Erich von Däniken ve "Tanrıların Arabaları"
1968'de, İsviçreli bir otel müdürü, "Erinnerungen an die Zukunft", yani "Geleceğe Dair Anılar" adlı bir kitap yayımladı. İngilizce çevirisi, "Chariots of the Gods?", yani "Tanrıların Arabaları?" adıyla, 1969'da çıktı. Kitabın yazarı, Erich von Däniken'di. Bu kitap, milyonlarca kopya sattı ve eski uzaylılar kuramını, dünya çapında bir fenomen haline getirdi.
Zecharia Sitchin'in ilk kitabı, "The 12th Planet", 1976'da yayımlandı; yani von Däniken'den sekiz yıl sonra. Sitchin, kendini, von Däniken'den farklı, daha "akademik" bir yazar olarak sunmaya çalıştı. Ama iki yazarın okur kitlesi, büyük ölçüde örtüşüyordu. Siz ikisinden hangisini önce duydunuz?
Kitabın içeriği
"Tanrıların Arabaları?", dünyanın farklı bölgelerindeki antik yapıları ve sanat eserlerini, uzaylı ziyaretinin kanıtı olarak sunuyor. Nazca çizgileri, Mısır piramitleri, Paskalya Adası heykelleri ve Palenque'deki Pakal'ın lahit kapağı, kitabın en bilinen örnekleri arasında.
Von Däniken'in sürekli tekrarladığı soru şu: Eski insanlar, bu yapıları, kendi başlarına nasıl yapabildi? Ona göre, bu yapılar, uzaylıların yardımı olmadan yapılamazdı. Ya uzaylılar onları kendileri inşa etti, ya da insanlara gerekli bilgiyi verdi.
Kitabın başlığındaki soru işareti, ilginç bir ayrıntı. Von Däniken, iddialarını, kesin yargılar olarak değil, sorular olarak sunuyordu. Ama okurların çoğu, bu soruları, cevap olarak algıladı.
Mezopotamya'ya bakışı
Von Däniken, kitabında, Mezopotamya'ya, Sitchin kadar yer vermedi. Ama bazı Mezopotamya kaynaklarına değindi. Gılgamış Destanı'nda, Gılgamış'ın, Enkidu ile birlikte, sedir ormanına yaptığı yolculuğu ve tanrıların dünyasını, uzaylı ziyareti olarak yorumladı.
Von Däniken, ayrıca, Gılgamış Destanı'ndaki tufan anlatısını, Tevrat'taki Nuh tufanıyla karşılaştırdı ve her ikisinin de, gerçek bir olaya, belki de uzaylıların neden olduğu bir felakete dayandığını öne sürdü.
Von Däniken'in Mezopotamya'ya ilgisi, sonraki kitaplarında arttı. Ama asıl Mezopotamya yorumcusu, Sitchin oldu. Von Däniken, geniş bir coğrafyayı tararken, Sitchin, tek bir kültüre, Sümer'e odaklandı.
Eleştiriler
Von Däniken'in kitabı, yayımlandıktan sonra, bilim insanları ve arkeologlar tarafından sert eleştirildi. Eleştirilerin bir kısmı, kitaptaki olgusal hatalara yönelikti. Örneğin, Nazca çizgilerinin, uzay araçları için pist olduğu iddiası, çizgilerin yumuşak toprakta yapıldığı ve ağır bir aracın inişini kaldıramayacağı gerekçesiyle reddedildi.
Eleştirilerin bir diğer kısmı, kitabın, eski insanların yeteneklerini küçümsemesine yönelikti. Arkeologlar, piramitlerin, Nazca çizgilerinin ve diğer yapıların, eski insanlar tarafından, o dönemin teknolojisiyle yapılabileceğini gösterdi. Örneğin, Joe Nickell, 1982'de, kazık ve iplerle, Nazca tarzı büyük bir figürü, birkaç kişiyle, yere çizdi.
Ronald Story, 1976'da "The Space-Gods Revealed" adlı bir kitapla, von Däniken'in iddialarını tek tek ele aldı. Clifford Wilson da, "Crash Go the Chariots" adlı kitabıyla, benzer bir eleştiri sundu.
1978'de, BBC'nin Horizon programı, "The Case of the Ancient Astronauts" adlı bir bölüm yayımladı. Bu bölümde, von Däniken'in iddiaları, uzmanlarla tartışıldı ve çoğunun dayanaksız olduğu gösterildi.
Uydurma kanıt suçlamaları
Von Däniken, bazı kanıtlarının, uydurma olduğunu da kabul etmek zorunda kaldı. 1970'lerde, sonraki bir kitabında antik olarak sunduğu bazı çanak çömlek parçalarının, aslında, yakın dönemde, yerel bir çömlekçi tarafından yapıldığı ileri sürüldü; aktarılanlara göre, von Däniken, bir televizyon programında bunu kabul etti.
Ayrıca, von Däniken'in, Ekvador'da, bir mağarada, metal kitaplardan oluşan bir kütüphane gördüğü iddiası, sorgulandı. Mağaraya onu götürdüğü söylenen Juan Moricz, aktarıldığına göre, Der Spiegel'e verdiği bir röportajda, von Däniken'in, mağaraya hiç girmediğini söyledi. Von Däniken, daha sonra, bu iddiasını, kısmen geri çekti.
Bu olaylar, onun güvenilirliğini zedeledi; ama kitaplarının satışını durdurmadı.
Tanrılar arasındaki ilişki
Von Däniken'in anlatısında, tanrılar, genellikle, tek bir uzaylı grubu olarak sunuluyor. Farklı kültürlerin tanrıları, aynı uzaylıların, farklı adlarla anılan versiyonları olarak görülüyor. Bu yaklaşım, Sitchin'in yaklaşımından farklı. Sitchin, Anunnaki'yi, kendi içinde çatışan, farklı kişiliklere sahip bir tanrı ailesi olarak sundu.
Mezopotamya kaynaklarında, tanrılar arasındaki ilişkiler, gerçekten de karmaşık. Anu, Enlil, Enki, İnanna ve diğerleri, birbirleriyle çatışıyor, ittifak kuruyor ve rekabet ediyor. Bu karmaşıklık, von Däniken'in tek tip uzaylı anlatısında kayboluyor. Sitchin, bu karmaşıklığı korudu; ama onu, bir uzaylı aile dramasına dönüştürdü.
Göbekli Tepe ve von Däniken
Türk okurlar açısından, von Däniken'in Göbekli Tepe yorumu, özellikle ilgi çekici. Şanlıurfa yakınlarındaki bu alan, yaklaşık on bir bin yıl öncesine tarihleniyor ve Klaus Schmidt'in 1995'te başlattığı kazılarla dünya çapında tanındı. T biçimli dikili taşlar, hayvan kabartmaları ve büyük daire yapılar, alanın en bilinen özellikleri.
Von Däniken ve onun izinden giden bazı yazarlar, Göbekli Tepe'yi, kadim bir ileri uygarlığın ya da uzaylı müdahalesinin kanıtı olarak sundu. Ama Göbekli Tepe'nin asıl önemi, avcı-toplayıcıların, tarım öncesinde, büyük yapılar inşa edebildiğini göstermesi. Bu bulgu, uygarlığın tarımla başladığı yönündeki eski kabulü sorguluyor; yani, insanların kendi başına neler yapabildiğine dair bilgimizi genişletiyor.
Schmidt, alanı, bir kült merkezi olarak yorumladı. Sonraki araştırmacılar, alanda yerleşim izleri de buldu ve bu yorumu kısmen değiştirdi. Ama hiçbir araştırmacı, alanda, dönemin teknolojisini aşan bir buluntu bildirmedi. Taşlar, çakmaktaşı aletlerle işlenmişti; taş ocakları da, alanın hemen yanında.
Göbekli Tepe, von Däniken'in sorusuna, belki de en güçlü cevabı veriyor: evet, eski insanlar, büyük şeyler yapabiliyordu. Siz Göbekli Tepe'yi ziyaret ettiniz mi?
Akademik okuma
Akademisyenler, von Däniken'i, genellikle, sözde bilimin örneği olarak ele alıyor. Kenneth Feder'in "Frauds, Myths, and Mysteries: Science and Pseudoscience in Archaeology" adlı kitabı, von Däniken'in iddialarını, ayrıntılı olarak inceliyor.
Feder'e göre, von Däniken'in yaklaşımının asıl sorunu, eski insanların başarılarını, onların kendi başarıları olarak görmemesi. Bu yaklaşım, özellikle, Avrupalı olmayan kültürlerin başarılarını, dışarıdan bir kaynağa atfediyor.
Jason Colavito ise, von Däniken'in fikirlerinin, ondan önceki yazarlardan, özellikle Fransız yazarlar Louis Pauwels ve Jacques Bergier'in 1960'ta yayımladığı "Le Matin des magiciens", yani "Büyücülerin Sabahı" adlı kitaptan etkilendiğini gösterdi.
Sitchin'in okuması
Sitchin, von Däniken'den farklı olarak, kendini, metinlere dayanan bir araştırmacı olarak sundu. Von Däniken, yapılar ve resimler üzerinden konuşurken, Sitchin, Sümerce ve Akadca kelimeler üzerinden konuştu.
Sitchin, kitaplarında, von Däniken'den, genellikle, doğrudan söz etmedi. Ama bazı röportajlarında, von Däniken'in, iyi niyetli ama yeterince dayanağı olmayan iddialarda bulunduğunu ima etti. İki yazar, zaman zaman, aynı konferanslarda yer aldı.
Forumlarda
Forumlarda, von Däniken ve Sitchin, sık sık birlikte anılıyor. Bazı kullanıcılar, von Däniken'i, eski uzaylılar kuramının "babası", Sitchin'i ise, onun "Mezopotamya uzmanı" olarak görüyor.
Türkiye'de, von Däniken'in kitapları, 1970'lerden beri, Türkçeye çevriliyor. "Tanrıların Arabaları", Türkçede de, uzun süre, popüler bir kitap oldu. Ayrıca, von Däniken, Türkiye'deki bazı arkeolojik alanları, özellikle Göbekli Tepe'yi, kendi kuramı içinde yorumladı.
Bir yazar, bir dönem
1968, ilginç bir yıl. Aynı yıl, Stanley Kubrick'in "2001: Bir Uzay Destanı" filmi gösterime girdi; bu filmde de, kadim bir uzaylı müdahalesi, insanlığın evrimini başlatıyor. Bir yıl sonra, Apollo 11, Ay'a indi. Uzay, herkesin gündemindeydi.
Von Däniken'in kitabı, bu atmosferde yayımlandı. Uzaya gitmek, artık bir hayal değil, bir gerçeklikti. O zaman, şu soru da doğal görünüyordu: Biz uzaya gidebiliyorsak, başkaları da bize gelmiş olamaz mı? Bence kitabın başarısı, içeriğinden çok, bu zamanlamaya bağlıydı.
Von Däniken, doksanlı yaşlarında hâlâ yazıyor ve konuşuyor. İsviçre'de, Interlaken'de, bir dönem, "Mystery Park" adlı bir tema parkı açtı; park, ziyaretçi sayısı beklentiyi karşılamadığı için, birkaç yıl sonra kapandı. Bu park, bir fikrin, kitaptan eğlence sektörüne nasıl taşındığını gösteren ilginç bir örnek.
Bugün, "Ancient Aliens" dizisinde, von Däniken, hâlâ sık sık konuk olarak yer alıyor. Yani, 1968'de başlayan anlatı, yeni kuşaklara, aynı yüzle ulaşmaya devam ediyor. Bu süreklilik, bir yazarın, kendi kurduğu anlatının, nasıl bir kurumsal kimliğe dönüştüğünü gösteriyor.
SohbeX teorisi
Spekülasyon olarak okuyun. Bence von Däniken ve Sitchin, aynı merakın, iki farklı biçimiydi. Von Däniken, dünyanın her yerinde, uzaylıların izini arayan bir gezgin gibiydi. Sitchin ise, tek bir arşivin içine gömülen bir okur gibiydi. Belki de bu yüzden, Sitchin'in anlatısı, daha uzun süre ayakta kaldı: tek bir kültüre odaklanmak, ona, daha tutarlı bir görünüm kazandırdı. Ama bu tutarlılık, metinlerin kendi bağlamından uzaklaşma pahasına oluştu.
Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.
Size soru
Von Däniken'in kitaplarından birini okudunuz mu? Sizce eski uzaylılar kuramının bu kadar yaygınlaşmasında, 1960'ların uzay yarışının etkisi ne kadar? Yorumlarda yazın.
Giriş yap