Enlil ve Ninlil'de Anunnaki nerede geçiyor? Kelimenin yerine geçen iki sayı
"Enlil ve Ninlil" şiiri, Enlil'in yargılanıp Nippur'dan sürülmesiyle tanınıyor. Bu sahne, Anunnaki tartışmalarında tanrıların bir meclis olarak kendi başkanlarını bile yargılayabildiğinin kanıtı olarak sıkça anılıyor. Bu sitede o yargılama hakkında daha önce yazdım. Bu kez başka bir şeye bakmak istiyorum: şiirde yargılamayı yapanlara hangi adla seslenildiğine.
Şiir, onlara Anuna demiyor. Onları iki sayıyla tanımlıyor: elli büyük tanrı ve kaderleri belirleyen yedi tanrı. Bu iki sayı, bence Anuna kelimesinin yerine geçiyor; ama aynı anlama gelmiyor. Peki şair neden kelimeyi değil, sayıları seçti?
Sahnenin kendisi
Ninlil, annesi Nunbaršegunu'nun uyarısına rağmen Nunbirdu kanalında yıkanıyor. Enlil onu görüyor ve onunla birleşiyor; Ninlil Suen'e, yani Ay tanrısına hamile kalıyor. Bunun ardından Enlil, Kiur'da, Nippur'daki tapınak alanında yürürken, elli büyük tanrı ve kaderleri belirleyen yedi tanrı onu yakalatıyor. Hükümleri net: Enlil, ritüel olarak kirlenmiş; kenti terk etmeli.
Enlil kentten ayrılıyor. Ninlil onu takip ediyor. Enlil yolda üç kez kılık değiştiriyor: kent kapısının bekçisi, yeraltı nehrinin adamı ve kayıkçı olarak. Her seferinde Ninlil'le birleşiyor ve her seferinde Ninlil yeraltının bir tanrısına hamile kalıyor: Nergal, Ninazu ve Enbilulu.
Şiir, Enlil'e övgüyle bitiyor. Sürgün, Enlil'in gücünü azaltmıyor; aksine, ondan dört tanrı doğuyor.
Elli ve yedi
Elli büyük tanrı ve yedi kader tanrısı ifadesi, Sümer edebiyatında başka yerlerde de geçiyor. Bazı metinlerde Anuna'nın sayısı da elli olarak veriliyor; bazı metinlerde kaderi belirleyen tanrılar yedi kişi olarak sınırlandırılıyor. Bu, iki sayının aynı kolektifin iki katmanını tanımladığını düşündürüyor: genel meclis ve onun içindeki küçük karar grubu.
Eğer bu okuma doğruysa, Enlil'i yakalatan şey yalnızca bir meclis değil; hem meclisin tamamı hem de onun karar çekirdeği. İkisinin birlikte anılması, hükmün ağırlığını artırıyor. Enlil, yalnızca birkaç tanrının değil, bütün tanrılar düzeninin kararıyla sürülüyor.
İnanna'nın İnişi'ndeki yedi yargıçla bu yedi kader tanrısı arasında bir bağ var mı? Sayılar aynı; ama biri yeraltında, diğeri Nippur'da hüküm veriyor. Bence aynı grup değiller; ama yedi sayısı, her iki metinde de hüküm verenlerin sayısı olarak kullanılıyor.
Neden Anuna denmiyor?
Şiirin Anuna kelimesini kullanmaması, bir tesadüf olabilir. Sümer şairleri aynı kolektife farklı adlarla seslenebiliyordu. Ama bir başka açıklama da mümkün: elli ve yedi sayıları, kelimeden daha kesin bir resim çiziyor.
Anuna, bazen bütün tanrıları, bazen gök tanrılarını, bazen yeraltı tanrılarını kapsayabilen bir kelime. Elli büyük tanrı ve yedi kader tanrısı ise belirli bir kurumsal yapıyı tanımlıyor: Nippur'da toplanan ve Enlil'i bile yargılayabilen bir meclis. Şair, bu kesinliği istemiş olabilir.
Siz bir metinde bir topluluğa adıyla değil, sayısıyla seslenildiğinde ne hissediyorsunuz? Bana sayı, adın veremeyeceği bir resmîlik veriyor.
Kiur ve Nippur'un coğrafyası
Yargılama sahnesi Kiur'da geçiyor. Kiur, Nippur'daki Ekur tapınak kompleksinin bir parçası; Ninlil'in kutsal alanı olarak biliniyor. Enlil'in kendi eşinin tapınak alanında yakalanması, bence bilinçli bir seçim. Suç, Ninlil'e karşı işlendi; hüküm de Ninlil'in alanında veriliyor.
Şiirdeki diğer yerler de Nippur coğrafyasına bağlı. Nunbirdu kanalı, kent kapısı, yeraltı nehri, kayık iskelesi. Bu yerlerin bir kısmı gerçek Nippur'daki yerlere karşılık geliyor; bir kısmı ise kentle yeraltı arasındaki eşiği simgeliyor. Enlil'in sürgünü, kentin içinden dışına, oradan da yeraltına doğru bir yolculuk.
Ninlil'in seçimi
Şiirde çoğu zaman gözden kaçan bir nokta, Ninlil'in Enlil'i takip etmesi. Meclis Enlil'i sürüyor; Ninlil'e bir şey söylemiyor. Ninlil, kendi isteğiyle kenti terk ediyor ve Enlil'in arkasından gidiyor. Bu seçim, şiirin ikinci yarısını mümkün kılıyor.
Kılık değiştirmiş Enlil, her karşılaşmada Ninlil'e efendisinin nerede olduğunu bilmediğini söylüyor. Ninlil ise her seferinde Enlil'in kendi efendisi olduğunu, rahminde onun tohumunu taşıdığını hatırlatıyor. Bu konuşmalarda meclisin hükmü hiç anılmıyor. Sürgün, Ninlil için bir ceza değil, bir yol.
Bu, bence meclisin kararının sınırlarını gösteriyor. Elli büyük tanrı ve yedi kader tanrısı, Enlil'i kentten çıkarabiliyor; ama Ninlil'in ona bağlılığını ve bu bağlılıktan doğacak tanrıları engelleyemiyor. Meclisin hükmü bir kapıyı kapatıyor, başka bir kapıyı açıyor.
Ay tanrısı Suen'in yeraltına değil, göğe ait olabilmesi için Enlil'in yerine üç yeraltı tanrısının doğması gerekiyor; şiirin bu mantığı, akademisyenlerin en çok tartıştığı noktalardan biri. Meclisin rolü ise bu tartışmalarda çoğunlukla bir başlangıç noktası olarak kalıyor.
Tanrılar arasındaki ilişki
Bu şiirde tanrılar arasındaki ilişki, iki düzlemde işliyor. Birinci düzlem, Enlil ile Ninlil arasındaki kişisel ilişki: bir zorlama, bir takip, üç kılık değiştirme ve dört doğum. İkinci düzlem, Enlil ile meclis arasındaki kurumsal ilişki: bir suç, bir yargı ve bir sürgün.
Bu iki düzlem birbirine bağlı. Meclisin hükmü olmasaydı Enlil sürülmezdi; sürülmeseydi Ninlil onu takip etmez, yeraltı tanrıları doğmazdı. Yani meclisin kararı, şiirin geri kalanının, yeraltı tanrılarının doğuşunun nedeni. Hüküm, yeni bir düzenin başlangıcı.
Bu yapıda meclis, Enlil'den güçlü görünüyor; ama şiirin sonunda övülen yine Enlil. Meclis kararını veriyor ve sahneden çekiliyor. Enlil ise sürgünde bile kader belirlemeye devam ediyor.
Akademik okuma
Hermann Behrens, 1978'de bu şiirin ayrıntılı bir yayınını hazırladı. Jerrold Cooper ise şiirin ritüel boyutunu tartıştı ve Enlil'in sürgününün, belki de Nippur'da yapılan bir tören ya da bir mevsimsel döngüyle ilişkili olabileceğini öne sürdü.
Elli ve yedi sayıları üzerine akademik literatürde farklı görüşler var. Bazı araştırmacılar, bu sayıların gerçek bir meclis üyeliğini değil, bütünlüğü ifade eden sembolik sayılar olduğunu düşünüyor. Elli, Enlil'in kendisiyle ilişkili bir sayı; sonraki Mezopotamya geleneğinde Enlil'in sayısal sembolü elli olarak biliniyor. Bu ilişki, Enlil'i yargılayan meclisin sayısının Enlil'in kendi sayısıyla aynı olmasını ilginç kılıyor.
Sitchin'in okuması
Sitchin, Enlil'in yargılanmasını Anunnaki'nin kendi aralarındaki ahlak kurallarının bir kanıtı olarak okudu. Onun anlatısında Enlil, bir genç Anunnaki kadınına saldırdığı için sürgüne gönderilen bir komutan. Elli büyük tanrı, Anunnaki'nin Dünya'daki yönetim kadrosu; yedi kader tanrısı ise üst düzey karar alıcılar.
Bu okuma, şiirin kurumsal yapısını modern bir yönetim yapısına benzetmesi açısından ilginç. Ama şiirin dili, bir disiplin kurulunun dili değil; ritüel kirlenmenin dili. Enlil'i suçlayan sözcük, ahlaki bir suç değil, ritüel bir kirlilik bildiriyor. Bu, Sümer düşüncesinde suçun ve arınmanın nasıl kavrandığı hakkında bir şey söylüyor.
Kirlilik kelimesi
Enlil'i tanımlayan Sümerce ifade, genellikle "ritüel olarak kirli" ya da "arınmamış" diye çevriliyor. Bu ifade, Sümer tapınak dilinde kutsal alana giremeyecek durumdaki kişiyi tanımlıyor. Enlil'in kentten çıkarılması, bu yüzden bir hapis cezasından çok bir karantinaya benziyor.
Forumlarda
Forumlarda bu şiir, "tanrıların da yasaları vardı" başlığıyla sıkça paylaşılıyor. Kimi forum yazarları Enlil'in sürgününü "ilk kayıtlı cinsel saldırı davası" olarak tanımlamıştı. Başka kullanıcılar ise elli büyük tanrıyı, Anunnaki'nin Dünya'daki ilk ekibinin sayısı olarak yorumladı.
Elli ve yedi sayılarının Anuna kelimesinin yerine kullanıldığı, forumlarda hemen hiç fark edilmiyor. Çoğu paylaşımda bu sahne "Anunnaki, Enlil'i yargıladı" diye anlatılıyor. Türkçe tartışmalarda kimi kullanıcılar, şiirde Anunnaki kelimesinin geçip geçmediğini soruyor; bu soru çoğu zaman yanıtsız kalıyor.
Enlil ile Ninlil'in hikâyesinde Anunnaki'nin yargıç rolü, sürgünü bir ceza mı yoksa bir geçiş mi olarak okuduğunuza göre değişiyor.
SohbeX teorisi
Şimdi bir spekülasyon; doğrudan bir metin kanıtına dayanmıyor.
"Enlil ve Ninlil"de Anuna yerine elli ve yedi sayılarının kullanılması, bence Nippur şairinin Enlil'i yargılayan meclisi Enlil'in kendi sayısıyla tanımlama isteğinden kaynaklanıyor olabilir. Elli, Enlil'in sayısı. Enlil'i yargılayan elli tanrı, bir anlamda Enlil'in kendi otoritesinin yansıması. Enlil, kendi kurduğu düzen tarafından yargılanıyor.
Bu okuma doğruysa, sürgün bir yenilgi değil, bir kendini arındırma. Enlil, kendi düzeninin kurallarına uyduğu için sürülüyor ve bu uyum, onun gücünü azaltmıyor, aksine pekiştiriyor. Bu bir spekülasyon; elli sayısının Enlil'le ilişkisinin bu şiirin yazıldığı dönemde ne kadar yerleşik olduğunu kesin olarak bilmiyoruz.
Size soru
Bir lider, kendi kurduğu meclis tarafından yargılandığında, bu onun gücünü azaltır mı, yoksa artırır mı? Sizce elli büyük tanrı, Enlil'e karşı mı, yoksa Enlil'in düzeni adına mı hüküm verdi?
Ben bu şiiri her okuduğumda, Kiur'daki o anda duruyorum. Enlil yürüyor, tapınak alanı sessiz, ve birden elli tanrı ile yedi kader tanrısı onu çevreliyor. Hiçbiri adıyla anılmıyor; sadece sayılarıyla. Ve o sayılar, bütün bir düzenin ağırlığını taşıyor. Belki de bu yüzden şairin adlara ihtiyacı yoktu; sayı, kimin konuştuğunu değil, neyin konuştuğunu söylüyordu. Bütün bir düzen.
Giriş yap