aşur kentinin yerel tanrısıydı; ama Asur İmparatorluğu genişledikçe, tanrıların kralı haline geldi. Sanherib döneminde, Aşur, Babil'in Marduk'unun ve Sümer'in Enlil'inin yerini alarak, en yüce tanrı oldu.

Aşur'un eşi Mullissu, Sümer'in Ninlil'inin Asurca karşılığıydı. Yani Asurlular, Enlil'in eşini, kendi tanrıları Aşur'un eşi yaptı. Bu, Asur'un, Sümer ve Babil dinsel geleneğini kendi ulusal tanrısının çevresinde yeniden düzenlediğini gösteriyor.

Sin, Şamaş, Adad ve İştar, Mezopotamya'nın geleneksel büyük tanrılarıydı ve Asur'da da derin bir saygı görüyordu. Nabu'nun bu listede yer alması ise, Asur'un son döneminde Nabu kültünün ne kadar güçlendiğini gösteriyor. Nabu, Babil'in Marduk'unun oğluydu; ama Asur krallarının gözünde, yazının, bilginin ve kaderin tanrısı olarak, giderek daha önemli hale geldi.

Hayvanların dili

Tanrıların hayvanlar üzerinde durması, Mezopotamya sanatının eski bir geleneği. Her tanrının, kendine özgü bir hayvanı vardı: Adad'ın boğası, İştar'ın aslanı, Aşur ve Nabu'nun ejderhası, Şamaş'ın atı. Bu hayvanlar, tanrının gücünü, karakterini ve işlevini simgeliyordu.

Bu gelenek, Hititler'de ve Hurriler'de de görülüyor. Yazılıkaya'daki Hitit kabartmalarında, tanrılar, benzer şekilde, hayvanların ya da dağların üzerinde duruyor. Faida kabartmaları, bu ortak Yakın Doğu geleneğinin Asur'daki bir yansıması olarak görülebilir.

Khinis ve diğer kaya kabartmaları

Faida, Sanherib'in su sistemi boyunca yapılan tek kaya kabartması alanı değil. Duhok'un doğusunda, Khinis adlı bir yerde, Sanherib'in kanalının başlangıç noktasında, çok daha büyük kabartmalar bulunuyor. Burada, devasa bir kaya yüzeyinde, kral ve tanrılar tasvir edilmiş; ayrıca, kanalın açılışını anlatan uzun bir yazıt var. Cerwan'daki su kemeri ise, binlerce taş bloktan inşa edilmiş ve bazı bloklarda Sanherib'in adı yazılı.

Bu kaya kabartmaları, birlikte, Asur'un kuzey topraklarına yayılmış bir "kutsal peyzaj" oluşturuyordu. Su, dağlardan inerken, kralın ve tanrıların tasvirlerinin önünden geçiyor ve sonunda Ninova'nın bahçelerine ulaşıyordu. Yolculuğun her aşaması, bir kabartmayla işaretlenmişti.

Bugün, bu alanların bir kısmı, Kürdistan Bölgesi'nde, arkeolojik park olarak düzenleniyor. Bu çalışmalar, bölgenin turizmine ve kültürel mirasın korunmasına katkı sağlamayı amaçlıyor. Khinis ve Cerwan, Sanherib’in su mühendisliğini kendi başına anlatan ayrı bir konu; o hikâyeye başka bir sayfada döneceğiz. Burada şu kadarını söyleyelim: Faida, bu büyük sistemin en sade ama en çok panel taşıyan halkası.

Akademik okuma

Akademisyenler, Faida kabartmalarını, Asur kaya kabartması sanatının ve dininin önemli bir örneği olarak değerlendiriyor. Bu kabartmalar, sarayların içindeki kabartmalardan farklı olarak, açık arazide, halkın görebileceği bir yerde bulunuyordu. Bu da, onların kraliyet propagandasının ve dinsel ideolojinin geniş kitlelere ulaştırılmasında bir rol oynadığını düşündürüyor.

Ayrıca Faida kabartmaları, Asur'un su yönetimi ve tarım politikaları hakkında da bilgi veriyor. Kanallar, imparatorluğun ekonomik gücünün en önemli dayanaklarından biriydi ve krallar, bunu tanrısal bir onayla süslüyordu.

Sitchin'in okuması

Sitchin, Asur kabartmalarındaki tanrıları, Anunnaki'nin farklı üyeleri olarak tanımladı. Ona göre, tanrıların hayvanlar üzerinde durması, onların kullandığı araçları ya da sembolleri temsil ediyordu. Sitchin, özellikle kanatlı ve ejderha figürlerini, Anunnaki teknolojisinin işaretleri olarak yorumladı.

Faida kabartmaları, Sitchin'in ölümünden sonra ortaya çıkarıldığı için, onun eserlerinde yer almıyor. Ancak bazı takipçileri, bu kabartmaları, "yedi Anunnaki'nin" bir tasviri olarak sunuyor. Akademik okumada, bu yedi tanrı, Asur'un bilinen büyük tanrılarıdır ve hayvanlar, onların geleneksel sembolleridir.

Forumlarda

Forumlarda Faida kabartmaları, 2020'deki haberlerle birlikte geniş ilgi gördü. Bazı kullanıcılar, tanrıların hayvanların üzerinde durmasını, "uçan araçlar" ya da "binekler" olarak yorumladı. Diğerleri ise, kabartmaların korunması konusunda endişelerini dile getirdi ve çimento fabrikasının genişlemesine karşı kampanyaları destekledi.

SohbeX teorisi

Spekülasyon olarak okuyun. Bence Faida kabartmalarının en ilginç yanı, tanrıların suyla birlikte tasvir edilmesi. Bir kanalın duvarı, tanrıların alayı için bir sahne oldu. Su aktıkça, tanrıların bereketi de akıyordu.

Belki de Asurlular için, kanal açmak, yalnızca bir mühendislik işi değil, tanrıların iradesini yeryüzüne taşımanın bir yoluydu. Su, tanrıların lütfuydu ve kral, bu lütfu insanlara ulaştıran aracıydı.

Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.

Size soru

Faida kabartmalarını daha önce duymuş muydunuz? Sizce bir kanal duvarına tanrılar oymak, bir sarayın duvarına oymaktan daha mı anlamlı? Bu kabartmaları korumak için ne yapılmalı? Yorumlarda yazın.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap