Giriş yap
🏺 Anunnaki

Ezidiler: Tavus Melek ve Mezopotamya sorusu

Kuzey Irak'ta, Duhok'un yakınında, dağların arasında, Laleş adlı bir vadi var. Bu vadinin içinde, konik kubbeleriyle tanınan bir türbe yükseliyor: Şeyh Adi'nin türbesi. Ezidiler için, burası, dünyanın en kutsal yeri. Her Ezidi, hayatında en az bir kez, Laleş'i ziyaret etmeyi umuyor. Vadiye girerken, ayakkabılar çıkarılıyor; çünkü vadinin toprağı, kutsal sayılıyor. Türbenin girişinde, kapının yanında, taşa oyulmuş siyah bir yılan figürü dikkat çekiyor. Bu figürün anlamı, Ezidi anlatılarında, farklı şekillerde açıklanıyor.

Bu sayfada, Ezidileri anlatmak istiyorum. Ezidiler kimdir? Tavus Melek kimdir? Ve Ezidi inancının, eski Mezopotamya dinleriyle, bir bağlantısı var mı? Bu son soru, internette, çok sık soruluyor; ama cevabı, sanıldığı kadar açık değil. Siz, Ezidiler hakkında, ne biliyorsunuz?

Tavus Melek

Ezidi inancının merkezinde, Tavus Melek, yani Tavus Kuşu Melek, yer alıyor. Ezidi inancına göre, Tanrı, dünyayı yarattıktan sonra, onun yönetimini, yedi meleğe emanet etti. Bu meleklerin başı, Tavus Melek'ti.

Ezidi anlatılarında, Tavus Melek, Tanrı'nın emriyle, Adem'e secde etmeyi reddetti. Bu anlatı, İslam'daki İblis anlatısıyla benzerlik gösteriyor. Bu yüzden, tarih boyunca, Ezidiler, komşuları tarafından, yanlış bir şekilde, şeytana tapmakla suçlandı. Bu suçlama, Ezidilerin, yüzyıllar boyunca, baskıya ve katliamlara uğramasının, en önemli nedenlerinden biri oldu.

Ama Ezidi inancında, Tavus Melek'in reddi, bir isyan değil, Tanrı'ya olan bağlılığın bir ifadesi olarak yorumlanıyor. Tavus Melek, Tanrı'dan başka kimseye secde etmeyi reddetti; çünkü Tanrı'nın birliğine olan inancı, bunu gerektiriyordu. Bu yorum, Tavus Melek'i, düşmüş bir varlık değil, Tanrı'nın en sadık hizmetkârı yapıyor.

Şeyh Adi

Ezidi inancının tarihsel kökeni, büyük ölçüde, Şeyh Adi bin Müsafir ile ilişkilendiriliyor. Şeyh Adi, on birinci yüzyılın sonunda, Lübnan'ın Bekaa vadisinde doğdu ve Bağdat'ta, Sufi eğitimi aldı. Ardından, Kuzey Irak'taki Laleş vadisine yerleşti ve burada, bir Sufi topluluğu kurdu. 1162 civarında öldü ve Laleş'te gömüldü.

Şeyh Adi'nin öğretileri, zamanla, yerel Kürt toplulukları arasında yayıldı ve onların, daha eski inanç ve gelenekleriyle, iç içe geçti. Bu süreçte, Ezidi inancı, kendine özgü bir din olarak şekillendi. Şeyh Adi, bugün, Ezidiler tarafından, Tavus Melek'in bir yansıması olarak görülüyor.

Sözlü gelenek

Ezidi inancı, büyük ölçüde, sözlü bir gelenek üzerine kurulu. Kutsal ilahiler, "qewl" adı verilen, Kurmanci dilinde söylenen manzum metinler. Bu ilahiler, "qewwal" adı verilen, özel olarak yetiştirilmiş ilahi okuyucular tarafından, kuşaktan kuşağa, ezberlenerek aktarılıyor.

Ezidilerin iki kutsal kitabı olduğu söylenen metinler, yani "Kitêba Cilwe" ve "Meshefa Reş", yirminci yüzyılın başında, Batılı araştırmacılar tarafından yayınlandı. Ama bu metinlerin özgünlüğü, akademisyenler arasında, tartışmalı. Birçok araştırmacı, bu metinlerin, Ezidi geleneğini yansıtsa da, yirminci yüzyılın başında, dışarıdan gelen ilgiye cevap olarak, yazıya geçirildiğini ya da derlendiğini düşünüyor.

Philip Kreyenbroek, Ezidi ilahilerini, akademik olarak inceleyen en önemli araştırmacılardan biri. Kreyenbroek, 1995'te yayınlanan "Yezidism: Its Background, Observances and Textual Tradition" adlı kitabında, Ezidi ilahilerini, ilk kez, sistematik olarak, İngilizceye çevirdi.

Toplum yapısı

Ezidi toplumu, katı bir kast sistemine sahip. Topluluk, şeyhler, pirler ve müritler olmak üzere, üç ana gruba ayrılıyor. Her Ezidi, kendi grubunun içinden evlenmek zorunda. Ezidi olmak için, Ezidi bir anne ve babadan doğmak gerekiyor; dine sonradan girmek, mümkün değil.

Bu katı kurallar, Ezidi topluluğunu, yüzyıllar boyunca, dış baskılara karşı korudu. Ama aynı zamanda, topluluğun, küçük ve kapalı kalmasına da neden oldu.

Mezopotamya bağlantısı

İnternette, Ezidi inancının, eski Sümer ya da Babil dinlerinin bir devamı olduğu iddiası, sıkça karşımıza çıkıyor. Bu iddiaya göre, Tavus Melek, Sümer tanrısı Enki'nin ya da bir başka Mezopotamya tanrısının, daha geç bir biçimi. Bazı Anunnaki yazarları da, Ezidileri, Anunnaki'nin yaşayan mirasçıları olarak tanımlıyor.

Bu iddiaların, akademik bir dayanağı var mı? Kısa cevap: çok zayıf. Ezidi inancında, Mezopotamya tanrılarının adları geçmiyor. Tavus Melek ile Enki arasında, doğrudan bir bağlantıyı gösteren, hiçbir metin ya da arkeolojik buluntu bulunmuyor. Ezidi inancının şekillendiği dönem ile, Mezopotamya tanrılarına son kez tapınıldığı dönem arasında, yüzyıllar var.

Akademisyenler, Ezidi inancının, Sufi İslam'ın yanı sıra, eski İran dinlerinden, özellikle de, Zerdüştlük öncesi Batı İran inançlarından, etkilendiğini düşünüyor. Kreyenbroek, Ezidi inancındaki bazı unsurların, eski İran mitolojisiyle, örneğin, güneşe ve ateşe duyulan saygıyla, bağlantılı olabileceğini öne sürdü. Ama bu bağlantılar da, dikkatle ele alınması gereken, varsayımlar.

Kırmızı Çarşamba

Ezidilerin en önemli bayramlarından biri, "Çarşema Sor", yani Kırmızı Çarşamba. Bu bayram, nisan ayında, Ezidi takvimine göre, yılın ilk çarşambasında kutlanıyor. Ezidi inancına göre, bu gün, Tavus Melek, dünyaya indi ve onu, renklerle süsledi. Bayram sırasında, yumurtalar boyanıyor, kapılar çiçeklerle süsleniyor ve kandiller yakılıyor.

Bazı yazarlar, bu bahar bayramını, Babil'in yeni yıl bayramı Akitu ile karşılaştırıyor. Akitu da, baharda, nisan ayında kutlanıyordu. Bu benzerlik, ilk bakışta, dikkat çekici. Ama bahar bayramları, dünyanın birçok kültüründe, doğanın yeniden canlanmasını kutlamak için var. Nevruz, Paskalya ve Hıdrellez gibi bayramlar da, benzer temalar taşıyor. Bu yüzden, Kırmızı Çarşamba ile Akitu arasında, doğrudan bir bağlantı kurmak, kanıt olmadan, mümkün değil.

2014 ve sonrası

Ağustos 2014'te, IŞİD, Irak'ın kuzeyindeki Sincar bölgesine saldırdı. Bu saldırıda, binlerce Ezidi erkek öldürüldü; binlerce kadın ve çocuk ise, kaçırıldı ve köleleştirildi. Birleşmiş Milletler ve birçok ülkenin parlamentosu, bu olayları, soykırım olarak tanıdı.

On binlerce Ezidi, Sincar Dağı'na kaçtı ve günlerce, susuz ve yiyeceksiz, dağda mahsur kaldı. Bugün, Ezidilerin önemli bir kısmı, hâlâ, Kuzey Irak'taki kamplarda yaşıyor. Birçoğu ise, Almanya başta olmak üzere, Avrupa ülkelerine göç etti.

Türkiye'de de, yüzyıllar boyunca, Mardin, Batman, Siirt ve Urfa çevresinde, Ezidi köyleri vardı. Ama yirminci yüzyılın ikinci yarısında, bu toplulukların büyük bir kısmı, Almanya'ya göç etti. Bu göçün nedenleri, ekonomik zorluklar, toprak anlaşmazlıkları ve dini ayrımcılık olarak sıralanıyor. Bugün, Almanya'daki Ezidi topluluğu, dünyanın en büyük Ezidi diaspora topluluklarından biri.

Diaspora, Ezidi geleneği için, yeni sorular doğurdu. Kast kurallarına bağlı evlilikler, Avrupa'da büyüyen gençler için, nasıl sürdürülecek? Laleş'e hac, uzak bir ülkeden, nasıl yapılacak? Qewwal'ların sayısı azalırken, ilahiler, nasıl korunacak? Bazı Ezidi dernekleri, ilahileri kayda alıyor ve yazıya geçiriyor. Bu, sözlü bir gelenek için, hem bir koruma hem de bir dönüşüm anlamına geliyor. Çünkü bir ilahi, yazıya geçirildiğinde, artık, her okuyucunun ağzında, küçük değişikliklerle yaşayan bir metin olmaktan çıkıyor; sabit bir biçim kazanıyor.

2014'ten sonra, Ezidi dini liderleri, IŞİD tarafından kaçırılan ve kurtarılan kadınların, topluluğa geri kabul edilmesi için, önemli bir karar aldı. Bu karar, katı kuralları olan bir topluluğun, büyük bir felaket karşısında, nasıl uyum sağlayabildiğini gösteriyor. Sizce, bir topluluk, geleneğini korurken, ne ölçüde değişebilir?

Tanrılar arasındaki ilişki

Ezidi inancında, tek bir Tanrı var; Tavus Melek ve diğer altı melek, Tanrı'nın, dünyayı yönetmek için görevlendirdiği varlıklar. Bu yapı, yüzeysel olarak, Mezopotamya'daki büyük tanrıların, dünyayı paylaşması anlatılarını hatırlatabilir. Ama Ezidi inancındaki melekler, tanrı değil; Tanrı'nın hizmetkârları.

Bu yüzden, Ezidi inancını, bir çok tanrılı din olarak değil, kendine özgü bir tek tanrılı inanç olarak görmek, daha doğru.

Akademik okuma

Philip Kreyenbroek'in "Yezidism" adlı kitabı, bu alandaki en önemli akademik çalışmalardan biri. Christine Allison'ın "The Yezidi Oral Tradition in Iraqi Kurdistan" adlı kitabı, Ezidi sözlü geleneğini, ayrıntılı olarak inceliyor. Birgül Açıkyıldız'ın "The Yezidis: The History of a Community, Culture and Religion" adlı kitabı ise, Ezidi tarihini ve sanatını ele alıyor.

Sitchin'in okuması

Sitchin, Ezidilere değinmedi. Ama bazı Anunnaki yazarları, Ezidileri, Anunnaki'nin mirasçıları olarak tanımlıyor ve Tavus Melek'i, Enki ile eşleştiriyor.

Ama bu iddialar, Ezidi metinlerine ya da Ezidilerin kendi anlatılarına dayanmıyor.

Forumlarda

Türk forumlarında, Ezidiler, sıkça tartışılıyor. Ama bu tartışmaların birçoğunda, Ezidilere yönelik önyargılar, hâlâ yaygın.

Bence Ezidileri, Anunnaki teorilerinin bir parçası olarak değil, kendi tarihine, acılarına ve inancına sahip bir topluluk olarak okumak gerekiyor.

SohbeX teorisi

Spekülasyon olarak okuyun. Bence Ezidileri, eski Mezopotamya'nın mirasçıları olarak tanımlamak, onlara bir onur verir gibi görünse de, aslında, onların kendi seslerini bastırıyor. Ezidilerin inancı, Sümer'den değil, kendi ilahilerinden, kendi bayramlarından ve kendi tarihinden okunmalı.

Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.

Size soru

Ezidiler hakkında, bu sayfayı okumadan önce, ne biliyordunuz? Onları, Mezopotamya ile ilişkilendiren iddiaları, nasıl değerlendiriyorsunuz? Yorumlarda yazın.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap