Giriş yap
🏺 Anunnaki

Etana Efsanesi'nde Anunnaki nerede geçiyor? Açılıştan sonraki uzun sessizlik

Etana Efsanesi'nin açılışında kaderleri belirleyen büyük Anunnaki'nin ülke hakkında danışmak için oturduğunu bu sitede daha önce ayrıntılı olarak konuştuk. Taç ve asa gökte, Anu'nun huzurunda duruyor; kentin bir kralı yok. Bu kez o açılışı yeniden anlatmayacağım. Onun yerine şu soruya bakmak istiyorum: Açılıştan sonra Anunnaki efsanede bir daha geçiyor mu?

Elimizdeki kopyalara bakınca cevap, büyük ölçüde hayır. Açılışta kenti kuran, kral arayan meclis, efsanenin geri kalanında neredeyse görünmüyor. Kartal ile yılanın hikâyesi, Şamaş'ın adaleti, Etana'nın doğum otu arayışı ve göğe yükselişi, bireysel tanrılar ve hayvanlar üzerinden anlatılıyor. Meclis, efsaneyi başlatıyor ve sahneden çekiliyor.

Kopyaların durumu

Etana Efsanesi, üç dönemden kopyalarla biliniyor: eski Babil, orta Asur ve yeni Asur. Eski Babil kopyası Susa'dan geliyor; orta Asur kopyası Asur kentinden; yeni Asur kopyaları ise büyük ölçüde Ninova'daki Asurbanipal kütüphanesinden. Bu kopyaların hiçbiri eksiksiz değil ve aralarında önemli farklar var.

Jamie Novotny, 2001'de efsanenin standart Babil versiyonunun eleştirel bir yayınını hazırladı. Bu yayın, farklı kopyaları karşılaştırarak efsanenin bütünlüğünü yeniden kurmaya çalıştı. Ama bazı bölümler, özellikle efsanenin sonu, hâlâ kayıp.

Açılış satırları, en çok orta Asur ve yeni Asur kopyalarında korunuyor. Eski Babil kopyasında açılışın biçimi farklı ve daha kısa. Bu, Anunnaki'nin açılıştaki rolünün zaman içinde genişlemiş olabileceğini düşündürüyor.

Kartal ile yılan

Açılıştan sonra efsane, bir kavak ağacının dibinde yaşayan bir yılan ile ağacın tepesinde yaşayan bir kartalın hikâyesine geçiyor. İkisi Şamaş'ın önünde bir dostluk yemini ediyor. Kartal, yemini bozuyor ve yılanın yavrularını yiyor. Yılan, Şamaş'a şikâyet ediyor. Şamaş, yılana kartalı nasıl tuzağa düşüreceğini söylüyor. Kartal, kanatları yolunmuş olarak bir çukura atılıyor.

Bu bölümde Anunnaki yok. Yemin Şamaş'ın önünde ediliyor; adalet Şamaş tarafından sağlanıyor. Meclisin bir yargı vermesi gerekmiyor. Bir tanrı, tek başına, yeminin bekçisi.

Bu, açılıştaki meclis ile ilginç bir karşıtlık oluşturuyor. Açılışta kaderler bir meclis tarafından belirleniyor; kartal ile yılanın hikâyesinde ise bir tanrının kişisel adaleti işliyor. Efsane, iki farklı tanrısal düzen modelini yan yana koyuyor.

Doğum otu ve gökyüzü

Etana, bir oğlu olmadığı için Şamaş'a dua ediyor. Şamaş, onu çukurdaki kartala yönlendiriyor. Etana, kartalı kurtarıyor ve iyileştiriyor; kartal da onu doğum otunu bulmak için göğe taşıyor.

Göğe yükseliş sahnesinde Etana ve kartal, Anu'nun, Enlil'in ve Ea'nın kapılarına, sonra Sin'in, Şamaş'ın, Adad'ın ve İştar'ın kapılarına ulaşıyor. Bazı kopyalarda Etana bu kapıların önünde yere kapanıyor. Bu kapılar, tanrıların göksel konutları.

Bu sahnede tanrılar, tek tek, kendi kapılarıyla anılıyor. Bir meclis olarak değil, bir dizi bireysel konut olarak. Anunnaki kelimesi bu bölümde de geçmiyor. Gök, bir toplantı salonu değil, bir kapılar dizisi.

Etana yeraltında

Efsanenin sonu kayıp; Etana'nın doğum otunu bulup bulmadığını kesin olarak bilmiyoruz. Ama başka kaynaklar, Etana'nın sonunu dolaylı olarak anlatıyor. Sümer Kral Listesi, Etana'yı Kiş'in kralı, göğe yükselen çoban olarak anıyor ve ondan sonra oğlu Balih'in tahta çıktığını söylüyor. Bu, doğum otunun bulunduğunu düşündürüyor.

Gılgamış Destanı'nın yedinci tabletinde ise Enkidu, ölüm döşeğinde gördüğü rüyada yeraltını anlatıyor. Orada, toz evinde, eski kralların, rahiplerin ve hizmetkârların arasında Etana'yı da görüyor. Göğe yükselen çoban, sonunda yeraltında.

Bu, efsanenin geniş çerçevesinde Anunnaki'nin dolaylı bir dönüşü gibi. Akadca metinlerde Anunnaki, yeraltının tanrıları olarak da anılıyor. Etana, açılışta Anunnaki'nin kurduğu kentin kralı; sonunda ise belki de Anunnaki'nin yeraltı ülkesinde bir gölge. Ama bu bağlantıyı efsane kendisi kurmuyor; ben kuruyorum.

Mühürlerdeki Etana

Etana'nın göğe yükselişi, Akad dönemine ait silindir mühürlerde de tasvir edilmiş olabilir. Bu mühürlerde bir kartalın sırtında göğe yükselen bir adam, aşağıda onu izleyen çobanlar, köpekler ve koyunlar görülüyor. Bu tasvirlerin Etana'yı gösterdiği yaygın bir kabul; ama mühürlerin üzerinde bir ad yazmadığı için kesin değil.

Bu mühürler, efsanenin yazılı kopyalarından daha eski. Yani Etana'nın yükselişi, yazıya geçmeden önce de bir imge olarak dolaşıyordu. Mühürlerde tanrıların meclisi yok; yalnızca kartal, adam ve yerdeki dünya var. Belki de efsanenin en eski çekirdeği, bu yükseliş imgesiydi ve meclis açılışı sonradan eklenmiş bir çerçeve.

Bu ihtimal, Anunnaki'nin efsanedeki yerini farklı bir ışıkta gösteriyor. Meclis, efsanenin kalbi değil, onu bir krallık anlatısına dönüştüren bir giriş. Bir halk imgesine, saray yazıcılarının eklediği bir kapı.

Balih'in adı

Kral Listesi'nde Etana'dan sonra tahta çıkan Balih'in adı, efsanenin mutlu bir sonla bittiğini düşündürüyor. Etana'nın oğlu oldu; doğum otu bulundu. Ama efsanenin kendisi bu sonu bize vermiyor. Kayıp son, belki de Anunnaki'nin geri döndüğü, krallığın sürekliliğini onayladığı bir sahne içeriyordu. Bunu bilmiyoruz.

Tanrılar arasındaki ilişki

Etana Efsanesi'nde tanrılar arasındaki ilişki, bir görev paylaşımı gibi. Anunnaki kenti kuruyor; Anu krallık simgelerini tutuyor; İştar ve Enlil kral arıyor; Şamaş adaleti sağlıyor ve Etana'ya yol gösteriyor. Her tanrının kendi alanı var ve bu alanlar birbirine karışmıyor.

Bu yapıda Anunnaki, bir başlangıç gücü. Kentin ve krallığın çerçevesini çiziyor. Ama bu çerçevenin içindeki hayat, bireysel tanrıların ilgisine ve insanların duasına bırakılıyor. Meclis, bir mimar gibi: binayı tasarlıyor, ama içinde yaşamıyor.

Siz bir efsanenin başında bu kadar önemli görünen bir topluluğun sonra hiç anılmamasını nasıl yorumlarsınız? Ben bunu ilk fark ettiğimde, efsanenin iki farklı geleneğin birleşimi olabileceğini düşündüm.

Akademik okuma

Akademisyenler Etana Efsanesi'ni genellikle bir krallık ve süreklilik efsanesi olarak okuyor. Krallığın tanrısal kökeni açılışta anlatılıyor; krallığın sürekliliği, yani bir varisin doğması, efsanenin ana konusu. Novotny ve daha önce J. V. Kinnier Wilson, efsanenin bu iki katmanını ayrıntılı olarak tartıştı.

Bazı araştırmacılar, kartal ile yılan hikâyesinin başlangıçta bağımsız bir masal olduğunu ve sonradan Etana anlatısına eklendiğini düşünüyor. Bu, efsanenin farklı bölümlerinde farklı tanrı modellerinin, meclis ve bireysel tanrı modellerinin, neden yan yana durduğunu açıklayabilir.

Sitchin'in okuması

Sitchin, Etana'nın göğe yükselişini, bir Anunnaki uzay aracıyla yapılmış bir yolculuk olarak okudu. Kartal, onun okumasında bir uçan araç; yerden giderek küçülen dünya tasvirleri, bir yükseliş sırasında görülen manzara. Açılıştaki Anunnaki meclisi, bu yolculuğa izin veren yönetim.

Bu okuma, efsanenin en çarpıcı sahnesini merkeze alıyor. Ama açılıştaki meclis ile yükseliş arasında, efsanenin kendisinde bir bağ kurulmuyor. Etana'yı göğe gönderen meclis değil, Şamaş. Ve kartal, efsanede bir araç değil, kendi geçmişi, suçu ve cezası olan bir karakter.

Forumlarda

Forumlarda Etana, çoğunlukla göğe yükseliş sahnesiyle tartışılıyor. Kimi forum yazarları Etana'nın yükseliş sırasında gördüğü dünyanın küçülmesini, "bir astronotun gözlemi" olarak tanımlamıştı. Başka kullanıcılar ise açılıştaki Anunnaki meclisini, "Etana'nın uçuşunu planlayan ekip" olarak yorumladı.

Anunnaki'nin açılıştan sonra efsanede geçmediği, forumlarda hiç konuşulmuyor. Türkçe tartışmalarda kimi kullanıcılar, Etana'nın Enkidu'nun rüyasında yeraltında görüldüğünü hatırlatıyor. Bu, tartışmadaki en ilginç katkıydı; ama kimse ona cevap vermemişti.

Etana'nın göğe çıkışını bir yolculuk değil bir arayış olarak okursanız, kartalın rolü de bambaşka bir anlam kazanıyor.

SohbeX teorisi

Şimdi bir spekülasyon; doğrudan bir metin kanıtına dayanmıyor.

Etana Efsanesi'nde Anunnaki'nin yalnızca açılışta geçmesi, bence efsanenin bir çerçeve anlatı ile bir iç anlatıdan oluşmasıyla ilgili. Çerçeve, krallığın kökeni: Anunnaki'nin meclisi, gökteki simgeler, kral arayışı. İç anlatı ise bir insanın kişisel derdi: bir oğul istemek, bir dua, bir yolculuk.

Bu yapı, belki de Mezopotamya'da kralların kendilerini nasıl gördüğünü yansıtıyor. Krallık, bir meclisin kararıyla verilmiş bir kurum; ama her kral, kendi derdini tek tek tanrılara, kapı kapı dolaşarak anlatmak zorunda. Bu bir spekülasyon; efsanenin bu iki katmanının bilinçli olarak mı, yoksa tarihsel bir birleşmeyle mi oluştuğunu bilmiyoruz.

Size soru

Bir kurumun büyük kararları ile bir insanın küçük dertleri arasındaki mesafe, size tanıdık geliyor mu? Sizce Etana, Anunnaki'nin kurduğu krallığın bir temsilcisi mi, yoksa o krallığın içinde yalnız kalmış bir insan mı?

Ben Etana'yı her düşündüğümde, kartalın sırtında yükselirken aşağıya baktığı o anı hayal ediyorum. Aşağıda, Anunnaki'nin kurduğu kent giderek küçülüyor. Ve o, bir meclisin değil, bir kartalın sırtında, bir oğul için göğe çıkıyor. Meclis kenti kurdu, tacı göğe koydu, kral aradı; ama o tacın bir sonraki başa geçmesi için gereken şey, bir çobanın cesaretiydi. Efsane bana hep bunu söylüyor: kurumlar başlatır, insanlar sürdürür. Ve belki de Anunnaki'nin sessizliği, bu sürdürme işini insanlara bırakmanın en zarif yolu.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap