Burney Kabartması: Gece Kraliçesi kim?
British Museum'da, yaklaşık yarım metre yüksekliğinde, pişmiş topraktan bir pano var. Üzerinde, çıplak, kanatlı, ayakları kuş pençesine dönüşmüş bir kadın figürü, iki aslanın sırtında duruyor. İki yanında birer baykuş var. Başında boynuzlu bir taç, iki elinde ise halka ve çubuk simgesi taşıyor. Müze ona "Gece Kraliçesi" adını veriyor. Ama bu ad, aslında bir sorunun yerini tutuyor: Bu kadın kim?
Bu kabartma, Anunnaki tartışmalarında sık sık karşımıza çıkıyor; çünkü hem bir tanrıçayı hem de bir iblisi, hem de Tevrat'ın sonraki geleneklerindeki Lilit figürünü çağrıştırıyor. Ben burada, onun kimliği üzerine yapılan farklı yorumlara ve bu yorumların hangi metinlere dayandığına bakmak istiyorum.
Satıcının adıyla anılan bir eser
Kabartmanın yaygın adı, onu 1930'larda elinde bulunduran Londralı antika satıcısı Sidney Burney'den geliyor. Eserin nerede ve nasıl bulunduğu bilinmiyor; yasal bir kazıdan değil, antika piyasasından geldi. Bu yüzden onun hangi kentten, hangi tapınaktan ya da evden çıktığını bilmiyoruz.
Kabartma, uzun yıllar özel koleksiyonlarda kaldı ve 2003 yılında British Museum tarafından satın alındı. Müze, eserin satın alınmasını, onun Mezopotamya sanatının en önemli figürlü panolarından biri olduğu gerekçesiyle büyük bir kampanyayla duyurdu. Eser, satın alındıktan sonra müzede yoğun ilgi gördü ve "Gece Kraliçesi" adıyla tanıtıldı.
Stil ve teknik bakımından, kabartma Eski Babil dönemine, yaklaşık MÖ on dokuzuncu ya da on sekizinci yüzyıla, yani Hammurabi'nin yaşadığı döneme tarihleniyor. Kabartmanın yüzeyinde kırmızı, siyah ve beyaz boya izleri var; başlangıçta figürün bedeni kırmızıya boyanmıştı.
Gerçek mi, değil mi?
Kökeni bilinmediği için kabartmanın özgünlüğü bir dönem tartışıldı. 1930'larda bazı uzmanlar, eserin taklit olabileceğini düşündü; çünkü bu kadar büyük ve iyi korunmuş bir pişmiş toprak pano, Eski Babil döneminden pek bilinmiyordu. Ancak sonraki teknik incelemeler, kilin ve boyaların eski olduğunu destekledi. Bugün araştırmacıların büyük çoğunluğu, eseri gerçek kabul ediyor.
Bu tartışma bile, antika piyasasından gelen eserlerin bir sorununu gösteriyor: Kazı bağlamı olmayan bir eser, hem özgünlüğü hem de anlamı bakımından eksik kalıyor. Bir eserin hangi odada, hangi nesnelerle birlikte bulunduğunu bilmek, onun ne için kullanıldığını anlamanın en güçlü yolu. Burney Kabartması'nda bu bilgi yok.
Simgeler
Kabartmadaki figürün simgeleri tek tek incelenebilir. Boynuzlu taç, Mezopotamya sanatında tanrılara özgü bir işaret; bu yüzden figürün sıradan bir iblis değil, bir tanrıça olduğu düşünülüyor. Elindeki halka ve çubuk, Hammurabi Steli'nde Şamaş'ın krala uzattığı simgelerin aynısı; bu da bir tanrısal yetkiyi çağrıştırıyor.
Kanatlar ve kuş pençeleri, figürü yeraltı dünyasıyla ilişkilendiriyor. Mezopotamya metinlerinde, yeraltı dünyasındaki ölülerin kuş gibi tüylerle kaplı olduğu anlatılıyor. "İnanna'nın Yeraltına İnişi" ve "İştar'ın Yeraltına İnişi" metinlerinde de bu betimleme var. Aslanlar ise İştar'ın kutsal hayvanıydı. Baykuşlar ise gece ve ölümle ilişkilendirilen kuşlar.
Figürün ayakları altındaki pul biçimli desen, Mezopotamya sanatında dağları göstermek için kullanılan bir desen. Yani figür, iki aslanın sırtında, bir dağın üzerinde duruyor.
Kanatlı, pençeli ve boynuzlu bir kadın figürüne baktığınızda, aklınıza ilk gelen şey bir tanrıça mı, yoksa korkutucu bir varlık mı?
Üç aday: İştar, Ereşkigal ve Lilitu
Araştırmacılar, figürün kimliği için üç ana aday öne sürdü. Birincisi İştar, yani Sümerlilerin İnanna'sı. Aslanlar, boynuzlu taç ve halka-çubuk simgesi, İştar'ın tanınmış simgeleri arasında. Ayrıca İştar, yeraltına inen bir tanrıça olarak, kanatlarla ve yeraltı simgeleriyle birlikte gösterilebilir.
İkinci aday, İnanna'nın kız kardeşi ve yeraltı dünyasının kraliçesi Ereşkigal. Kanatlar, pençeler ve baykuşlar, yeraltıyla güçlü bir bağ kuruyor. Ereşkigal'in tasvirleri çok nadir; bu yüzden bu kabartma, onun bilinen az sayıdaki tasvirinden biri olabilir. Bazı araştırmacılar, figürün koyu renkli bedenini de yeraltı dünyasının karanlığıyla ilişkilendiriyor.
Üçüncü aday, bir iblis ya da gece varlığı. 1930'larda arkeolog Henri Frankfort, figürü, Sümer'in "Gılgamış, Enkidu ve Yeraltı" metninde geçen, İnanna'nın huluppu ağacına yerleşen "ki-sikil-lil-la" adlı varlıkla ilişkilendirdi. Bu ad, sonraki geleneklerde Lilit adıyla bilinen gece iblisinin bir öncülü olarak yorumlandı. Ama bu bağlantı, birçok araştırmacı tarafından zayıf bulunuyor; çünkü iblisler genellikle boynuzlu taç takmazdı.
Tanrılar arasındaki ilişki: iki kız kardeş
İştar ve Ereşkigal yorumu, bizi Mezopotamya mitolojisinin en dramatik ilişkilerinden birine götürüyor. "İnanna'nın Yeraltına İnişi" metninde, İnanna, kız kardeşi Ereşkigal'in yönettiği yeraltı dünyasına iniyor. Yedi kapıdan geçerken her birinde bir giysisini ya da süsünü çıkarıyor; sonunda çıplak bir şekilde Ereşkigal'in önüne çıkıyor. Ereşkigal ve yeraltının yedi yargıcı, Anunnaki, ona ölüm bakışıyla bakıyor ve İnanna bir cesede dönüşüyor.
Bu metinde, iki kız kardeş arasındaki ilişki hem yakınlık hem de rekabet taşıyor. İnanna, yukarıdaki dünyanın, aşkın, savaşın ve yaşamın tanrıçası; Ereşkigal ise aşağıdaki dünyanın, ölümün ve sessizliğin. Burney Kabartması'ndaki figür, belki de bu iki dünyanın birleştiği bir anı gösteriyor: yaşamın tanrıçasının ölümün simgeleriyle, ya da ölümün tanrıçasının yaşamın simgeleriyle birlikte.
Benzer küçük plaketler
Burney Kabartması büyüklüğü bakımından eşsiz olsa da, aynı döneme ait çok sayıda küçük pişmiş toprak plaket, benzer bir kanatlı kadın figürünü gösteriyor. Bu plaketler, kalıplarla seri halinde üretilmişti ve muhtemelen evlerde ya da küçük tapınaklarda kullanılıyordu. Bu da figürün, sıradan insanların günlük dinî yaşamında tanınan bir varlık olduğunu düşündürüyor.
Bazı plaketlerde figür, aslanların yerine başka hayvanların üzerinde duruyor; bazılarında baykuşlar görülmüyor. Bu farklılıklar, aynı tanrısal figürün farklı yerlerde farklı biçimlerde tasvir edildiğini ya da birden fazla tanrıçanın benzer bir görsel dille gösterildiğini düşündürüyor.
Seri üretilmiş bu küçük plaketler, bize büyük tapınakların ve kralların dünyasının dışında kalan bir din anlayışını gösteriyor. Evinin duvarına bir tanrıça plaketi asan bir Babil ailesi, sizce ondan ne bekliyordu: koruma mı, bereket mi, yoksa ölümden sonra bir yol gösterici mi?
Akademik okuma
Akademik çevrelerde kabartmanın kimliği konusunda bir uzlaşma yok. British Museum'un kendi tanıtımında, figürün İştar, Ereşkigal ya da Lilitu olabileceği belirtiliyor, kesin bir tercih yapılmıyor. Bazı araştırmacılar, figürün tek bir tanrıçayı değil, Eski Babil döneminde evlerde korunma ya da bereket için tapılan bir tanrısal varlığı gösterdiğini düşünüyor.
Kabartmanın büyüklüğü ve işçiliği, onun bir evin duvarına değil, küçük bir tapınağa ya da sunak alanına yerleştirildiğini düşündürüyor. Eski Babil döneminde, kentlerde küçük mahalle tapınakları vardı ve bu tür panolar, bu tapınaklarda kullanılmış olabilir.
Sitchin'in okuması
Sitchin'in kitaplarında, İnanna, kanatlı bir tanrıça olarak, gökte uçabilen bir Anunnaki olarak yorumlanıyor. Ona göre İnanna'nın kanatları ve başlığı, onun bir uçuş giysisi ya da donanımı olduğunu gösteriyordu. Burney Kabartması, bu yorumu destekleyen görsellerden biri olarak bazı Sitchin okurları tarafından kullanılıyor.
Ancak kabartmadaki figürün kanatları, Mezopotamya sanatında yeraltı varlıklarına ve bazı tanrılara verilen, sembolik bir özellik. Aynı kanatlar, Asur saraylarındaki koruyucu varlıklarda ve birçok başka eserde de görülüyor. Kanatların bir uçuş teknolojisini değil, bir tanrısal ya da doğaüstü kimliği gösterdiği, sanat tarihinde genel kabul gören yorum.
Forumlarda
Forumlarda Burney Kabartması, genellikle Lilit tartışmalarıyla birlikte anılıyor. Bazı kullanıcılar, figürün Lilit olduğunu ve Lilit'in "Anunnaki'nin bir kadın üyesi" olduğunu öne sürüyor. Bu yorum, Lilit'in sonraki Yahudi geleneklerinde Âdem'in ilk eşi olarak anlatılmasıyla birleşiyor ve oldukça karmaşık bir anlatıya dönüşüyor.
Eleştirel kullanıcılar, Lilit'in Âdem'in ilk eşi olarak anlatılmasının, Mezopotamya'dan binlerce yıl sonra, orta çağda yazılan metinlere dayandığını hatırlatıyor. Kabartmanın yapıldığı dönemde böyle bir anlatı yoktu. Mezopotamya'nın "lilu" ve "lilitu" adlı gece iblisleri ise, kadınlara ve çocuklara zarar verdiğine inanılan, korunulması gereken varlıklardı.
SohbeX teorisi
Spekülasyon olarak okuyun. Bana öyle geliyor ki Burney Kabartması'nın kimliği belirsiz kaldıkça, ona daha çok anlam yükleniyor. Bir müze satıcısının adıyla anılan, nereden geldiği bilinmeyen bir eser, bugün hem bir tanrıça, hem bir iblis, hem de modern feminist yorumların bir sembolü olarak görülüyor.
Belki de bu kabartma, Mezopotamya'daki tanrısal kadın figürlerinin tek bir kimliğe sığmadığını gösteriyor. İnanna ile Ereşkigal arasındaki sınır, metinlerde bile bazen bulanıklaşıyor. Belki de kabartmayı yapan sanatçı, bu bulanıklığı kasıtlı olarak taşıdı: hem yaşamın hem de ölümün tanrıçası olan bir figür.
Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.
Size soru
Burney Kabartması'ndaki figürü sizce kim temsil ediyor: İştar mı, Ereşkigal mi, yoksa bir gece varlığı mı? Kazı bağlamı bilinmeyen bir eserin anlamını ne kadar güvenle yorumlayabiliriz? Müzelerin antika piyasasından eser satın alması sizce doğru mu? Yorumlarda yazın.
Giriş yap