"Enki fraksiyonu" iddiası: İddia ne, kaynağı ne? İyi tanrı, kötü tanrı ikiliği
Anunnaki forumlarında bir süre gezindiyseniz, şu ayrımla mutlaka karşılaşmışsınızdır: Bir yanda insanlığı seven, ona bilgi veren, onu koruyan "Enki fraksiyonu"; öbür yanda insanlığı köle olarak gören, onu yok etmek isteyen "Enlil fraksiyonu". Bazı kullanıcılar kendilerini açıkça Enki tarafında konumlandırıyor, profillerine Enki'nin akan su sembolünü koyuyor. Bu ayrım, forumlarda neredeyse bir takım tutma kültürüne dönüşmüş durumda.
Bu ayrımı ilk gördüğümde, bir futbol tribününe benzetmiştim. Ama sonra merak ettim: Bu iki takımın kuruluş belgesi nerede? Hangi tablet, Enki'yi iyi, Enlil'i kötü olarak tanımlıyor? Burada bu sorunun peşine düşmek istiyorum.
İddia ne söylüyor?
Forumlardaki anlatıya göre, Anunnaki iki büyük gruba ayrılmıştı. Enki'nin grubu, insanlığa bilgi, uygarlık ve özgürlük vermek istiyordu. Enlil'in grubu ise insanlığı cahil ve itaatkâr tutmak, gerekirse yok etmek istiyordu. Tarih boyunca yaşanan birçok olay, bu iki grubun gizli mücadelesinin sonucu olarak yorumlanıyor. Bazı versiyonlarda bu mücadele bugün bile sürüyor.
Kavramın kökeni
"Fraksiyon" kelimesi Sümer metinlerinde geçmiyor elbette; bu, modern siyasetin dilinden alınmış bir kavram. Fikrin kökeni ise Sitchin'in kitaplarında. Sitchin, Enki ile Enlil'i aynı babanın, Anu'nun, farklı annelerden doğan oğulları olarak anlattı ve aralarındaki rekabeti bir veraset kavgası olarak yorumladı. Enki ilk doğan ama Enlil yasal varis; bu durum, aralarındaki gerilimin kaynağı.
Sitchin'in "The Lost Book of Enki" kitabı, bu rekabeti Enki'nin bakış açısından anlatıyor ve okuru doğal olarak Enki'nin tarafına çekiyor. Bir hikâyeyi bir karakterin ağzından okuduğunuzda, onun haklılığına inanmaya daha yatkın olursunuz. Bu, edebiyatın bilinen bir etkisi.
Siz bir hikâyeyi bir karakterin gözünden okuduktan sonra, karşı tarafın da kendi haklılığı olabileceğini düşünür müsünüz?
Tufan anlatısında Enki
Enki'nin insanlığın koruyucusu olarak görülmesinin en güçlü dayanağı, tufan anlatısı. Akadca Atrahasis Destanı'nda Enlil, insanların gürültüsünden uyuyamadığı için önce veba, sonra kıtlık, sonunda tufan gönderiyor. Enki ise her seferinde Atrahasis'e bir çıkış yolu gösteriyor. Tufandan önce, tanrılar meclisinde ağzını açmayacağına yemin ettiği için, Atrahasis'e doğrudan değil, onun kamış kulübesinin duvarına konuşarak haber veriyor. "Duvar, dinle beni; kamış kulübe, sözlerime kulak ver."
Bu sahne, Sümer ve Akad edebiyatının en zarif anlarından biri. Enki, yeminini bozmadan, bir kelime oyunuyla insanlığı kurtarıyor. Bu, onun karakterini çok iyi özetliyor: Kurallara uyuyor ama kuralların boşluklarını kullanıyor.
Gılgamış Destanı'nın on birinci tabletinde de aynı sahne var; orada tufan kahramanı Utnapiştim ve tanrının adı Ea. Ea, Enki'nin Akadca adı.
Ama Enki her zaman iyi mi?
Burada iddianın karmaşıklaştığı bir nokta var. Enki, bazı metinlerde insanlığa yardım ediyor, ama bazı metinlerde onu kandırıyor. Adapa Efsanesi bunun en bilinen örneği. Adapa, Enki'nin Eridu'daki bilge rahibi. Güney rüzgârının kanadını kırdığı için Anu'nun huzuruna çağrılıyor. Enki ona bir öğüt veriyor: Anu sana ölüm ekmeği ve ölüm suyu sunacak, onları yeme. Adapa öğüde uyuyor. Oysa Anu ona yaşam ekmeği ve yaşam suyu sunuyordu. Adapa, Enki'nin öğüdü yüzünden ölümsüzlüğü kaçırıyor.
Akademisyenler bu metni farklı biçimlerde yorumluyor. Enki, Adapa'yı bilerek mi kandırdı, yoksa Anu'nun tepkisini mi yanlış tahmin etti? Metin bu konuda açık değil. Ama kesin olan bir şey var: Enki'nin öğüdü, Adapa'nın ölümlü kalmasına yol açtı. Bu hikâye, Enki'yi insanlığın saf koruyucusu olarak görmeyi zorlaştırıyor.
Enki ve Ninmah şiirinde de benzer bir belirsizlik var. Enki ile Ninmah, bir şölende içip sarhoş oluyor ve bir yarışmaya giriyor. Ninmah kusurlu insanlar yaratıyor, Enki her birine bir görev buluyor. Sonra Enki, Ninmah'ın bile bir görev bulamayacağı bir varlık yaratıyor. Bu şiirde Enki, hem bir yaratıcı hem de bir yarışmacı; insanlar onun için biraz da bir oyunun parçası.
Enlil her zaman kötü mü?
Enlil'in de tek boyutlu bir kötü karakter olmadığını gösteren metinler var. Nippur'daki Ekur tapınağına yazılmış ilahilerde Enlil, düzenin, bolluğun ve krallığın kaynağı olarak övülüyor. "Enlil Ekur'da" ilahisinde, onun olmadan kentlerin kurulamayacağı, ahırların yapılamayacağı, nehirlerin bereketli olamayacağı söyleniyor. Kazmanın Yaratılışı şiirinde, insanları topraktan çıkaran ve onlara çalışma aracını veren de Enlil.
Tufan anlatısında bile Enlil'in karakteri gelişiyor. Gılgamış Destanı'nda tufandan sonra Enlil, gemide hayatta kalanları görünce önce öfkeleniyor, ama Ea'nın konuşmasından sonra Utnapiştim ile karısını kutsuyor ve onlara ölümsüzlük veriyor. Bu, bir karakterin bir hatayı kabul etmesine benziyor.
İnanna ve me'ler
Enki'nin karakterini anlamak için bir metin daha var: İnanna ve Enki. Bu şiirde İnanna, Uruk'tan Eridu'ya, Enki'nin Abzu'suna gidiyor. Enki onu bir şölenle karşılıyor; birlikte bira içiyorlar. Sarhoş olan Enki, uygarlığın ana kurallarını, yani "me"leri, birer birer İnanna'ya hediye ediyor: krallık, rahiplik, yazı sanatı, müzik, marangozluk, savaş, hatta sevgi ve yas. Sabah ayıldığında ne yaptığını fark ediyor ve me'leri geri almak için İnanna'nın Göğün Kayığı'nın peşine canavarlar gönderiyor. İnanna, yardımcısı Ninşubur sayesinde hepsinden kurtulup me'leri Uruk'a ulaştırıyor.
Bu şiirde Enki, bilgiyi isteyerek değil, sarhoşken veriyor ve sonra geri almaya çalışıyor. Bilgiyi insanlara taşıyan ise İnanna. "Bilgiyi veren tanrı" imgesine en çok uyan figür, bu şiirde Enki değil, onu bir şölende alt eden genç tanrıça.
Bu şiiri ilk okuduğumda gülmüştüm. Bir tanrının sarhoşken uygarlığı elden çıkarması, Sümer edebiyatında mizahın ne kadar canlı olduğunu gösteriyor. Ama aynı zamanda fraksiyon ikiliğini de altüst ediyor. Siz bu şiirde kimin tarafını tutardınız?
Tanrılar arasındaki ilişki
Enki ile Enlil arasındaki ilişki, bir iyi ile bir kötü arasındaki savaştan çok, iki farklı ilkenin birbirini dengelemesi gibi. Enlil düzen, otorite ve kararlılık; Enki zekâ, uyum ve esneklik. Mezopotamya düşüncesinde dünya, bu iki ilkenin birlikte işlemesiyle ayakta duruyordu. Enlil olmadan düzen olmaz, Enki olmadan çözüm olmaz.
Bu dengeyi Enki ve Dünya Düzeni şiirinde çok net görüyorum. Enki, dünyayı düzenlerken Enlil'in otoritesini tanıyor ve onun adına hareket ediyor. İki tanrı, bir rakip çift değil, birbirini tamamlayan bir ekip gibi.
Akademik okuma
Akademisyenler, Enki ile Enlil arasında metinlerde gerçek gerilimler olduğunu kabul ediyor. Ama bu gerilimleri iki karşıt grup olarak okumuyorlar. Mezopotamya panteonu, birbirine bağımlı tanrılardan oluşan bir aile, bir meclis. Tanrılar arasında çatışmalar var, ama bu çatışmalar kalıcı ittifaklara ya da cephelere dönüşmüyor. Thorkild Jacobsen, "The Treasures of Darkness" kitabında Mezopotamya tanrılarını, doğanın farklı güçlerinin kişileştirilmesi olarak okuyor; bu okumada çatışma, doğanın kendi içindeki gerilimlerinin bir yansıması.
Sitchin'in okuması
Sitchin'in okumasında Enki ile Enlil arasındaki rekabet, binlerce yıllık bir aile kavgası. Bu okuma, metinlerdeki gerilimleri alıp onları tek bir kronolojik hikâyede birleştiriyor. Ama Sitchin bile Enki'yi tamamen iyi, Enlil'i tamamen kötü olarak çizmiyor; onun anlatısında da her iki tanrının da kendi gerekçeleri var. "Fraksiyon" ikiliği, Sitchin'den sonra, forumlarda keskinleşti.
Forumlarda
Forumlarda "Enki fraksiyonu" kimliği, bazen bir tür manevi aidiyet işlevi görüyor. Kendini Enki'nin tarafında görmek, bilgiden, özgürlükten ve isyandan yana olmak anlamına geliyor. Bu duyguyu anlayabiliyorum. Ama bu kimliğin Sümer metinleriyle kurduğu bağ, çok seçici. Adapa'yı, Enki ve Ninmah'ı ya da Enlil ilahilerini okuyan bir kullanıcı, bu ikiliğin ne kadar dar olduğunu fark ediyor.
SohbeX teorisi
Spekülasyon olarak okuyun. Bana öyle geliyor ki "Enki fraksiyonu" iddiası, Mezopotamya'dan çok modern bir ahlak anlayışının ürünü. Bugün otoriteye kuşkuyla bakan, bilgiyi özgürlükle eşleştiren bir kültürde yaşıyoruz. Bu kültürün değerlerini Sümer tanrılarına yansıttığımızda, Enki doğal olarak bizim tarafımıza, Enlil ise karşı tarafa düşüyor. Ama Sümerler, belki de her iki tanrıyı da aynı derecede gerekli görüyordu.
Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.
Belki de Sümer tanrılarını okurken takım tutmayı bırakmak, onları daha iyi tanımanın ilk adımı. Enki'nin kurnazlığını, Enlil'in kararlılığını, İnanna'nın cüretini aynı anda sevebilir, aynı anda eleştirebiliriz. Metinler bize bunu yapma özgürlüğünü zaten veriyor.
Tribünden inip sahaya baktığımızda, oyunun iki takımdan çok daha fazlası olduğunu görüyoruz.
Size soru
Siz kendinizi Enki'ye mi, Enlil'e mi daha yakın hissediyorsunuz? Adapa Efsanesi'ni okudunuz mu; Enki'nin öğüdünü nasıl yorumluyorsunuz? Bir tanrıyı tamamen iyi ya da tamamen kötü olarak görmek size ne kadar anlamlı geliyor? Yorumlarda paylaşın.
Bir sonraki yazıda Anadolu'ya, Göbeklitepe'ye geçeceğim; Anunnaki iddialarının bu kadim tepeyle nasıl buluştuğuna bakacağım.
Bir sonraki tartışmada sizi de sahada görmek isterim.
Giriş yap