Giriş yap
🏺 Anunnaki

Eternals filmi ve Gılgamış karakteri

Kasım 2021'de, Marvel Studios'un "Eternals" filmi, sinemalarda gösterime girdi. Filmin yönetmeni, Chloé Zhao'ydu; aynı yıl, "Nomadland" ile en iyi yönetmen Oscar'ını kazanmıştı. Filmde, on ölümsüz kahraman, binlerce yıl boyunca, insanlığın arasında yaşıyor ve tarihin akışına, gizlice tanıklık ediyor. Bu kahramanlardan biri, Gılgamış.

Filmin açılış sahnelerinden biri, Mezopotamya'da geçiyor: MÖ 5000 civarında, Mezopotamya'da bir kentte, Eternals, insanlara, tarım ve teknoloji konusunda yardım ediyor. Bu sahne, eski uzaylılar kuramının, büyük bütçeli bir Hollywood versiyonu gibi görünüyor. Peki film, Gılgamış'ı, nasıl yorumladı? Siz filmi izlediyseniz, bu sahne size ne düşündürdü?

Filmin hikâyesi

"Eternals", Jack Kirby'nin 1976'da yarattığı çizgi roman serisine dayanıyor. Filmde, Celestials adlı kozmik varlıklar, Eternals'ı, yedi bin yıl önce, Dünya'ya gönderiyor. Görevleri, insanlığı, Deviants adlı canavarlardan korumak. Ama Eternals'ın, insanlığın kendi çatışmalarına müdahale etmesi yasak.

Filmin ilerleyen bölümlerinde, Eternals, asıl görevlerinin, insanlığı korumak değil, yeni bir Celestial'ın doğumu için, Dünya'yı hazırlamak olduğunu öğreniyor. Bu doğum, Dünya'nın yok olması anlamına geliyor. Eternals, bu görevi kabul etmek ile insanlığı korumak arasında bölünüyor.

Bu hikâye, Anunnaki anlatısının bazı öğelerini çağrıştırıyor: insanlığa yardım eden kadim varlıklar, bu varlıkların üstündeki daha büyük güçler ve insanlığın, bu güçlerin planında bir araç olması.

Filmdeki Gılgamış

Filmde, Gılgamış'ı, Güney Koreli oyuncu Ma Dong-seok, uluslararası adıyla Don Lee, canlandırıyor. Filmin Gılgamış'ı, güçlü, sıcak ve koruyucu bir karakter. Thena adlı başka bir Eternal'a, yüzyıllardır bakıyor; çünkü Thena, "Mahd Wy'ry" denen, Eternals'ın hafızasının bozulmasına yol açan bir hastalıktan muzdarip.

Filmin Gılgamış'ı, destandaki Gılgamış'tan, çok farklı. Destanda, Gılgamış, Uruk'un kralı; genç ve kibirli bir hükümdar. Halkını eziyor, tanrılar, onu dizginlemek için, Enkidu'yu yaratıyor. Gılgamış ve Enkidu, önce dövüşüyor, sonra dost oluyor. Enkidu'nun ölümünden sonra, Gılgamış, ölümsüzlüğü arıyor; ama bulamıyor.

Filmde ise, Gılgamış, ölümsüz. Yani, destanın asıl teması, yani ölümlülük ve ölümsüzlük arayışının boşuna olması, filmde tersine çevrilmiş. Bu, bence, ilginç bir ironi: destanın kahramanı, ölümsüzlüğü bulamazken, filmin kahramanı, zaten ölümsüz.

Gılgamış ve Enkidu'nun yankısı

Filmdeki Gılgamış ve Thena ilişkisi, bazı izleyicilere, destandaki Gılgamış ve Enkidu dostluğunu hatırlattı. Gılgamış, Thena'yı, yüzyıllarca koruyor ve sonunda, onun için ölüyor. Destanda ise, Enkidu, Gılgamış için, tanrıların cezasıyla ölüyor ve Gılgamış, onun yasını tutuyor.

Film, bu dostluğu, tersine çeviriyor: bu kez, ölen, Gılgamış. Bu tersine çevirme, filmin, destana, kasıtlı bir gönderme yaptığını mı gösteriyor? Bunu kesin olarak bilmiyorum; ama yapımcıların, karakterin adını seçerken, destanı düşündükleri açık.

Mezopotamya sahnesi

Filmin Mezopotamya sahnesi, MÖ 5000'de geçiyor. Bu tarih, tarihsel açıdan, ilginç bir seçim. MÖ 5000, Mezopotamya'da, Ubeyd döneminin ortalarına denk geliyor. Bu dönemde, Eridu gibi yerleşimler var; ama yazı, henüz icat edilmemiş. Yazının, MÖ 3300 civarında, Uruk'ta ortaya çıktığı düşünülüyor.

Filmde, Eternals'tan biri, Sersi, bir köylüye, bir aleti nasıl kullanacağını gösteriyor; başka biri, Phastos, bir saban tasarımı öneriyor. Bu sahneler, tarımın ve teknolojinin, Eternals'ın yardımıyla geliştiği izlenimini veriyor. Arkeolojik bulgular ise, Mezopotamya'da tarımın, MÖ 5000'den çok daha önce, Bereketli Hilal'in başka bölgelerinde başladığını gösteriyor.

Film, Babil'i de gösteriyor; ama Babil, MÖ 5000'de var olmayan bir kent. Babil, ancak MÖ üçüncü binyılın sonlarında, önem kazanmaya başladı. Film, tarihsel doğruluk yerine, tanıdık imgeleri, yani Babil'in kulelerini ve kapılarını, tercih etmiş.

Tanrılar arasındaki ilişki

Filmde, Eternals, Celestials'a bağlı. Arishem adlı Celestial, onların yaratıcısı ve efendisi. Eternals, Arishem'in emirlerine uymak zorunda; ama bazıları, isyan ediyor. Bu ilişki, Mezopotamya'daki tanrılar hiyerarşisine benziyor: Anu, tanrıların babası; Enlil, onların yöneticisi; Enki ve diğerleri, onlara bağlı.

Atrahasis destanında, küçük tanrılar, Igigi, büyük tanrılara, Anunnaki'ye, isyan ediyor; çünkü toprak işinden yorulmuşlar. Filmde de, Eternals'ın bazıları, Celestials'ın planına karşı çıkıyor. Bu paralellik, kasıtlı olmayabilir; ama "yaratıcıya isyan" teması, hem Mezopotamya mitlerinde hem de modern bilim kurguda, güçlü bir tema.

Kirby'nin Eternals'ı ve 1970'ler

Filmi anlamak için, Jack Kirby'nin 1976'daki çizgi romanına geri dönmek gerekiyor. Kirby, bu seriyi, Marvel'a döndükten kısa süre sonra başlattı. Serinin ilk sayısının başlığı, "The Day of the Gods", yani "Tanrıların Günü" idi. Kirby, seride, Celestials'ın, insanlık tarihinde, dört kez Dünya'ya geldiğini anlattı; her gelişte, insanlığın gelişimini, yeni bir aşamaya taşıdılar.

Bu fikir, von Däniken'in "Tanrıların Arabaları?" kitabının, dönemin okurları üzerindeki etkisinin, açık bir yansıması. Kirby, bu etkiyi saklamadı; serinin ilk sayılarında, İnka ve Aztek yapıları, uzaylı müdahalesinin izleri olarak gösterildi. Bazı çizgi roman tarihçileri, Kirby'nin, von Däniken'den doğrudan esinlendiğini öne sürüyor.

Ama Kirby, bu fikri, kendi kozmik dünyasına uyarladı. Celestials, devasa, sessiz ve anlaşılmaz varlıklar; insanları, ne sevdikleri ne de nefret ettikleri belli. Bu belirsizlik, Kirby'nin anlatısını, von Däniken'in daha iyimser anlatısından ayırıyor. Celestials, tanrılar değil; ama tanrılardan daha korkutucu.

Kirby'nin seriyi, ancak on dokuz sayı sürdürebildiği biliniyor; seri, satış beklentisini karşılamadığı için kapatıldı. Ama karakterler, Marvel evreninde yaşamaya devam etti ve kırk beş yıl sonra, beyaz perdeye taşındı. Bir fikrin, bu kadar uzun bir yolculuktan sonra, yeniden canlanması, sizce neyi gösteriyor?

Akademik okuma

Akademisyenler, "Eternals" filmini, genellikle, popüler kültürün antik tarihi nasıl kullandığına dair bir örnek olarak tartışıyor. Film, birçok kültürden, Mezopotamya, Yunan, Hint ve Aztek kültürlerinden, imgeleri, tek bir anlatıda birleştiriyor.

Bazı eleştirmenler, filmin, eski uzaylılar kuramına yakın bir mesaj verdiğini, yani insanlığın başarılarının, dış bir güce bağlı olduğunu ima ettiğini öne sürdü. Bu eleştiri, von Däniken ve Sitchin'e yöneltilen eleştirilerle örtüşüyor. Öbür yandan, film, insanlığın, kendi kararlarını alma hakkını savunan bir sonla bitiyor; bu da, filmi, eski uzaylılar kuramından ayırıyor.

Sitchin'in okuması

Sitchin, 2010'da öldü; yani filmi görmedi. Ama filmin hikâyesi, Sitchin'in anlatısıyla, bazı ortak noktalara sahip: insanlığın tarihine müdahale eden kadim varlıklar, bu varlıkların üstündeki daha büyük güçler ve insanlığın kaderinin, bu güçlerin elinde olması.

Ama önemli bir fark var: Sitchin'in Anunnaki'si, insanlığı, köle olarak yarattı; filmin Eternals'ı ise, insanlığı korumak için geldi. Sitchin'in anlatısında, tanrılar, kendi çıkarları için hareket ediyor; filmde ise, Eternals'ın çoğu, insanlığı sevmeye başlıyor.

Forumlarda

Forumlarda, "Eternals" filmi, gösterime girdikten sonra, Anunnaki tartışmalarına da konu oldu. Bazı kullanıcılar, filmin, Anunnaki anlatısını, gizlice doğruladığını öne sürdü. Bu iddialar, filmin kurgu olduğu ve Kirby'nin 1970'lerdeki çizgi romanına dayandığı hatırlatılarak, diğer kullanıcılar tarafından çürütüldü.

Türkçe forumlarda, filmdeki Gılgamış, destanın Türkçe çevirilerine ilgi uyandırdı. Bazı kullanıcılar, filmdeki Gılgamış ile destandaki Gılgamış'ı karşılaştıran paylaşımlar yaptı.

Filmin karşılanışı

"Eternals", eleştirmenlerden, karışık tepkiler aldı. Bazıları, filmin görsel güzelliğini ve çeşitliliğini övdü; bazıları ise, hikâyenin dağınık olduğunu ve karakterlerin yeterince işlenmediğini öne sürdü. Film, Marvel'ın en düşük eleştirmen puanlarından birini aldı; ama gişede, yine de, yüz milyonlarca dolar hasılat yaptı.

Filmin çeşitliliği, yani farklı kökenlerden gelen oyuncuları, tartışmalara da yol açtı. Gılgamış'ı, Koreli bir oyuncunun canlandırması, bazı izleyicilerde, sorulara neden oldu. Ama film, Eternals'ın, herhangi bir kültüre ait olmadığını, bütün kültürlerde, farklı adlarla hatırlandığını vurguluyor.

Ölümsüzlük teması

Gılgamış Destanı'nın asıl mesajı, belki de, ölümsüzlüğün, insanlara ait olmadığı. Utnapiştim, Gılgamış'a, ölümsüzlük bitkisini gösteriyor; ama bitki, bir yılan tarafından çalınıyor. Gılgamış, Uruk'a, eli boş dönüyor; ama kentin surlarına bakıp, insanın, eserleriyle yaşadığını anlıyor.

Film ise, ölümsüzlüğü, bir yük olarak gösteriyor. Eternals, binlerce yıl boyunca, sevdikleri insanların ölümünü izliyor. Thena'nın hastalığı, bu yükün, akla zarar verebileceğini gösteriyor. Belki de film, destanın mesajını, başka bir yoldan, yeniden anlatıyor: ölümsüzlük, bir lütuf değil, bir sınavdır. Siz, bu yorumu, destana sadık buluyor musunuz, yoksa fazla serbest mi?

SohbeX teorisi

Spekülasyon olarak okuyun. Bence "Eternals" filmi, eski uzaylılar kuramını, Marvel evreninin, büyük ölçüde kabul edilmiş bir parçası haline getirdi. Milyonlarca izleyici, Mezopotamya'nın, kadim varlıklar tarafından yönlendirildiği bir hikâye izledi. Bu hikâye, kurgu olarak sunuldu; ama izleyicilerin bir kısmı, onu, Anunnaki anlatısının bir yansıması olarak algıladı. Belki de popüler kültür, bir fikri, bir kitaptan çok daha güçlü bir şekilde, kitlelere taşıyabiliyor.

Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.

Size soru

"Eternals" filmini izlediniz mi? Filmdeki Gılgamış'ı, destandaki Gılgamış'la karşılaştırdığınızda, hangisini daha ilginç buluyorsunuz? Yorumlarda yazın.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap