Giriş yap
🏺 Anunnaki

Edward Hincks: İrlanda'daki köy papazı ve çivi yazısının sırları

Çivi yazısının çözümü anlatılırken, genellikle bir isim öne çıkar: Henry Rawlinson. Behistun'un kayalıklarına tırmanan, imparatorluk subayı, macera dolu bir hayat yaşamış bir adam. Ama çivi yazısının çözümüne en derin katkıyı yapanlardan biri, kayalıklara hiç tırmanmamış, Mezopotamya'ya hiç gitmemiş, hayatının büyük bölümünü Kuzey İrlanda'da küçük bir köyde papaz olarak geçirmiş bir adamdı: Edward Hincks.

Hincks, Akadca çivi yazısının en zor sırlarını, yani bir işaretin hem bir heceyi hem de bir kelimeyi gösterebildiğini ve aynı işaretin birden fazla ses değerine sahip olabildiğini keşfeden kişiydi. Bu keşifler olmadan, Mezopotamya metinlerinin okunması mümkün olmazdı. Ama Hincks, hayatı boyunca hak ettiği tanınırlığı göremedi. Ben bu yazıyı, bilim tarihinde gölgede kalmış bu adamı anmak için yazıyorum.

Killyleagh'in papazı

Edward Hincks, 1792'de İrlanda'nın Cork kentinde doğdu. Babası, bir din adamı ve öğretmendi. Hincks, Dublin'deki Trinity College'da eğitim gördü ve parlak bir öğrenci olarak dikkat çekti. Ancak akademik bir kariyer yerine, kilise hizmetini seçti. 1825'te, Kuzey İrlanda'daki Down ilçesinde bulunan Killyleagh köyüne papaz olarak atandı ve hayatının geri kalanını orada geçirdi.

Killyleagh, küçük bir kıyı köyüydü. Hincks'in büyük kütüphanelere, müzelere ya da diğer araştırmacılara erişimi sınırlıydı. Çalışmalarını, yayımlanmış kopyalar ve kendisine gönderilen materyaller üzerinden yürüttü. Buna rağmen, eski Mısır hiyeroglifleri, Eski Farsça ve Akadca çivi yazısı üzerine önemli katkılarda bulundu.

Bir araştırmacının, incelediği eserleri hiç görmeden, yalnızca kopyalar üzerinden çalışarak bu kadar derin keşifler yapması size ne düşündürüyor?

Hiyerogliflerden çivi yazısına

Hincks, araştırmalarına Mısır hiyeroglifleriyle başladı. Champollion'un çözümünden sonra, hiyerogliflerin yapısını daha ayrıntılı biçimde inceledi ve bazı işaretlerin okunuşları üzerine katkılarda bulundu. Bu deneyim, ona karma yazı sistemleri hakkında önemli bir anlayış kazandırdı: hiyeroglifler, hem ses değerleri hem de kelime anlamları taşıyan işaretlerden oluşuyordu.

1840'larda Hincks, dikkatini çivi yazısına çevirdi. Önce Eski Farsça çivi yazısı üzerine çalıştı ve bu yazının ses değerlerinin belirlenmesine katkı sağladı. Sonra, çok daha karmaşık olan Akadca çivi yazısına yöneldi.

Büyük keşifler

Hincks'in Akadca çivi yazısı üzerine yaptığı keşifler, bugün bu yazının vazgeçilmez ilkeleri olarak kabul ediliyor. Birincisi, Akadca işaretlerin harf değil, hece değeri taşıdığını gösterdi. Yani bir işaret, "b" sesini değil, "ba", "ab" ya da "bab" gibi bir heceyi gösteriyordu.

İkincisi, aynı işaretin hem bir hece hem de bütün bir kelime anlamına gelebildiğini, yani hem ses değeri hem de kelime değeri taşıyabildiğini ortaya koydu. Örneğin bir işaret, bir metinde "an" hecesi olarak okunabilirken, başka bir yerde "gök" ya da "tanrı" anlamına gelebiliyordu.

Üçüncüsü, belki de en önemlisi, aynı işaretin birden fazla ses değerine sahip olabileceğini, yani "çok seslilik" ilkesini keşfetti. Bu keşif, ilk başta şüpheyle karşılandı; çünkü bir yazı sisteminin bu kadar karmaşık olması mantıksız görünüyordu. Ama Hincks haklıydı ve 1857 deneyi, bu ilkeye dayanan çevirilerin güvenilir olduğunu gösterdi.

Dördüncüsü, Hincks "belirleyici" denen işaretleri tanımladı. Bu işaretler okunmuyordu; ama bir kelimenin hangi kategoriye ait olduğunu gösteriyordu: bir tanrı adı mı, bir kent adı mı, ahşap bir nesne mi, bir insan mı. Mısır hiyerogliflerinde de benzer işaretler vardı ve Hincks bu benzerliği fark etti.

Tanrılar arasındaki ilişki: dingir işareti

Hincks'in keşifleri, Mezopotamya tanrılarının adlarını okumamızı doğrudan etkiledi. Özellikle, tanrı adlarının önüne konan belirleyici işaretin tanınması, metinlerde hangi kelimelerin tanrı adı olduğunu anlamayı mümkün kıldı. Bu işaret, Sümerce "dingir", Akadca "ilu" olarak okunuyordu ve bir yıldız biçimindeydi.

Aynı işaret, Hincks'in keşfettiği çok seslilik ilkesinin de en güzel örneklerinden biri. Bu işaret, bir belirleyici olarak okunmadan tanrı adlarının önüne konabiliyor; "dingir" ya da "ilu" kelimesi olarak "tanrı" anlamına gelebiliyor; "an" hecesi olarak okunabiliyor; ya da gök tanrısı An'ın, Akadca Anu'nun adı olarak kullanılabiliyordu. Bu, bir işaretin Mezopotamya'nın tanrılar dünyasının tamamını, gök ile tanrısallık arasındaki bağı tek başına taşıyabildiğini gösteriyor.

Hincks'in bu işareti doğru okumasıyla birlikte, Enlil, Enki, İştar, Marduk ve diğer tanrıların adları metinlerde güvenle tanınabildi. Bir yıldız biçimindeki işaretin, hem "gök" hem de "tanrı" anlamına gelmesi, size Mezopotamyalıların tanrıları nerede gördüğü hakkında ne düşündürüyor?

Yazıyı kim icat etti? Hincks'in sorusu

Hincks'in keşifleri, bir başka büyük soruyu da beraberinde getirdi. Eğer Akadca bir Sami diliyse, çivi yazısının işaretlerinin ses değerleri neden Akadca kelimelerle uyuşmuyordu? Örneğin "tanrı" anlamına gelen işaret, "an" ya da "dingir" olarak okunuyordu; ama Akadcada tanrı "ilu" idi. "Ev" anlamına gelen işaret "e" olarak okunuyordu; ama Akadcada ev "bitu" idi.

Hincks, bu uyumsuzluğun bir açıklaması olması gerektiğini düşündü. Ona göre, çivi yazısı Akadca konuşan Samiler tarafından değil, daha önce aynı bölgede yaşayan, Sami olmayan bir halk tarafından icat edilmişti. Samiler, bu yazıyı sonradan benimsemiş ve kendi dillerine uyarlamıştı. İşaretlerin ses değerleri, bu eski halkın dilindeki kelimelerden geliyordu.

Bu fikir, o dönem için son derece cesurdu. Çünkü bu eski halkın varlığına dair başka bir kanıt yoktu; ne adı biliniyordu ne de dili. Hincks, yalnızca yazının iç yapısına bakarak, kayıp bir halkın ve kayıp bir dilin varlığını öngördü. Sonraki yıllarda, Jules Oppert ve başka araştırmacılar bu dile "Sümerce" adını verdi ve Sümercenin gerçekten de Akadcadan tamamen farklı bir dil olduğu anlaşıldı.

Yani Anunnaki tartışmalarının merkezindeki Sümerlerin varlığı, ilk olarak bir İrlandalı köy papazının, işaretlerin okunuşlarındaki tuhaflığı fark etmesiyle sezildi. Bir uygarlığın, kalıntıları bulunmadan önce, yalnızca bir yazı sisteminin iç tutarsızlıklarından fark edilmesi size nasıl geliyor?

Akademik okuma

Akademik çevrelerde Hincks, son on yıllarda yeniden değerlendirildi. Kevin Cathcart gibi araştırmacılar, Hincks'in mektuplarını ve yazışmalarını yayımladı ve onun çivi yazısının çözümündeki rolünü ayrıntılı biçimde ortaya koydu. Bu çalışmalar, birçok keşfin, uzun süre Rawlinson'a mal edilmesine rağmen, aslında Hincks'e ait olduğunu gösterdi.

Hincks ile Rawlinson arasında, keşiflerin önceliği konusunda bir gerginlik vardı. Rawlinson, daha tanınmış, daha iyi bağlantıları olan ve İngiliz kurumlarının desteğini alan bir figürdü. Hincks ise İrlanda'da, akademik kurumların dışında çalışıyordu. Bazı araştırmacılar, Hincks'in keşiflerinin, Rawlinson'un yayınlarında yeterince belirtilmediğini vurguluyor.

Hincks, 1866'da Killyleagh'de öldü. Hayatı boyunca hiçbir zaman bir üniversite kürsüsü elde edemedi. Bugün, Asuroloji tarihinde, çivi yazısının en önemli çözümcülerinden biri olarak kabul ediliyor.

Hincks'in hayatı, bir başka şeyi de gösteriyor: büyük keşifler, her zaman büyük merkezlerde yapılmıyor. Bir köy papazının çalışma odası, Londra'nın ve Paris'in kurumlarıyla yarışabiliyordu. Mektupları, Avrupa'nın dört bir yanındaki araştırmacılara ulaşıyor ve onların çalışmalarını yönlendiriyordu.

Sitchin'in okuması

Sitchin, Hincks'ten hiç söz etmedi. Ama Sitchin'in çalışmalarında sıkça kullandığı yöntem, yani Sümerce kelimeleri hecelere ayırarak yeni anlamlar çıkarma, Hincks'in keşfettiği ilkelerle doğrudan bağlantılı. Sitchin, bir işaretin birden fazla anlamı olabileceği ilkesini, metindeki bağlamı göz ardı ederek, istediği anlamı seçmek için kullandı.

Örneğin "dingir" işaretinin hem "tanrı" hem de "gök" anlamına gelebilmesi, Sitchin'e göre tanrıların "gökten gelenler" olduğunu gösteriyordu. Ancak Hincks'in de gösterdiği gibi, bir işaretin hangi anlamda kullanıldığı, bağlama göre belirleniyor.

Forumlarda

Forumlarda Hincks'in adı neredeyse hiç geçmiyor. Çivi yazısının çözümü tartışıldığında, genellikle yalnızca Rawlinson anılıyor. Bazı akademik eğilimli kullanıcılar, Hincks'in rolünü hatırlatmaya çalışıyor.

Diğer başlıklarda ise çivi yazısının çok seslilik ilkesi, Sitchin'in çevirilerinin neden tartışmalı olduğunu açıklamak için kullanılıyor.

Bazı kullanıcılar ise Hincks'in hayatını, kurumların dışında çalışan bağımsız araştırmacılar için bir ilham kaynağı olarak paylaşıyor. Bu başlıklarda, onun mektuplarla yürüttüğü çalışma düzeni, bugünkü çevrimiçi iş birliklerine benzetiliyor.

SohbeX teorisi

Spekülasyon olarak okuyun. Bana öyle geliyor ki Hincks, Mezopotamya tanrılarının en sessiz tercümanıydı. Bir köy kilisesinde, Hristiyan Tanrı'ya vaazlar verirken, akşamları Marduk'un ve Enlil'in adlarını çözüyordu. Bu ikili hayat, ona belki de tanrıların adlarının, onlara inananların dünyasında nasıl işlediğine dair özel bir duyarlılık kazandırdı.

Belki de dingir işaretinin hem gök hem de tanrı anlamına geldiğini en iyi anlayan, her pazar göğe bakarak dua eden bir papazdı.

Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.

Size soru

Edward Hincks'i daha önce duymuş muydunuz? Bir keşfin, yapan kişiye değil, daha tanınmış birine mal edilmesi size ne düşündürüyor? Sizce bilim tarihinde gölgede kalan başka kimler var? Yorumlarda yazın.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap