Giriş yap
🏺 Anunnaki

Enheduanna: Ur'un yüksek rahibesi ve adı bilinen ilk yazar

Tarihte, adını bildiğimiz ilk yazar kim? Bu sorunun en sık verilen cevabı, bir kadın: Enheduanna. Akadlı Sargon'un kızı, Ur'daki Ay tanrısı Nanna'nın yüksek rahibesi ve İnanna'ya yazılmış bir dizi ilahinin yazarı olarak anılıyor. Yaklaşık MÖ 2300'de yaşadı.

Enheduanna'nın adı, son yıllarda, edebiyat tarihlerinde, kadın yazarlar üzerine yazılan kitaplarda ve hatta popüler kültürde sık sık anılmaya başlandı. Ama bu ün, bazı soruları da beraberinde getirdi. Enheduanna, gerçekten bu ilahilerin yazarı mıydı? Yoksa sonraki dönemlerin yazıcıları, eserlerini, saygın bir isme mi atfettiler? Ve bir prensesin, babasının fethettiği bir kentte, yabancı bir tanrının rahibesi olması, ne anlama geliyordu? Sizce bir eserin yazarını bilmek, onu okuma biçiminizi değiştirir mi?

Ur'daki disk

Enheduanna'nın varlığına dair en önemli arkeolojik kanıt, 1927'de, Leonard Woolley'nin Ur'da yaptığı kazılarda bulundu. Woolley, Ur'daki "giparu" adlı yapıda, yani yüksek rahibelerin konutunda, kırık bir kalsit disk buldu. Disk, yaklaşık yirmi altı santim çapında.

Diskin bir yüzünde, bir kabartma var. Kabartmada, bir sunak önünde, bir dinsel tören tasvir ediliyor. Çıplak bir rahip, sunağa bir sıvı döküyor. Arkasında, uzun bir giysi giymiş ve başında bir başlık taşıyan bir kadın figürü duruyor. Bu figürün, Enheduanna olduğu düşünülüyor. Onun arkasında ise, iki görevli daha var.

Diskin arka yüzünde, bir yazıt bulunuyor. Yazıtta, Enheduanna, kendini, "Nanna'nın eşi, dünyanın kralı Sargon'un kızı" olarak tanıtıyor ve diski, İnanna'nın Ur'daki tapınağı için adadığını belirtiyor. Disk, bugün Philadelphia'daki Pennsylvania Üniversitesi Müzesi'nde sergileniyor.

Diskin kırık bulunması da ilginç. Disk, kasıtlı olarak kırılmış olabilir; belki de, Enheduanna'nın sürgüne gönderildiği dönemde. Daha sonra, Eski Babil döneminde, diskin yazıtının bir kopyası, bir tablet üzerine çıkarılmıştı. Bu, diskin, yüzyıllar sonra bile, okunup kopyalandığını gösteriyor.

Mühürler ve hizmetkârlar

Disk dışında, Ur'da, Enheduanna'nın hizmetkârlarına ait mühürler de bulundu. Bunlardan biri, onun yazıcısına; bir diğeri ise, saç bakımıyla ilgilenen bir görevlisine ait. Bu mühürler, Enheduanna'nın, Ur'da, kendi hizmetkârlarıyla birlikte, büyük bir konutta yaşadığını gösteriyor.

Bu mühürler, Enheduanna'nın tarihsel varlığını kesinleştiriyor. Yani, Enheduanna, bir efsane figürü değil, gerçekten yaşamış bir kişi.

Neden Ur?

Sargon, Sümer'i fethettikten sonra, kızını, Ur'daki Ay tanrısının yüksek rahibesi olarak atadı. Bu, son derece akıllıca bir siyasi hamleydi. Ur, Sümer'in en önemli dinsel merkezlerinden biriydi. Ay tanrısının yüksek rahibesi, tanrının dünyevi eşi olarak kabul ediliyordu.

Sargon, kızını bu göreve atayarak, Akad hanedanını, Sümer'in dinsel düzeninin içine yerleştirdi. Bu, fethedilen bir halkla fatih arasında, bir köprü kurmaktı. Bu gelenek, Sargon'dan sonra da sürdü. Akad ve sonraki hanedanların kralları, kızlarını, Ur'daki bu göreve atamaya devam etti. Yaklaşık beş yüz yıl boyunca, Ur'un yüksek rahibeleri, genellikle kral kızları arasından seçildi.

Nin-me-šara: İnanna'nın yüceltilmesi

Enheduanna'ya atfedilen en ünlü eser, "Nin-me-šara", yani "Tüm me'lerin hanımı" adlı ilahi. Bu ilahi, modern araştırmalarda, "İnanna'nın Yüceltilmesi" olarak da biliniyor. Yaklaşık yüz elli üç satırdan oluşuyor.

İlahinin içeriği, son derece kişisel. Enheduanna, birinci tekil şahısla konuşuyor ve kendi acısını anlatıyor. Lugal-ane adlı biri, Ur'da bir isyan başlatmış ve Enheduanna'yı tapınaktan kovmuştu. Enheduanna, sürgündeyken, İnanna'ya yakarıyor ve ondan, kendisini kurtarmasını istiyor.

İlahide, Enheduanna, Nanna'nın kendisini koruyamadığından yakınıyor. Bu nedenle, İnanna'ya dönüyor. İnanna'yı, göklerin ve yerin hanımı, An'ın sevgilisi ve tüm tanrıların üzerinde bir güç olarak yüceltiyor. İlahinin sonunda, İnanna, Enheduanna'nın yakarışını kabul ediyor ve Enheduanna, eski görevine geri dönüyor.

İlahinin en çarpıcı kısmı, Enheduanna'nın kendi yazma sürecini anlatması. Gece yarısı, ilahiyi oluşturduğunu, onu İnanna'ya sunduğunu ve tanrıçanın, bu ilahiyi kabul ettiğini söylüyor. Bu, yaratıcı bir eylemin, bir yazar tarafından kendi ağzından anlatılmasının bilinen en eski örneklerinden biri.

Diğer eserler

Enheduanna'ya atfedilen diğer eserler arasında, "In-nin ša-gur-ra" adlı bir başka İnanna ilahisi ve "Tapınak İlahileri" adlı bir koleksiyon var. Tapınak İlahileri, Sümer'in farklı kentlerindeki kırk iki tapınağa yazılmış kısa ilahilerden oluşuyor. Koleksiyonun sonunda, şu ifade yer alıyor: "Bu tabletin derleyicisi Enheduanna'dır."

Tapınak İlahileri, Sümer'in dinsel coğrafyasının bir haritası gibi. Her tapınak, kendi tanrısıyla birlikte, kısa ama yoğun bir biçimde betimleniyor. Bu, Akad döneminde, Sümer'in farklı kentlerinin, tek bir dinsel sistem içinde düşünülmesine katkıda bulunmuş olabilir.

Yazarlık tartışması

Enheduanna'nın bu eserlerin gerçek yazarı olup olmadığı, akademisyenler arasında tartışmalı. Eserlerin bilinen kopyalarının neredeyse tamamı, Eski Babil dönemine, yani Enheduanna'dan yaklaşık beş yüz yıl sonrasına ait. Bu kopyaların dili, bazı yönlerden, Akad döneminden çok, Eski Babil dönemine ait görünüyor.

Bazı araştırmacılar, bu eserlerin, Eski Babil döneminde yazıldığını ve saygın bir figür olan Enheduanna'ya atfedildiğini düşünüyor. Diğerleri ise, eserlerin, Enheduanna'nın döneminde yazıldığını, ama sonraki kopyalayıcılar tarafından dilsel olarak güncellendiğini öne sürüyor.

Bu tartışma, "yazarlık" kavramının, eski Mezopotamya'da, bugün anladığımızdan farklı olabileceğini hatırlatıyor. Belki de Enheduanna, bu eserlerin, bugünkü anlamda tek başına yazarı değildi; ama bir derleyici, bir esin kaynağı ya da bir geleneğin başlatıcısı olarak, adı bu eserlere bağlandı.

Tanrılar arasındaki ilişki: Nanna ve İnanna

Enheduanna'nın ilahileri, Sümer panteonunda, tanrılar arasındaki ilişkileri ilginç bir biçimde gösteriyor. Enheduanna, Nanna'nın rahibesiydi; ama en çok İnanna'ya yöneldi. Mitolojik geleneğe göre, İnanna, Nanna'nın kızıydı. Yani Enheduanna, baba tanrının yeterli olmadığı bir durumda, kızına başvuruyordu.

Bu, Akad hanedanının İnanna'ya, yani Akadca adıyla İştar'a, duyduğu özel bağlılıkla da ilgili olabilir. Sargon, İştar'ın sevgilisi olarak sunuluyordu. Enheduanna'nın ilahileri, Sümer'in İnanna'sını, Akad'ın İştar'ıyla birleştirmiş olabilir. Bazı araştırmacılar, Enheduanna'nın, bu birleşmede, bilinçli bir teolojik rol üstlendiğini öne sürüyor.

Giparu: rahibenin evi

Enheduanna'nın yaşadığı giparu, Ur'daki kutsal alanın içinde, büyük bir yapıydı. Woolley'nin kazıları, bu yapının, farklı dönemlerde birçok kez yeniden inşa edildiğini gösterdi. Yapının içinde, rahibenin konutu, bir tapınak, mutfaklar, depolar ve hizmetkârların odaları vardı.

Giparu'da, önceki yüksek rahibelerin mezarları da bulundu. Bu, rahibelerin, öldükten sonra da, görev yaptıkları yerde kalmaya devam ettiğini gösteriyor. Sonraki rahibeler, kendilerinden öncekilerin anısını yaşatıyordu. Eski Babil döneminde, bir yüksek rahibe olan Enanedu, giparu'yu yeniden inşa ettirdiğini ve eski rahibelerin mezarlarını onardığını anlatan bir yazıt bıraktı.

Bu gelenek, Enheduanna'nın anısının, neden yüzyıllar boyunca canlı kaldığını açıklıyor olabilir. Giparu'da yaşayan her yeni rahibe, Enheduanna'nın izinden yürüyordu. Bazı araştırmacılar, Eski Babil dönemindeki yazıcıların, Enheduanna'nın eserlerini, tam da bu ortamda, rahibelerin çevresinde kopyaladığını düşünüyor. Woolley'nin diski bulduğu katman da, Eski Babil dönemine aitti; yani disk, Enheduanna'dan yüzyıllar sonra, hâlâ giparu'da duruyordu.

Kendi işinizin, beş yüz yıl sonra, aynı evde yaşayan biri tarafından korunduğunu düşünmek size ne hissettirirdi?

Akademik okuma

Akademisyenler, Enheduanna'yı, Akad döneminin dinsel politikasının önemli bir figürü olarak görüyor. William Hallo ve J. J. A. van Dijk, 1968'de, Nin-me-šara'nın ilk kapsamlı çevirisini yayımladı. Annette Zgoll, 1997'de, ilahinin yeni bir eleştirel edisyonunu hazırladı. Bu çalışmalar, Enheduanna'nın eserlerinin, Sümer edebiyatının en sofistike örnekleri arasında olduğunu gösterdi.

Sitchin'in okuması

Sitchin, Enheduanna'yı, İnanna ile doğrudan iletişim kuran bir rahibe olarak yorumladı. Ona göre, Enheduanna'nın ilahileri, gerçek bir varlıkla, yani İnanna ile, kurulan ilişkinin bir kaydıydı.

Akademik okumada, Enheduanna'nın ilahileri, dinsel deneyimin edebi bir ifadesi olarak değerlendiriliyor.

Forumlarda

Forumlarda Enheduanna, sık sık "ilk yazar" ve "ilk kadın şair" olarak anılıyor. Bazı kullanıcılar, yazarlık tartışmasının, kadın yazarların tarihten silinmesinin bir örneği olduğunu düşünüyor. Diğerleri ise, tartışmanın, cinsiyetle değil, kaynakların durumuyla ilgili olduğunu vurguluyor.

Bazı başlıklarda, Enheduanna'nın ilahilerinin, Yunan şairi Sappho'dan yaklaşık bin yedi yüz yıl önce yazıldığı vurgulanıyor. Bu karşılaştırma, popüler yazılarda sıkça yapılıyor; ama iki şairin dünyaları, dinsel bağlamları ve dilleri o kadar farklı ki, bazı kullanıcılar, karşılaştırmanın, yalnızca kronolojik bir merak olarak kalması gerektiğini belirtiyor.

SohbeX teorisi

Spekülasyon olarak okuyun. Bence Enheduanna'nın ilahisindeki "gece yarısı yazdım" ifadesi, bir yazarın kendi yaratıcı sürecini fark etmesinin bilinen en eski anı olabilir. Bu, yazının, yalnızca kayıt tutmak için değil, kişisel bir deneyimi ifade etmek için de kullanılabileceğinin bir keşfiydi.

Belki de Enheduanna, gerçek yazar olsun ya da olmasın, Mezopotamyalıların, bir eserin arkasında bir kişinin, bir sesin olabileceğini düşünmeye başladığı anı temsil ediyor.

Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.

Size soru

Bir eserin yazarının kesin olarak bilinmemesi, o eserin değerini azaltır mı? Enheduanna'nın sürgündeki yakarışı size ne hissettiriyor? Yorumlarda yazın.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap