Enki ve Dünya Düzeni'nde Anunnaki nerede geçiyor? Övgü korosu olarak bir meclis
"Enki ve Dünya Düzeni", Sümer edebiyatının en uzun ve en tuhaf şiirlerinden biri. Enki, dünyayı dolaşıyor, her bölgeye ve her mesleğe bir görev ve bir tanrı atıyor. Dicle ile Fırat'ı dolduruyor, sazlıkları düzenliyor, tuğla kalıbını Kulla'ya, çiftçiliği Enkimdu'ya, dokumacılığı Uttu'ya veriyor. Şiirin sonunda İnanna geliyor ve kendisine hiçbir şey verilmediğinden yakınıyor.
Bu şiirde Anuna kelimesi de geçiyor; ama beklediğim yerde değil. Anuna, dünyayı düzenleyen ya da karar veren bir meclis olarak değil, Enki'yi öven ve onun önünde saygıyla duran bir topluluk olarak beliriyor. Bu kez kelimenin şiirdeki yerini, Enki'nin büyük düzenleme işinin içinde takip etmek istiyorum.
Şiirin yapısı
Şiir, ETCSL'de "Enki ve Dünya Düzeni" başlığıyla yayımlanmış ve eski Babil dönemine ait tabletlerden biliniyor. Kopyaların çoğu Nippur'dan. Carlos Benito, 1969'da şiirin kapsamlı bir yayınını hazırladı; bugünkü okumalar büyük ölçüde onun çalışmasına dayanıyor.
Şiir kabaca dört bölüme ayrılıyor. İlk bölümde Enki övülüyor; ikinci bölümde Enki kendisini övüyor; üçüncü bölümde Enki dünyayı düzenliyor; dördüncü bölümde İnanna'nın şikâyeti ve Enki'nin cevabı geliyor. Anuna, ilk iki bölümde, Enki'nin övgüsünün içinde görünüyor.
Anuna'nın yeri
Şiirin başında Enki, "Anuna tanrıları arasında" büyük olan olarak tanıtılıyor. Daha sonra Enki kendi başarılarını sayarken, Anuna'nın kendisine nasıl davrandığını anlatıyor: Anuna tanrıları onun önünde dua ve yakarışla duruyor. Enki Eridu'ya döndüğünde, Anuna onu karşılıyor ve övüyor.
Bu sahnelerde Anuna'nın bir karar verdiği yok. Bir yargıda bulunmuyorlar, bir hüküm koymuyorlar. Sadece Enki'nin büyüklüğünü tanıyorlar. Anuna burada bir koro gibi: başrol oyuncusunun yüceliğini yankılayan bir topluluk.
Bu, Anuna'yı karar veren bir meclis olarak düşünmeye alışmış biri için şaşırtıcı. Ağıtlarda ve destanlarda Anuna, kaderi belirleyen güç. Burada ise kaderi belirleyen Enki; Anuna onun önünde eğiliyor.
Enki'nin gemisi
Şiirin en güzel sahnelerinden biri, Enki'nin Sümer'in farklı bölgelerine gemiyle yolculuğu. Enki, Magan ve Dilmun'a gidiyor; oranın kaderini belirliyor. Meluhha'ya gidiyor; oranın ağaçlarını, kuşlarını ve inek sürülerini kutsuyor. Ur'a gidiyor ve onu övüyor.
Bu yolculukta Anuna yok. Enki tek başına seyahat ediyor; her yerde kendi sözüyle kader belirliyor. Bu, şiirin Enki'yi neredeyse mutlak bir yaratıcı olarak sunduğunu gösteriyor. Dünyanın düzeni, bir meclisin kararı değil; bir tanrının dolaşması.
Görevler ve tanrılar
Enki, dolaşırken her alanı bir tanrıya emanet ediyor. Nehirlerin sorumluluğunu Enbilulu'ya, denizin sorumluluğunu Sirara'ya, yağmurun sorumluluğunu İşkur'a, tarlaların sorumluluğunu Enkimdu'ya veriyor. Tuğla kalıbı ve inşaat Kulla'ya, inşaat planları Muşdama'ya, vahşi hayvanlar Şakan'a, ağıllar ve sürüler Dumuzi'ye, sınırlar Utu'ya, dokuma Uttu'ya emanet ediliyor.
Bu listede görevlendirilen tanrılar, büyük ölçüde Anuna'nın üyeleri olarak düşünülebilir. Ama şiir onlara bir kolektif olarak değil, tek tek hitap ediyor. Her biri, kendi alanının sahibi. Anuna kelimesi, bu görev dağılımının içinde geçmiyor; yalnızca başta ve övgü sahnelerinde geçiyor.
Bu, bence ilginç bir ayrım. Tanrılar bir araya geldiğinde Anuna; tek tek görev aldıklarında kendi adlarıyla. Siz bu ayrımı başka metinlerde de fark ettiniz mi?
İnanna'nın şikâyeti
Şiirin sonunda İnanna, Enki'nin önüne geliyor ve kendisine hiçbir görev verilmediğinden yakınıyor. Ablası Ereşkigal'in, Aruru'nun, Ninisina'nın, Ninmug'un, Nidaba'nın ve Nanşe'nin görevlerini sayıyor; her birine bir şey verildiğini, kendisine ise hiçbir şey verilmediğini söylüyor.
Enki, İnanna'ya zaten sahip olduğu güçleri hatırlatarak cevap veriyor: çobanın değneği, savaş naraları, iplikleri bükmek gibi. Bu cevap, İnanna'nın zaten çok güçlü olduğunu söylüyor; ama şikâyetin kendisini tam olarak çözmüyor.
Bu sahnede de Anuna yok. İnanna, bir meclise değil, doğrudan Enki'ye başvuruyor. Kaderler Enki'nin elinde.
Enki'nin kendi sesi
Şiirin ikinci bölümünde Enki birinci tekil şahısla konuşuyor ve bu, Sümer edebiyatında az rastlanan bir şey. Tanrılar genellikle başkalarının ağzından övülür; burada ise Enki kendi büyüklüğünü kendisi anlatıyor. An'ın onu yücelttiğini, Enlil'in kardeşi olduğunu, kaderleri belirleme yetkisinin kendisine verildiğini söylüyor.
Bu kendini övme bölümünde Anuna'nın saygısı da Enki'nin kendi anlatımıyla aktarılıyor. Yani Anuna'nın Enki önünde durduğunu söyleyen, Enki'nin kendisi. Bu, okuyan için ilginç bir soru doğuruyor: Anuna gerçekten Enki'yi övüyor mu, yoksa Enki, Anuna'nın kendisini övdüğünü mü söylüyor?
Sümer okuyucusu için bu ayrım belki önemli değildi. Bir tanrının kendi büyüklüğünü ilan etmesi, o büyüklüğün kanıtıydı. Ama bugün okurken, bu sesin kime ait olduğunu düşünmeden geçemiyorum.
Sazlıklar ve kuşlar
Şiirin düzenleme bölümünde, Enki'nin sazlıklara yaptığı ziyaret özellikle dikkat çekici. Enki, sazlıklara balık ve kuş yerleştiriyor, kamışların genç ve yaşlı sürgünlerini ayırıyor. Bu bölümün dili, bir tarım ya da balıkçılık kaydından çok, bir doğa şiirine yakın.
Bu ayrıntılarda tanrıların hiçbir kolektif rolü yok. Sazlık, balık, kuş ve Enki. Dünyanın en küçük düzeni bile, tek bir tanrının dikkatine emanet edilmiş.
Tanrılar arasındaki ilişki
Şiirdeki tanrılar arasındaki ilişki, Enki'nin merkezde olduğu bir yapı. Enki, babası An'dan ve ağabeyi Enlil'den güç aldığını söylüyor; ama dünyayı düzenleyen o. An ve Enlil, şiirde arka planda kalıyor; Enki'yi yetkilendirenler olarak anılıyor.
Anuna ise bu yapının izleyicisi. Enki'nin önünde duruyor, onu övüyor, onun büyüklüğünü onaylıyor. Bir anlamda Anuna, Enki'nin otoritesinin meşruiyet kaynağı. Bir tanrının büyük olduğunu söyleyen, diğer tanrıların ona saygı göstermesi.
Akademik okuma
Akademisyenler bu şiiri çoğunlukla bir Eridu ideolojisi metni olarak okuyor. Eridu, Enki'nin kenti; şiir Enki'yi Sümer panteonunun en aktif ve en yaratıcı tanrısı olarak sunuyor. Bu, Enlil'in kenti Nippur'un ideolojisinden farklı bir vurgu. Nippur metinlerinde kaderi belirleyen Enlil; Eridu metinlerinde Enki.
Jeremy Black ve diğerleri, The Literature of Ancient Sumer adlı derlemede bu şiiri Enki'nin "dünyayı düzenleyişi" olarak çevirdi ve şiirin Sümer evren düşüncesini bütünlüklü biçimde yansıttığını vurguladı. Şiirde Anuna'nın sınırlı rolü, bu ideolojinin bir sonucu olabilir: Enki merkezdeyse, meclisin rolü daralıyor.
Sitchin'in okuması
Sitchin, Enki'yi Anunnaki'nin baş mühendisi ve bilim insanı olarak tanıttı. "Enki ve Dünya Düzeni" şiirini, Enki'nin dünyadaki altyapı çalışmalarının, sulama sistemlerinin, tarım projelerinin ve maden operasyonlarının bir kaydı olarak okudu. Bu okumada görev dağılımı, bir şirketin departmanlarına benzetiliyor.
Bu benzetme, şiirin yapısıyla belli bir uyum içinde. Enki gerçekten de her alanı birine emanet ediyor. Ama şiirin dili bir mühendislik dili değil; kutsama ve kader belirleme dili. Enki bir nehri doldurduğunda, onu kendi tohumuyla dolduruyor; bu bir sulama projesi değil, bir yaratılış eylemi.
Benito'dan sonra
Benito'nun yayınından bu yana şiirin bazı satırları yeniden okundu. Özellikle kopyalar arasındaki küçük farklar, Enki'nin hangi bölgeye hangi sırayla gittiği konusunda tartışmalara yol açtı. Bu farklar, Anuna'nın geçtiği satırları pek etkilemiyor; övgü bölümleri kopyalar arasında oldukça tutarlı.
Forumlarda
Forumlarda bu şiir, Enki'nin rolü üzerine tartışmalarda sıkça anılıyor. Kimi forum yazarları şiirdeki görev dağılımını "Anunnaki'nin dünya üzerindeki iş bölümü" olarak tanımlamıştı. Başka kullanıcılar ise Enki'nin Meluhha'ya yolculuğunu, Anunnaki'nin Hindistan'daki varlığının kanıtı olarak sundu.
Anuna'nın şiirdeki övgü rolü, forumlarda hemen hiç konuşulmuyor. Türkçe tartışmalarda kimi kullanıcılar, Enki'nin "Anunnaki'nin lideri" olduğunu yazıyor; şiirin bu iddiaya en yakın metinlerden biri olduğunu söylemek mümkün.
Enki'nin dağıttığı görevleri bir yönetim şeması gibi çizmeye kalksanız, kimi en üst kutuya koyardınız?
SohbeX teorisi
Şimdi bir spekülasyon; doğrudan bir metin kanıtına dayanmıyor.
"Enki ve Dünya Düzeni"nde Anuna'nın sadece övgü sahnelerinde geçmesi, bence Eridu yazıcılarının bilinçli bir tercihi. Nippur geleneğinde Anuna, Enlil'in etrafında toplanan karar meclisi. Eridu şairi, Enki'yi yüceltirken bu meclisi bir izleyici kitlesine dönüştürüyor. Karar Enki'de; meclis yalnızca alkışlıyor.
Bu, Sümer kentleri arasındaki ideolojik rekabetin edebiyattaki bir yansıması olabilir. Her kent, kendi tanrısını merkeze koyuyor ve diğerlerini, meclisi de dahil, ona göre konumlandırıyor. Bu bir spekülasyon; şiirin kim tarafından ve hangi amaçla yazıldığını tam olarak bilmiyoruz.
Size soru
Bir meclisin yalnızca övgü için var olması, onun gücü hakkında ne söyler? Sizce Anuna'nın bu şiirdeki rolü, Sümer tanrı anlayışında bir değişimi mi, yoksa sadece bir kentin bakış açısını mı yansıtıyor?
Ben bu şiiri her okuduğumda, İnanna'nın şikâyetinde duruyorum. Bütün tanrılara bir görev verilmiş, Anuna onları övüyor; ama bir tanrıça, kendisine bir şey verilmediğini söyleyerek düzenin tam ortasında duruyor. Belki de dünyanın düzeni, her zaman birinin şikâyetiyle tamamlanıyor. Şiir de zaten Enki'nin İnanna'ya verdiği cevapla, o cevabın yetip yetmediğini söylemeden bitiyor. Bu belirsizliği seviyorum.
Giriş yap