Giriş yap
🏺 Anunnaki

Dağda bir kral seçildi: Lugal-e'de Şarur'un raporu ve antik uzaylı yorumları

Lugal-e şiiri, Ninurta'nın Asag'ı yenişini ve ardından taşların kaderini belirleyişini anlatıyor. Taşların yargılanması, Şarur adlı konuşan silah ve şiirin taş adları üzerine daha önce yazdım. Bu kez savaştan önceki bir ana, bir haber verme sahnesine bakmak istiyorum.

Şiirin başlarında Ninurta, Nippur'da, tanrıların ziyafetinde oturuyor. Silahı Şarur, dağlardan dönüp ona bir rapor veriyor. Raporun içeriği şaşırtıcı: dağlarda yeni bir güç ortaya çıkmış. Asag adlı bu varlık, dağların bitkileri tarafından kral olarak adlandırılmış. Taşlar onun savaşçıları olmuş. Asag, dağlarda oturup yargı veriyor, kentlerin topraklarına göz dikiyor.

Antik uzaylı anlatılarında bu rapor, bazen "isyancı bir Anunnaki grubunun dağlarda üs kurması" ya da "bir yapay zekânın makine ordusu toplaması" olarak okunuyor. Ben bu raporu, Sümer düşüncesinde krallık ve düzen kavramlarıyla birlikte okumak istiyorum.

Haberci bir silah

Şarur, Ninurta'nın silahı; ama şiirde bir haberci gibi davranıyor. Uçuyor, dağlara gidiyor, gözlem yapıyor, geri dönüp efendisine anlatıyor. Bu rol, Sümer şiirinde vezirlerin ve habercilerin rolüne benziyor. Enki'nin veziri İsimud, İnanna'nın veziri Ninşubur da benzer görevler üstleniyor.

Şarur'un konuşması uzun ve süslü. Asag'ı övüyor gibi görünüyor; onun gücünü, korkutuculuğunu, ordusunu ayrıntılarıyla anlatıyor. Ama amacı, Ninurta'yı harekete geçirmek. Rapor, bir savaş çağrısı.

Bir silahın bu kadar konuşkan olması, modern okuyucuyu şaşırtıyor. Ama Mezopotamya'da tanrıların silahları, kendi adları olan, kendi kişilikleri olan varlıklar olarak görülüyordu. Şarur'un adı, "binlercesini ezen" gibi bir anlam taşıyor. Bu adın arkasında, silahın kendi iradesi olduğu fikri var.

Bitkiler bir kral seçiyor

Şarur'un raporundaki en tuhaf ayrıntı, Asag'ın dağların bitkileri tarafından kral olarak adlandırılması. ETCSL çevirisinde bu satır, bitkilerin Asag'ı kendilerine kral yaptığı biçiminde veriliyor. Tablet kopyalarındaki işaretlerin okunuşu tartışmalı; ama genel anlam açık: Asag'ın krallığı, dağın kendisinden geliyor.

Sümer düşüncesinde krallık, tanrıların verdiği bir şey. Kral Listesi'ne göre krallık gökten iniyor; Etana Efsanesi'ne göre krallık simgeleri Anu'nun önünde duruyor. Ama Asag'ın krallığı gökten inmiyor, bitkilerden geliyor. Bu, meşru olmayan bir krallık; tanrıların düzeninin dışında, dağların vahşi dünyasında kurulmuş bir güç.

Bu ayrıntı, şiirin nasıl bir karşıtlık kurduğunu gösteriyor. Bir yanda Nippur'un düzenli dünyası, tanrıların ziyafeti, Enlil'in otoritesi. Öte yanda dağların vahşi dünyası, bitkilerin seçtiği bir kral, taşlardan bir ordu. Ninurta'nın görevi, bu ikinci dünyayı birinciye bağlamak.

Taşlar ordusu

Şarur'un raporuna göre taşlar, Asag'ın savaşçıları. Şiirin sonunda Ninurta, bu taşları tek tek yargılayacak: kimini lanetleyecek, kimini kutsayacak. Ama raporda taşlar henüz bir ordu; bir düşman kalabalığı.

Taşların savaşçı olması, Mezopotamya'nın coğrafi gerçekliğiyle ilişkili olabilir. Güney Mezopotamya'nın düz ovasında taş yoktu. Taşlar, kuzeydeki ve doğudaki dağlardan, çoğu zaman düşman bölgelerden geliyordu. Değerli taşlar, kesme taşlar, bazalt ve diyorit uzak dağlardan getirilmek zorundaydı. Dağlar ve onların taşları, Sümerler için hem değerli hem tehlikeliydi.

Şiir, bu ikiliği bir mitolojik savaşa çeviriyor. Dağların taşları, önce Asag'ın ordusu; sonra Ninurta'nın yargısıyla Sümer'in hizmetine giriyor.

Asag'ın yargı kürsüsü

Şarur'un raporunda Asag yalnızca bir savaşçı değil, bir yargıç gibi de davranıyor. Dağlarda oturup kararlar veriyor; kentlerin sınırlarına uzanan bir otorite kuruyor. Bu, Sümer düşüncesinde krallığın en önemli işlevlerinden biri: yargı. Bir kral, halkına adalet dağıtan kişi.

Asag'ın yargı vermesi, onun krallığını daha da tehditkâr kılıyor. Bir düşman ordusu, bir sınır savaşıdır; ama bir rakip yargıç, düzenin kendisine meydan okumaktır. Ninurta'nın savaşı, bu yüzden bir toprak savaşı değil, bir meşruiyet savaşı. Kimin yargısı geçerli olacak: Nippur'un mu, dağların mı?

Şiirin sonunda Ninurta'nın taşları tek tek yargılaması, bu sorunun cevabı. Savaşı kazanan, yargı yetkisini de alıyor. Asag'ın dağlarda verdiği kararlar siliniyor; yerine Ninurta'nın kararları geliyor. Taşların kaderi, yeni yargıcın ilk icraatı. Siz bu sahneyi bir savaşın sonu mu, yoksa bir mahkemenin açılışı mı olarak görürsünüz?

Ziyafetin bölünmesi

Raporun geldiği an da önemli. Ninurta, Nippur'da tanrılarla birlikte ziyafette. Tanrılar yiyip içiyor, Ninurta onların arasında saygı görüyor. Şarur'un raporu, bu huzuru bozuyor.

Bu kurgu, Sümer şiirinde sık rastlanan bir yapı: bir ziyafet ya da tören sırasında bir haber geliyor ve kahraman yola çıkıyor. Enki ve İnanna'da da bir ziyafet, olayların başlangıcı. Lugal-e'de ziyafet, savaşın öncesindeki son sakin an.

Tanrılar arasındaki ilişki

Şarur'un raporunun hemen ardından Ninurta harekete geçiyor. Ama bu harekete geçiş, Enlil'in oğlu olarak yapılıyor. Ninurta, babasının düzenini korumak için savaşıyor. Asag'ın krallığı, Enlil'in otoritesine bir meydan okuma.

Şiirin devamında, savaş zorlaştığında, Şarur Enlil'e gidip yardım istiyor. Enlil'in cevabı, Ninurta'ya bir taktik öneriyor. Yani savaş, baba ile oğul arasında bir işbirliği. Ninurta savaşıyor; ama Enlil'in bilgeliğiyle.

Savaştan sonra ise Ninurta'nın annesi Ninmah sahneye giriyor. Ninurta, dağdan bir yığın yapıp ona Ninhursag adını veriyor. Yani savaşın sonucu, bir aile içi hediyeyle taçlanıyor. Asag'ın krallığından alınan dağ, Ninurta'nın annesine veriliyor.

Akademik okuma

J. van Dijk, 1983'te Lugal-e'nin eleştirel edisyonunu iki cilt hâlinde yayımladı. Bu edisyon, şiirin Sümerce ve Akkadca versiyonlarını karşılaştırıyor. Van Dijk, şiirin yazıcı okullarında okutulduğunu ve Eski Babil döneminden sonra da iki dilli kopyalarla aktarıldığını gösterdi.

Akademik okumada Şarur'un raporu, şiirin olay örgüsünü başlatan bir sahne. Asag'ın bitkiler tarafından kral seçilmesi, düzensizliğin bir sembolü. Bazı araştırmacılar, Asag'ı hastalık ve kuraklıkla ilişkilendiriyor; Akkadca "asakku" kelimesi, bir hastalık iblisini anlatıyor. Bu okumada Asag'ın dağlarda kral olması, hastalık ve kuraklığın dağlardan gelen bir tehdit olarak görüldüğünü yansıtıyor.

Antik uzaylı yorumu

Antik uzaylı anlatılarında Asag, bazen bir makine, bazen bir isyancı Anunnaki, bazen de bir başka uzaylı türün temsilcisi olarak sunuluyor. Taşlardan oluşan ordu, robotlar ya da cansız malzemeden yapılmış savaşçılar olarak yorumlanıyor. Şarur'un raporu ise bir keşif uçağının istihbarat raporu.

Bu okumanın zorluğu, Şarur'un raporundaki bitki ayrıntısını açıklayamaması. Bir makine neden bitkiler tarafından kral seçilsin? Şiir, Asag'ın krallığını doğanın kendisine bağlıyor. Asag, dağların doğal düzeninin bir parçası; bir yabancı değil. Bu da onu bir uzaylıdan çok bir doğa gücüne yaklaştırıyor.

Asag ve kuraklık

Asag'ın dağlarda kral olmasının bir sonucu da suyun kesilmesi. Şiirin devamında, Asag'ın varlığı yüzünden dağlardan gelen suların ovaya ulaşmadığı, buz ve kar olarak dağlarda kaldığı anlatılıyor. Ninurta'nın zaferinden sonra ise sular yeniden Dicle'ye akıyor.

Bu bağlantı, Asag'ı bir kuraklık iblisi olarak okumayı destekliyor. Dağlardaki kral, ovanın suyunu tutuyor. Onun yenilmesi, suyun serbest kalması. Mezopotamya için bu, hayatın kendisi. Bitkilerin onu kral seçmesi de bu açıdan anlam kazanıyor: dağ bitkileri, suyu tutan gücün tarafında.

Sitchin'in okuması

Sitchin, Ninurta'nın Asag'la savaşını, Anunnaki arasındaki "Piramit Savaşları"nın bir parçası olarak okudu. Onun anlatısında dağlardaki savaş, Mısır ve Sina'daki stratejik noktaların kontrolü için yapılan bir çatışma. Taşlar ise, Sitchin'e göre, Büyük Piramit'in içindeki kristaller ve cihazlar.

Bu okuma, Sitchin'in en spekülatif yorumlarından biri. Şiirde Mısır'dan, piramitlerden ya da Sina'dan söz edilmiyor. Taşların adları, Mezopotamya'nın bilinen taş türlerine karşılık geliyor.

Forumlarda Şarur'un raporu

Forumlarda Şarur'un raporu, "konuşan silah" konusuyla birlikte anılıyor. Forumlarda kimi kullanıcılar, Şarur'un bir yapay zekâ olduğunu yazıyor. Başkaları, Mezopotamya'da pek çok nesnenin, kapıların, silahların, hatta tuğlaların kişileştirildiğini hatırlattı.

Türkçe forumlarda ise Asag'ın bitkiler tarafından kral seçilmesini hiç görmedim. Bu ayrıntı, şiirin en şiirsel ve en az bilinen yanlarından biri.

Şarur'un raporunu bir savaş muhabirinin notları gibi okumak mümkün; peki o zaman Ninurta'yı kim denetliyor?

SohbeX teorisi: Dağ halklarının reisi

Bu bölüm spekülatif.

Belki de Asag'ın krallığı, Sümerlerin dağ halklarına bakışının bir yansımasıydı. Zagros dağlarında yaşayan halklar, Sümer metinlerinde sıklıkla düzensiz, vahşi ve tehlikeli olarak tanımlanıyor. Bu halkların kendi reisleri, kendi düzenleri vardı; ama Sümerler için bu düzenler meşru değildi.

Asag'ın bitkiler tarafından kral seçilmesi, bu dağ reislerinin Sümer bakış açısından nasıl görüldüğünü anlatıyor olabilir: tanrıların değil, dağın seçtiği krallar. Bunu kanıtlayacak bir satır yok; ama şiirin dağ ile ova arasında kurduğu karşıtlık, bu okumayı akla yatkın kılıyor.

Bir başka ihtimal de şu: dağ halklarının reisleri, gerçekten de yaylaların ve geçitlerin efendileriydi. Su yollarını ve ticaret yollarını onlar kontrol ediyordu.

Size soru

Bitkilerin bir kral seçtiğini hayal edebiliyor musunuz? Ve sizce bir krallığı meşru kılan, onu kimin seçtiği mi, yoksa nasıl yönettiği mi?

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap