Erra Destanı'nda Anunnaki nerede geçiyor? Bir öğünmenin içindeki çift
Erra Destanı, Babil'in en karanlık şiirlerinden biri. Savaş ve veba tanrısı Erra, uykusundan uyanıyor, Marduk'u tahtından kalkmaya ikna ediyor ve dünyayı kaosa sürüklüyor. Bu sitede şiirin yazarı Kabti-ilāni-Marduk'u, Erra adının tarihini ve Marduk'un kararmış süslerini daha önce konuştuk. Bu kez dar bir soruya bakmak istiyorum: Anunnaki bu şiirde nerede geçiyor?
Şiirin Akadca dili, Sümerce metinlerden farklı olarak Anunnaki'yi çoğunlukla İgigi ile birlikte, bir çift olarak anıyor. Ve bu çiftin en çarpıcı görünüşlerinden biri, Erra'nın kendini övdüğü bir konuşmada. Bu kez o çiftin şiirdeki yerlerini ve bir öğünmenin içinde ne anlama geldiğini düşünmek istiyorum. Kesin satır numaraları konusunda ihtiyatlı davranacağım; şiirin farklı çevirileri ve tablet düzenlemeleri arasında farklar var.
Şiirin yapısı
Erra Destanı beş tablete yayılıyor ve birinci binyılın başlarına tarihleniyor. Kopyaları Asur, Babil, Ninova, Sultantepe ve başka yerlerden geliyor. Luigi Cagni, 1969'da şiirin ilk kapsamlı eleştirel yayınını yaptı. Benjamin Foster ve Stephanie Dalley, İngilizce çevirileriyle şiiri daha geniş bir okur kitlesine ulaştırdı.
Şiir, Erra'nın uykusuyla açılıyor. Yedi savaşçı tanrı, Sebitti, onu savaşa kışkırtıyor. Erra'nın danışmanı ve vekili İşum, onu yatıştırmaya çalışıyor. Erra, Babil'e gidiyor ve Marduk'u, kararmış süslerini yenilemek için tahtından kalkmaya ikna ediyor. Marduk'un yokluğunda Erra dünyayı kaosa sürüklüyor. Sonunda İşum, Erra'yı durduruyor ve şiir, Erra'nın övgüsüyle bitiyor.
Öğünme
Şiirin birinci tabletinde, Erra'nın kendini övdüğü ve gücünü sıraladığı bir konuşma var. Farklı çevirilerde bu konuşmanın içinde, Erra'nın gökte, yerde ve tanrılar arasında kim olduğunu ilan eden satırlar bulunuyor. Bu satırlarda Erra, kendini hem İgigi'nin hem de Anunnaki'nin arasında öne çıkan biri olarak tanıtıyor.
Bu öğünmede İgigi ve Anunnaki, bütün tanrılar dünyasını kapsayan bir çift olarak kullanılıyor. Erra, tanrıların iki büyük grubunun her birinde de güçlü olduğunu söylüyor. Bu, onun gücünün evrensel olduğunu ilan etmenin bir yolu.
Burada Anunnaki'nin işlevi, bir kategori olmak. Bir karar veren meclis değil, bir yargıç kurulu değil, bir övgü korosu da değil. Erra'nın gücünü ölçmek için kullanılan bir sınıf. Tanrılar dünyası ikiye bölünmüş; Erra her iki bölümde de güçlü.
İgigi ve Anunnaki
Akadca metinlerde İgigi ve Anunnaki'nin birlikte anılması yaygın. Bu çiftin anlamı, dönemden döneme değişiyor. Atrahasis'te İgigi, kanal kazan ve isyan eden genç tanrılar; Anunnaki ise yönetici büyük tanrılar. Enuma Eliş'te Marduk, Anunnaki'yi gök ve yer arasında bölüyor; bazı satırlarda İgigi göğün, Anunnaki yerin ve yeraltının tanrıları.
Erra Destanı'nda bu çiftin hangi anlamda kullanıldığı her zaman açık değil. Ama genel olarak, birinci binyıl metinlerinde İgigi gök tanrılarını, Anunnaki ise yer ve yeraltı tanrılarını temsil etmeye başlıyor. Erra'nın öğünmesi, bu anlamda gök ve yer, yukarı ve aşağı, bütün evren üzerinde güç iddiası.
Bu ayrım, bence Anunnaki kavramının uzun tarihinde önemli bir aşamayı yansıtıyor. Sümerce metinlerde Anuna, bazen bütün tanrılar; Akadca metinlerde ise giderek daha belirli bir grup, özellikle yeraltıyla ilişkili. Siz bu daralmayı bir kayıp olarak mı görüyorsunuz, yoksa bir netleşme olarak mı?
Marduk'un yokluğunda
Marduk tahtından kalktığında, dünyanın düzeni bozuluyor. Şiir, bu bozulmayı ayrıntılı olarak anlatıyor: kanallar kuruyor, yıldızlar yerinden kayıyor, kentler yıkılıyor. Erra'nın kendi elleriyle yaptığı yıkım, bu düzensizliğin içinde gerçekleşiyor.
Bu sahnelerde tanrıların topluca nasıl tepki verdiği hakkında şiir az şey söylüyor. Anunnaki ve İgigi, bir meclis olarak toplanıp Erra'yı durdurmuyor. Erra'yı durduran, tek bir tanrı: İşum. Tanrıların kolektif gücü, bu şiirde Erra'nın öfkesi karşısında görünmez.
İşum'un konuşması
Şiirin dördüncü tabletinde İşum, Erra'ya uzun bir konuşma yapıyor ve onun yaptıklarını tek tek sayıyor. Babil'i, Uruk'u, Der'i yıktığını, kendi kentlerinin halkını birbirine düşürdüğünü, suçluyu ve suçsuzu ayırt etmeden öldürdüğünü söylüyor. Bu konuşma, bir suçlama ile bir ağıt arasında.
İşum'un konuşmasında tanrıların kolektif tepkisi yine geri planda. İşum, Erra'nın tanrıları da hiçe saydığını ima ediyor; ama bir meclisin adına konuşmuyor. Kendi adına, Erra'nın en yakın dostu olarak konuşuyor. Bu, şiirin genel yapısıyla uyumlu: büyük kararlar ikili ilişkilerde alınıyor.
Beşinci tablette Erra, yatışmış olarak, tanrılara hitap ediyor. Bu hitapta Erra, kendi öfkesini kabul ediyor ve İşum'un onu durdurduğunu söylüyor. Bazı çevirilerde bu sahne, tanrıların bir araya geldiği bir toplantı gibi okunuyor; ama toplantıda konuşan yine Erra. Meclis, burada da bir dinleyici.
Şiir bir muska olarak
Erra Destanı'nın bazı kopyaları, tablet biçiminde değil, muska biçiminde bulundu. Şiirin sonunda, bu şiiri evinde bulunduran kişinin vebadan korunacağı söyleniyor. Bu, şiirin edebi bir metin olmanın ötesinde, koruyucu bir nesne olarak da kullanıldığını gösteriyor.
Muska olarak kullanılan bir şiirde Anunnaki'nin bir öğünmenin içinde geçmesi, ilginç bir katman ekliyor. Evin kapısına asılan bu metin, Erra'nın İgigi ve Anunnaki arasındaki gücünü ilan ediyor; ama aynı zamanda o gücün yatıştırılabileceğini de hatırlatıyor.
Tanrılar arasındaki ilişki
Erra Destanı'nda tanrılar arasındaki ilişki, bir vekâlet ve ikna zinciri. Erra, Sebitti tarafından kışkırtılıyor. Erra, Marduk'u ikna ediyor. İşum, Erra'yı yatıştırıyor. Her adımda bir tanrı, bir başkasını bir şey yapmaya ikna ediyor.
Bu yapıda meclisin rolü sınırlı. Kararlar, bir toplantıda değil, ikili konuşmalarda alınıyor. Anunnaki ve İgigi, bu konuşmalarda bir referans noktası olarak anılıyor; ama kendileri konuşmuyor. Şiirin dünyası, bir meclisin değil, kişisel ilişkilerin ve güç iddialarının dünyası.
Akademik okuma
Akademisyenler Erra Destanı'nı genellikle bir tarihsel felaketin ardından yazılmış bir şiir olarak okuyor. Babil'in birinci binyılın başlarında yaşadığı karışıklıklar, göçebe saldırıları ve iç savaşlar, şiirin arka planı olarak düşünülüyor. Peter Machinist, şiirin tarihsel bağlamı üzerine önemli çalışmalar yaptı.
Bu okumada Erra'nın öfkesi, tarihsel bir felaketin teolojik açıklaması. Marduk'un tahtından kalkması, Babil'in tanrısının kenti korumayı bırakması anlamına geliyor. Anunnaki ve İgigi'nin şiirdeki pasifliği, belki de tanrıların bu felaket karşısındaki çaresizliğini yansıtıyor.
Sitchin'in okuması
Sitchin, Erra Destanı'nı Anunnaki arasında yaşanan bir nükleer savaşın kaydı olarak okudu. Ona göre Erra, yani Nergal, Sina Yarımadası'ndaki uzay üssünü ve Sodom ile Gomora'yı nükleer silahlarla yok etti. Şiirdeki "yedi silah", Sebitti, onun okumasında yedi nükleer başlık.
Bu okuma, şiirin yıkım tasvirlerinin yoğunluğuyla belli bir uyum içinde. Ama Sebitti, Mezopotamya geleneğinde yedi savaşçı tanrı olarak biliniyor; başka metinlerde de bu şekilde, kişileştirilmiş tanrılar olarak anılıyor. Onları silah olarak okumak, şiirin dilini değiştiriyor.
Forumlarda
Forumlarda Erra Destanı, büyük ölçüde Sitchin'in nükleer savaş okumasıyla tanınıyor. Kimi forum yazarları şiirdeki yıkım tasvirlerini "antik bir nükleer saldırının görgü tanığı anlatımı" olarak tanımlamıştı. Başka kullanıcılar ise Erra'nın öğünmesindeki İgigi ve Anunnaki çiftini, "Anunnaki'nin iki fraksiyonu" olarak yorumladı.
İgigi ve Anunnaki'nin gök ve yer tanrıları olarak ayrılması, forumlarda pek bilinmiyor. Türkçe tartışmalarda kimi kullanıcılar, "İgigi ile Anunnaki aynı mı?" diye soruyor. Bu soru, Anunnaki tartışmalarının en başta sorulması gereken sorularından biri; ama genellikle atlanıyor.
Erra Destanı'nın sonunda tanrının kendi öfkesini anlatması, şiiri bir yıkım raporundan çok bir itiraf metnine yaklaştırıyor.
SohbeX teorisi
Şimdi bir spekülasyon; doğrudan bir metin kanıtına dayanmıyor.
Erra Destanı'nda Anunnaki'nin bir öğünme içinde, bir kategori olarak geçmesi, bence birinci binyıl Babil'inde tanrılar dünyasının nasıl düşünüldüğünü yansıtıyor. Tanrılar artık bir meclis olarak değil, gök ve yer olmak üzere iki büyük sınıf olarak düşünülüyor. Bir tanrının gücü, bu iki sınıftaki konumuyla ölçülüyor.
Bu, meclis fikrinin zayıfladığı, kişisel güç iddialarının öne çıktığı bir dönemin teolojisi olabilir. Erra, meclisin bir üyesi olarak değil, her iki sınıfın üzerinde duran bir güç olarak konuşuyor. Bu bir spekülasyon; birinci binyıl teolojisinin bu şekilde bir dönüşüm geçirip geçirmediği akademik olarak tartışmalı.
Size soru
Bir tanrının kendi gücünü diğer tanrı gruplarıyla kıyaslayarak ilan etmesi, size ne düşündürüyor? Sizce Erra'nın öğünmesi, onun gerçek gücünü mü, yoksa güvensizliğini mi gösteriyor?
Ben bu şiiri her okuduğumda, Erra'nın o öğünmesinde duruyorum. Gökte ve yerde, İgigi ve Anunnaki arasında güçlü olduğunu söylüyor. Ama şiirin sonunda onu durduran, ne İgigi ne Anunnaki; sadece bir vekil, İşum. Gücün sınırı, onu dinleyen bir dostun sesi kadar yakın. Belki de şiirin asıl dersi, iki büyük tanrı sınıfının hiçbirinin yapamadığını tek bir sadık yardımcının yapabilmesi; ve bunun, en karanlık Babil şiirinin en umutlu satırı olması. Bunu her seferinde yeniden fark ediyorum.
Giriş yap