Giriş yap
🏺 Anunnaki

Enuma Eliş'te Anunnaki nerede geçiyor? Bir kelimenin izini sürmek

Enuma Eliş'in adı, Anunnaki tartışmalarında neredeyse her gün geçiyor. Ama şu soruyu soran pek az kişiyle karşılaştım: bu destanın yedi tabletinde "Anunnaki" kelimesi tam olarak nerelerde geçiyor? Kelimeyi aramaya başlayınca beklemediğim bir tabloyla karşılaştım. Destanın ilk yarısında, yani Tiamat'la savaşın anlatıldığı bölümde, bu kelime neredeyse hiç öne çıkmıyor. Anunnaki, asıl olarak savaştan sonra, Marduk'un yeni düzeni kurduğu tabletlerde sahneye giriyor.

Altıncı tabletteki üç yüz yukarıda, üç yüz aşağıda satırını ve tuğla dökümü sahnesini daha önce ayrıntılı konuştum. O yüzden bu kez o sahneyi kısa tutup, kelimenin destanın geri kalanında nasıl dağıldığına odaklanmak istiyorum. Bir kelimenin nerede geçtiği, bazen ne anlama geldiğini de söylüyor.

İlk tabletlerde tanrılar

Destan, göklerin ve yerin henüz adlandırılmadığı bir zamanla açılıyor. Apsu ve Tiamat'ın sularının karışmasından tanrılar doğuyor: Lahmu ve Lahamu, Anşar ve Kişar, Anu ve Ea. Bu tanrılar, ilk tabletlerde çoğunlukla adlarıyla ya da genel olarak "tanrılar" diye anılıyor. Genç tanrıların gürültüsü Apsu'yu rahatsız ediyor; Ea, Apsu'yu öldürüyor; Tiamat intikam için canavarlar yaratıyor ve Kingu'yu ordusunun başına geçiriyor.

Bu bölümde dikkatimi çeken şey, destanın tanrıları bir kolektif olarak adlandırma biçimi. Tiamat'ın tarafındakiler ve Anşar'ın tarafındakiler var; ama bunların "Anunnaki" ya da "İgigi" olarak etiketlenmesi, sonraki tabletlerdeki kadar belirgin değil. Bu, metnin farklı kopyalarında ve çevirilerinde küçük farklarla değişebiliyor; ama genel eğilim açık.

Beşinci tablet: Babil, bir konaklama yeri

Beşinci tablette Marduk, Tiamat'ın bedeninden evreni düzenledikten sonra tanrılara bir konuşma yapıyor. Bu konuşmada, kendisi için bir ev yapacağını, bu evin adının Babil olacağını söylüyor. Ve ilginç bir ayrıntı ekliyor: tanrılar, Apsu'dan yukarı çıktıklarında ya da göklerden aşağı indiklerinde, meclis için toplanırken Babil'de geceleyecekler.

Bu satırlar, Babil'i yukarıdaki ve aşağıdaki tanrıların buluşma noktası olarak tanımlıyor. Antik uzaylı anlatılarında bu, bir "uzay limanı" ya da "iniş noktası" olarak okunuyor. Ama metnin mantığı başka: Babil, kozmosun ortası. Yukarıdan gelenle aşağıdan gelen, orada buluşuyor. Bu, Babil'in evrenin merkezi olduğunu ilan eden teolojik bir iddia.

Tanrılar bu öneriye sevinçle cevap veriyor. Marduk'a saygılarını sunuyor, onun kurduğu düzeni kabul ediyorlar. Burada artık tanrılar, Marduk'un çevresinde toplanmış bir kolektif olarak görünüyor.

Altıncı tablet: kelimenin yoğunlaştığı yer

Anunnaki kelimesi en yoğun biçimde altıncı tablette geçiyor. İnsan yaratıldıktan sonra Marduk, Anunnaki'yi yukarı ve aşağı olarak bölüştürüyor. Ardından Anunnaki, Marduk'a minnetlerini göstermek için Babil'i ve Esagila'yı inşa etmeyi öneriyor. Bir yıl boyunca tuğla döküyorlar; ikinci yıl tapınağın başını yükseltiyorlar.

Esagila tamamlanınca bir şölen yapılıyor. Bu sahnede yine Anunnaki ve İgigi birlikte anılıyor; büyük tanrılar oturuyor, kaderleri belirleyen yedi tanrı yerlerini alıyor. Ardından Marduk'un yayı göğe yerleştiriliyor ve Marduk'un adları sayılmaya başlıyor.

Kelimeyi aramanın sınırları

Burada bir uyarı eklemem gerekiyor. "Anunnaki kelimesi nerede geçiyor" sorusu, çeviriler üzerinden sorulduğunda yanıltıcı olabiliyor. Bazı çevirmenler, Akadca metinde genel olarak "tanrılar" denen yerleri bağlama göre "Anunnaki" diye açabiliyor; bazıları ise tersine, Anunnaki geçen satırları "büyük tanrılar" diye karşılayabiliyor. Ayrıca destanın bazı satırları kırık; eksik yerlerin tamamlanması, kopyalar arasındaki karşılaştırmaya dayanıyor.

Bu yüzden kelime avına çıkan birinin, en azından transliterasyonlu bir edisyona, yani çivi yazısı işaretlerinin Latin harfleriyle verildiği bir metne bakması gerekiyor. Lambert'in edisyonu ya da çevrim içi erişilebilen bilimsel metin veritabanları bu iş için uygun. Türkçe çevirilerle yapılan sayımlar ise ancak kaba bir fikir verebilir.

Ben bu sınırları göz önünde tutarak şunu söyleyebilirim: kelimenin yoğunluğu, destanın yeni düzenin kurulduğu tabletlerinde artıyor. Kesin sayılar vermek yerine bu eğilimi aktarmayı daha dürüst buluyorum. Siz bir metni okurken çeviriye ne kadar güvenirsiniz?

Yedinci tablet: adların içinde

Yedinci tablet, Marduk'un elli adını ve bu adların açıklamalarını içeriyor. Bu açıklamalarda Anunnaki ve İgigi sık sık birlikte geçiyor. Marduk'un bazı adları, onun bu iki tanrı grubuna yiyecek sağlaması, onların görevlerini belirlemesi ya da onları yönetmesiyle açıklanıyor. Bir adında o, Anunnaki ile İgigi'nin yollarını belirleyen; bir başkasında, onların sunularını düzenleyen tanrı.

Bu bölümde Anunnaki, bir anlatının karakterleri olmaktan çok, Marduk'un egemenliğinin nesnesi haline geliyor. Destanın sonunda kelime, Marduk'un evrensel krallığını tanımlamanın bir aracı. Tanrıların tamamını, yukarıdakileri ve aşağıdakileri kapsayan bir ifade.

İgigi ile çift

Enuma Eliş'te Anunnaki çoğu zaman yalnız değil; İgigi ile birlikte geçiyor. Babil teolojisinde bu iki ad, genellikle göğün ve yerin tanrılarını ayırmak için kullanılıyordu. İgigi gök tanrıları, Anunnaki ise yerin ve yeraltının tanrıları. Ama bu ayrım her metinde tutarlı değil; bazı metinlerde roller değişiyor, bazılarında iki ad birlikte bütün tanrıları anlatmak için kullanılıyor.

Bu çift kullanım, Akadca edebiyatta yaygın bir üslup. İki zıt kavramı birlikte söyleyerek bir bütünü anlatmak. "Gök ve yer" demek, her şeyi demek. "Anunnaki ve İgigi" demek de, bütün tanrıları demek. Antik uzaylı anlatılarında ise bu çift, "yörüngedeki" ve "yerdeki" iki ayrı ekip olarak okunuyor.

Destanın kapanışında, yani yedinci tabletin sonundaki sonsözde, Marduk'un adlarının bilge kişiler tarafından öğrenilmesi, babadan oğula aktarılması ve çobanların bile bu adları bilmesi isteniyor. Burada artık tanrılar değil, insanlar konuşuluyor. Destan, tanrıların kolektif adından insanların hafızasına geçerek bitiyor.

Tanrılar arasındaki ilişki

Kelimenin dağılımı, destanın anlattığı tanrılar arası ilişkinin değişimini de yansıtıyor. Destanın başında tanrılar, nesiller arasında bölünmüş bir aile: yaşlılar ve gençler, Apsu ve Ea, Tiamat ve Anşar. Destanın sonunda ise tanrılar, Marduk'un çevresinde toplanmış bir tebaa. Aile kavgası bitiyor, bir krallık kuruluyor.

Anunnaki kelimesinin ikinci yarıda yoğunlaşması, bu dönüşümün dilsel bir izi gibi. Tanrılar, bir kral tarafından yönetilen bir topluluk olarak tanımlandıkça, onları adlandıran kolektif terimler de sıklaşıyor.

Akademik okuma

Wilfred Lambert, 2013'te yayımladığı Babylonian Creation Myths adlı kitapta Enuma Eliş'in kapsamlı bir edisyonunu sundu. Bu çalışmada destanın kopyaları, dili ve teolojisi ayrıntılı olarak tartışıldı. Akademik okumada Enuma Eliş, Marduk'un Babil'in tanrısı olarak yükselişini meşrulaştıran bir metin olarak görülüyor.

Anunnaki kelimesinin kullanımı da bu çerçevede okunuyor. Kelime, Sümerce "Anuna" teriminin Akadca karşılığı; Sümer metinlerinde genellikle büyük tanrıları ya da tanrıların bütününü anlatıyordu. Babil'de anlamı zamanla daralarak yeraltı ve yer tanrılarına doğru kaydı. Enuma Eliş, bu kaymanın bir aşamasını yansıtıyor.

Sitchin'in okuması

Sitchin, Enuma Eliş'i bir gezegen oluşum hikâyesi olarak okudu. Tiamat, bir gezegen; Marduk, Nibiru. Bu okumada destanın ilk yarısı, güneş sisteminin oluşumunu anlatıyor. İkinci yarı ise Anunnaki'nin dünyaya yerleşmesini.

Kelimenin dağılımı, ilginç bir biçimde bu ikiye bölünmeye uyuyor gibi görünüyor: ilk yarıda gökler, ikinci yarıda Anunnaki. Ama bu uyum, bence yüzeysel. İkinci yarıda Anunnaki, bir uzay kolonisinin çalışanları gibi değil, bir kralın etrafındaki tebaa gibi davranıyor. Tapınak inşa ediyor, şölen yapıyor, kralın adlarını sayıyorlar.

Forumlarda kelime avı

Forumlarda Enuma Eliş'ten yapılan alıntılar genellikle aynı birkaç satırla sınırlı. Forumlarda kimi kullanıcılar, destanda Anunnaki'nin "yalnızca birkaç kez" geçtiğini ve bu yüzden destanın aslında Anunnaki hakkında olmadığını yazıyor. Başkaları, kelimenin az geçmesinin önemini azaltmadığını, çünkü geçtiği yerlerin destanın en kritik sahneleri olduğunu söyledi.

Bence ikisi de haklı. Kelime az geçiyor, ama geçtiği yerler destanın dönüm noktaları. Türkçe tartışmalarda ise kelimenin geçtiği satırları tablet tablet gösteren bir çalışmaya hiç rastlamadım.

Enuma Eliş'te Anunnaki'nin geçtiği satırları tek tek saymak, popüler anlatının ne kadar az metne dayandığını açıkça gösteriyor.

SohbeX teorisi

Burada bir spekülasyon paylaşacağım; kesin bir iddia değil.

Enuma Eliş'te Anunnaki kelimesinin ikinci yarıda yoğunlaşması, bence destanın yazarının bilinçli bir tercihi. Yazar, tanrıları önce bireyler olarak tanıtıyor, onların kavgalarını anlatıyor; sonra onları bir kolektif içinde eritiyor. Bu, Babil'in siyasi ideolojisinin bir yansıması: bağımsız kent tanrıları, Marduk'un krallığı altında birleşiyor.

Bu okumada Anunnaki kelimesi, bir tür siyasi birleşmenin dili. Bu bir spekülasyon; destanın yazarının niyetini doğrudan bilmiyoruz.

Size soru

Bir kelimenin bir metinde nerede geçtiğine bakmak, size metni farklı okuma fırsatı verdi mi? Sizce Enuma Eliş'in ilk yarısında Anunnaki'nin geri planda kalması, destanın anlamını değiştiriyor mu?

Ben Babil'de geceleyen tanrıları düşünüyorum. Yukarıdan ve aşağıdan gelip aynı kentte buluşan, sabah meclise giden tanrılar. Bir kentin kendini evrenin merkezi ilan etmesinin bundan daha zarif bir yolu var mıdır? Bana kalırsa yok; Babil'in yazıcıları bunu çok iyi biliyordu.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap