Dört adlı adam: Ziusudra'nın izini dillerde sürmek
Bir adamın adı Sümercede Ziusudra. Akadcada Atrahasis, ya da Uta-napişti. Yunancada Ksisuthros. Hepsinin ortak noktası, tanrıların gönderdiği bir tufandan kurtulan, bir gemi yapan, sonra ölümsüzlük ya da tanrısal bir yaşam bahşedilen kişi olmaları. Ama bu dört adı aynı kişiye bağlamak, araştırmacıların onlarca yıl süren bir iş olarak çözdüğü bir bulmacaydı.
Ziusudra'yı bu blogda daha önce birkaç kez andım; Şuruppak'ın Öğütleri yazısında babasından aldığı öğütleri, Eridu tufan anlatısında da gemisini konuşmuştuk. Bu kez onun adlarının peşine düşmek istiyorum. Çünkü bir adın nasıl çevrildiği, bir hikâyenin dilden dile nasıl geçtiğini çok güzel gösteriyor.
Sümerce: "Uzun günlerin yaşamı"
Ziusudra adı, Sümercede "zi" (yaşam) ve "u4-sud-ra2" (uzun günler) parçalarından oluşuyor. Genellikle "uzun günlerin yaşamı" ya da "uzun ömürlü hayat" olarak çevriliyor. Bu ad, kahramanın tufandan sonra kavuştuğu ölümsüzlüğe gönderme yapıyor gibi. Yani ad, hikâyenin sonunu baştan haber veriyor.
Ziusudra, Sümerce tufan anlatısında Şuruppak kralı ve bir rahip olarak tanıtılıyor. Tufandan sonra An ve Enlil, ona "bir tanrı gibi yaşam" veriyor ve onu Dilmun'a, "güneşin doğduğu yere" yerleştiriyor.
Ziusudra'nın adı, Sümer Kral Listesi'nin bazı kopyalarında da geçiyor. Weld-Blundell koleksiyonundaki daha küçük bir tablet, WB 62, tufan öncesi krallar arasında Şuruppak'ta Ziusudra'yı da sayıyor. Ünlü WB 444 prizmasında ise tufan öncesi listenin sonunda Ziusudra'nın babası Ubar-Tutu bulunuyor; Ziusudra yok. Bu fark, Kral Listesi'nin farklı kopyalarının farklı gelenekleri yansıttığını gösteriyor.
Akadca: "Aşırı bilge" ve "yaşamı buldu"
Akadcaya geçince, kahramanın iki farklı adı ortaya çıkıyor. Atrahasis destanında adı Atrahasis, yani "aşırı bilge". Bu ad, kahramanın Enki'nin, yani Ea'nın, uyarısını anlayacak kadar akıllı olduğunu vurguluyor.
Gılgamış Destanı'nın on birinci tabletinde ise kahramanın adı Uta-napişti. Bu ad, "yaşamı buldu" ya da "yaşamını buldu" anlamına geliyor. Türkçe kaynaklarda çoğu zaman Utnapiştim olarak geçiyor. Ve bu ad, Sümerce Ziusudra'nın anlamına çok yakın: İkisi de yaşam ve uzun ömür kavramlarını taşıyor.
İlginç bir ayrıntı: Gılgamış Destanı'nda Ea, Uta-napişti'den söz ederken onu "Atrahasis" diye de anıyor. Yani Babilli yazıcılar, bu iki adın aynı kişiye ait olduğunu biliyordu. Biri onun bilgeliğini, öbürü ödülünü anlatan iki sıfat gibi.
Yunanca: Ksisuthros
Berossos'un MÖ üçüncü yüzyılda Yunanca yazdığı Babil tarihinde, tufan kahramanının adı Ksisuthros. Bu ad, Sümerce Ziusudra'nın Yunancaya geçmiş biçimi olarak kabul ediliyor. Ama arada iki bin yılı aşkın bir zaman var. Ad, Sümerceden Akadca yazımlara, oradan Yunancaya nasıl geçti?
Bir olasılık, Babil'de Sümerce adların okul metinlerinde ve listelerde, Akadca konuşulduğu dönemlerde de korunmaya devam etmesi. Berossos, bir Babil rahibi olarak, bu eski listelere ve metinlere erişebiliyordu. Ksisuthros, onun okuduğu bir çivi yazısı listesindeki Ziusudra adının bir Yunanca uyarlaması olabilir.
Berossos'un anlatısında, tanrı Kronos, Ksisuthros'u bir rüyada uyarıyor; ona bütün yazıları Sippar'da gömmesini, sonra bir gemi yapmasını söylüyor. Tufandan sonra Ksisuthros, karısı, kızı ve dümencisiyle birlikte tanrılar arasına alınıyor. Bu son, Sümerce ve Akadca anlatılardaki ölümsüzlük ödülüyle uyuşuyor.
Adların bağlanması
Bu dört adın aynı kişiye ait olduğunun anlaşılması, birden olmadı. George Smith, 1872'de tufan tabletini tanıdığında, kahramanın adını okumakta zorlandı. İlk yayınlarda ad, farklı biçimlerde okundu. Smith ve çağdaşları, Berossos'un Ksisuthros'unu biliyordu; tufan tabletindeki kahramanı onunla ilişkilendirdiler, ama adların doğrudan bağlantısı sonradan netleşti.
Arno Poebel'in 1914'te Nippur tufan tabletini yayımlaması, Sümerce Ziusudra adını ortaya koydu. Böylece Yunanca Ksisuthros'un Sümerce kaynağı bulunmuş oldu. Atrahasis'in Uta-napişti ile aynı kişi olduğu ise, Gılgamış'taki "Atrahasis" anmasından ve Atrahasis destanının yapısından anlaşıldı.
Bu bağlantılar, Mezopotamya'nın çok dilli bir dünya olduğunu hatırlatıyor. Aynı kahraman, farklı dillerde farklı adlarla anılıyordu; ama hikâyesi, yüzyıllar boyunca tanınabilir biçimde korunuyordu.
Smith'in "Hasisadra"sı
Bu bulmacanın en eğlenceli parçalarından biri, George Smith'in ilk okuması. Smith, tufan tabletini 1872'de tanıttığında, kahramanın adını bugünkü gibi okuyamadı. Çivi yazısı işaretleri, birden fazla sesle okunabiliyordu ve özel adlar için hangi okumanın doğru olduğunu bilmek zordu.
Smith, kahramanın adını bazı yayınlarında "Hasisadra" olarak verdi. Bu okuma, aslında Atrahasis adının ters çevrilmiş bir biçimine benziyordu; Smith, Gılgamış'taki "Atrahasis" anmasını farklı bir sırayla okumuş olabilir. Ayrıca Uta-napişti adını da farklı biçimlerde denedi. Bu ilk okumalar, yayınlarda bir süre dolaştı; sonra Akadca dilbilgisinin ve yazım kurallarının daha iyi anlaşılmasıyla düzeltildi.
Bu bana çok insani geliyor. Dünyanın ilk kez okuduğu bir tufan hikâyesinin kahramanının adı, ilk birkaç yıl yanlış okundu. Ama hikâyenin kendisi, bu yanlışlığa rağmen, okuyucuları derinden etkiledi. Bir ad yanlış olabilir; bir hikâyenin gücü ise adından bağımsız.
Bir adın ömrü
Ziusudra adının en eski yazılı kanıtları, Eski Babil döneminin Sümerce metinlerinden geliyor. Ama Şuruppak'ın Öğütleri'nin daha eski, Erken Hanedanlık dönemine ait kopyaları da var; Abu Salabikh'ten çıkan bu kopyalarda, Ziusudra'ya benzer bir figürün adı geçiyor. Bu da adın, MÖ üçüncü binyılın ortalarında bile bilindiğini düşündürüyor.
Berossos'un MÖ üçüncü yüzyılda Ksisuthros'u anması ise, adın en az iki bin yılı aşkın bir süre boyunca yaşadığını gösteriyor. Bir insan adının, farklı imparatorlukların yükselip düşmesine, dillerin değişmesine rağmen bu kadar uzun süre hatırlanması, bence Mezopotamya yazı geleneğinin ne kadar güçlü olduğunun bir kanıtı.
Çeviri sorunları
Ziusudra adının çevirisi bile tartışmalı. "Uzun günlerin yaşamı" en yaygın çeviri; ama bazı araştırmacılar "uzun yaşam günleri" ya da "uzak günlerin yaşamı" gibi alternatifler öneriyor. Bu farklar küçük görünse de, adın anlamını değiştiriyor: Uzun bir ömür mü, yoksa uzak bir zamana ait bir yaşam mı?
Uta-napişti adında da benzer bir belirsizlik var. "Yaşamı buldu" mu, "yaşamımı buldum" mu, yoksa "o yaşamı buldu" mu? Akadca dilbilgisi, bu üç okumaya da izin veriyor.
Tanrılar arasındaki ilişki
Dört anlatıda da kahramanı kurtaran tanrı aynı: Sümercede Enki, Akadcada Ea, Berossos'ta ise Kronos. Bu son eşleşme ilginç. Berossos, Yunan okuyucularına yazdığı için, Babil tanrılarına Yunan karşılıkları veriyordu. Ea'yı Kronos ile eşleştirmesi, belki de Ea'nın yaşlı, bilge bir tanrı olarak görülmesinden kaynaklanıyordu.
Enlil'in rolü ise anlatıdan anlatıya biraz değişiyor. Sümerce ve Akadca anlatılarda, tufan kararını Enlil veriyor ve kahramanın kurtulmasına öfkeleniyor. Berossos'ta ise bu çatışma neredeyse yok; tanrı yalnızca uyarıyor. Yani Yunanca versiyon, tanrılar arasındaki gerilimi yumuşatmış görünüyor.
Bir ayrıntı daha: Sümerce anlatıda Ziusudra, tufandan sonra Utu'nun ışığına bir pencere açıyor ve güneş tanrısının önünde secde ediyor. Yani kurtuluşun ilk anı, bir başka tanrıya, güneşe yönelik bir saygı hareketiyle başlıyor. Akadca anlatılarda ise ilk iş, kuşları göndermek ve sonra tanrılara bir kurban sunmak. Kurbanın kokusunu alan tanrıların "sinekler gibi" toplanması, Gılgamış'ın en unutulmaz benzetmelerinden biri.
Sitchin'in okuması
Sitchin, Ziusudra'yı Enki'nin kendi oğlu olarak yorumladı; Enki'nin bir insan kadından olan melez çocuğu. Bu yüzden Enki, onu kurtarmak için Enlil'e karşı geldi.
Metinlerde Ziusudra'nın babası Ubar-Tutu olarak geçiyor; Şuruppak'ın Öğütleri'nde ise babası Şuruppak. Enki'nin babalığına dair bir kayıt yok. Enki'nin Ziusudra'yı korumasının nedeni, metinlerde onun kişisel bir bağı değil, insanlığın yok olmasına karşı çıkması olarak anlatılıyor.
Forumlarda adlar
Forumlarda Ziusudra, Atrahasis ve Utnapiştim adları çoğu zaman ayrı kişiler gibi konuşuluyor. Bir İngilizce tartışmada, bir kullanıcı bu üç adın aynı kişiye ait olduğunu öğrenince şaşırdı. Bir başkası, Nuh'u da bu listeye ekledi; ve tartışma, Tevrat ile Mezopotamya tufan anlatılarının ilişkisine kaydı.
Türkçe forumlarda ise Utnapiştim, Gılgamış üzerinden en çok bilinen ad. Ziusudra ve Ksisuthros pek az anılıyor. Bir kullanıcı, Berossos'un anlatısındaki "yazıların Sippar'a gömülmesi" ayrıntısını sorduğunda, bu ayrıntının Sümerce ve Akadca anlatılarda olmadığı, Berossos'a özgü olduğu hatırlatıldı.
SohbeX teorisi: Adların katmanları
Bu bölüm spekülatif.
Bana öyle geliyor ki, dört ad, kahramanın dört farklı yüzünü temsil ediyor. Ziusudra, ödülünü; Atrahasis, bilgeliğini; Uta-napişti, kavuştuğu yaşamı; Ksisuthros ise Yunan dünyasındaki yankısını. Belki de her dil, kahramanın en çok değer verdiği yanını adına yansıttı.
Bu bir yorum, kanıt değil. Ama bir adın anlamının, hikâyenin hangi yönünü öne çıkardığını göstermesi, bence dikkate değer.
Size soru
Adınızın dört farklı dilde dört farklı anlamı olsaydı, hangisini seçerdiniz? Ziusudra'nınki gibi uzun bir yaşam mı, Atrahasis'inki gibi büyük bir bilgelik mi? Ben bilgeliği seçerdim; çünkü hikâyeye göre, uzun yaşam da zaten ondan geliyor.
Giriş yap