Giriş yap
🏺 Anunnaki

Bir teoriye göre tufan öncesi dünya başka bir boyut muydu? Binlerce yıl yöneten krallar, Şuruppak'ın öğütleri ve gökten inen krallık

Sümer Kral Listesi, şu cümleyle başlıyor: "Krallık gökten indiğinde, krallık Eridu'daydı." Ardından, tufandan önce hüküm süren kralların adları ve hüküm sürelerini sıralıyor. Bu süreler, insanı şaşırtıyor: Eridu'nun ilk kralı Alulim 28.800 yıl, ikinci kral Alalgar 36.000 yıl hüküm sürmüş. Liste, beş kentte hüküm süren sekiz kralın toplam 241.200 yıl yönettiğini söylüyor. Sonra tek bir cümle geliyor: "Sonra tufan her şeyi süpürdü."

İnternetteki bazı boyut teorileri, bu tufan öncesi dönemi "farklı bir zaman boyutu" olarak yorumluyor. Bu teorilere göre tufandan önce dünya, zamanın farklı aktığı, insanların çok daha uzun yaşadığı bir boyuttaydı. Tufan ise bu boyuttan bizim bugünkü boyutumuza bir geçiş, bir "boyut çöküşü"ydü. Bazı anlatılarda tufan öncesi krallar, bu farklı boyutun ölümsüz ya da yarı ölümsüz yöneticileri olarak sunuluyor.

Bu yorumun modern olduğunu söylemek gerekiyor. Ama Sümer Kral Listesi'ndeki olağanüstü sayılar, gerçekten açıklama bekleyen bir soru. Burada, bu sayıların nasıl okunabileceğini ve tufan öncesi dünyanın metinlerde nasıl anlatıldığını izlemeye çalışıyorum.

Sümer Kral Listesi'nin sayıları

Sümer Kral Listesi, birçok tablet ve prizma üzerinde, farklı versiyonlarla günümüze ulaştı. En iyi korunmuş kopyalardan biri, Oxford'daki Ashmolean Müzesi'nde bulunan ve "Weld-Blundell Prizması" olarak bilinen dört yüzlü bir kil prizma. Bu prizma, MÖ on dokuzuncu ya da on sekizinci yüzyıla, İsin hanedanı dönemine tarihleniyor.

Listenin tufan öncesi bölümünde, beş kent sıralanıyor: Eridu, Bad-tibira, Larak, Sippar ve Şuruppak. Her kentte bir ya da birkaç kral hüküm sürüyor; süreleri, on binlerce yıl. Listenin son tufan öncesi kralı, Şuruppak'ta hüküm süren Ubara-Tutu; onun hüküm süresi 18.600 yıl.

Asurologlar, bu sayıların Sümer'in altmışlık sayı sistemiyle ilişkili olduğunu belirtiyor. Sümerler, sayıları altmış tabanına göre yazıyordu; 3.600, yani altmışın karesi, "şar" adıyla anılan bir birimdi. Alulim'in 28.800 yılı, sekiz şar; Alalgar'ın 36.000 yılı, on şar. Bu sayıların büyük bir kısmı, şar'ın katları ya da kesirleri olarak yazılmış.

Bazı araştırmacılar, bu sayıların aslında farklı bir birimle, örneğin ay ya da gün olarak yazıldığını ve kâtiplerin sonradan bunları yıl olarak yorumladığını öne sürüyor. Başkaları ise sayıların bilinçli olarak abartıldığını, tufan öncesi dönemi efsanevi ve insanüstü bir çağ olarak göstermek için kullanıldığını düşünüyor. Her iki yorum da, sayıların gerçek hüküm süreleri olmadığı konusunda birleşiyor.

Bir kralın 28.800 yıl hüküm sürdüğünü okuduğunuzda aklınıza ilk ne geliyor?

Tanrılar arasındaki ilişki: Gökten inen krallık

Sümer Kral Listesi'nin ilk cümlesi, "Krallık gökten indiğinde", tanrılar ile insanlar arasındaki ilişkiyi anlatan bir formül. Krallık, insanların kendi buluşu değil; tanrıların göğünden yeryüzüne indirilen bir kurum. Bu formül, listenin tufandan sonraki bölümünde de tekrarlanıyor: "Tufan her şeyi süpürdükten sonra, krallık yeniden gökten indiğinde, krallık Kiş'teydi."

Bu iki iniş, tufanın tanrılar ile insanlar arasındaki ilişkide bir kırılma olduğunu gösteriyor. Tufandan önce krallık bir kez inmiş, ama tufanla birlikte bu düzen yok olmuş. Tufandan sonra, tanrılar krallığı yeniden indiriyor; yeni bir başlangıç yapılıyor. Kral Listesi, bu yeni düzenin, tufan öncesi düzenden farklı olduğunu, hüküm sürelerinin giderek kısalmasıyla gösteriyor.

Atrahasis destanı ve Sümer tufan anlatısı, bu kırılmanın nedenini anlatıyor. Tanrılar meclisi, insanların gürültüsünden rahatsız olan Enlil'in isteğiyle tufanı gönderiyor. Enki, gizlice bir insanı uyarıyor ve onun bir gemi yapmasını sağlıyor. Sümer tufan anlatısında bu insanın adı Ziusudra; Şuruppak'ın kralı. Tufandan sonra, An ve Enlil, Ziusudra'ya ölümsüzlük veriyor ve onu Dilmun'a yerleştiriyor.

Tufan öncesi krallar ile tanrılar arasındaki ilişki, Uruk'ta bulunan ve Selevkos dönemine tarihlenen bir tablette de anlatılıyor. Bu tablette, tufan öncesi kralların her birinin yanında bir "apkallu", yani bir bilge, sayılıyor. Bu bilgeler, Enki'nin gönderdiği, insanlara uygarlığın sanatlarını öğreten yarı tanrısal varlıklar olarak düşünülüyordu. İlk bilge Uanna, sonraki geleneklerde "Oannes" adıyla, Yunanca yazan Babilli rahip Berossos'un eserinde de anılıyor.

Krallığın gökten indiği fikri size ne düşündürüyor? Bu, kralların gücünü meşrulaştırmak için mi, yoksa gerçek bir inanç olarak mı anlatılıyordu?

Şuruppak'ın Öğütleri

Tufan öncesi dünyayla ilgili en ilginç metinlerden biri, "Şuruppak'ın Öğütleri" adlı Sümer bilgelik metni. Bu metinde Şuruppak adlı bilge bir adam, oğlu Ziusudra'ya öğütler veriyor. Metne göre Şuruppak, Ubara-Tutu'nun oğlu; yani Kral Listesi'ndeki son tufan öncesi kralın oğlu. Ziusudra ise tufan kahramanı. Metin, tufan öncesi dünyanın bir babasından bir oğluna aktarılan bilgeliği anlatıyor.

Şuruppak'ın Öğütleri, dünyanın en eski edebi metinlerinden biri. En eski kopyaları, Ebu Salabih'te bulunan ve MÖ yirmi altıncı yüzyıla tarihlenen tabletler. Metin, sonraki yüzyıllarda da kopyalanmaya devam etti ve Akadca'ya da çevrildi.

Öğütler, şaşırtıcı biçimde gündelik. Şuruppak, oğluna anırarak bağıran bir eşek satın almamasını söylüyor; tarlasını bir yolun kenarına kurmamasını, çünkü yoldan geçenlerin onu çiğneyeceğini söylüyor. Hırsızlık yapmamasını, bir başkasının evine izinsiz girmemesini, kefil olmamasını, kavga sırasında tanık olmamasını öğütlüyor. Bazı öğütler, ev hayatına dair: Bir kadınla evlenirken dikkatli olmasını, hizmetçilerine iyi davranmasını söylüyor.

Bu öğütler, tufan öncesi dünyanın bir boyut olmadığını, aksine gündelik sorunlarla dolu, eşeklerin, tarlaların ve komşuların olduğu bir dünya olarak düşünüldüğünü gösteriyor. Ziusudra, tufandan önce de bir insan olarak, babasının pratik öğütlerini dinleyen bir oğuldu.

Akademik okuma

Asurologlar, Sümer Kral Listesi'ni, siyasi bir amaçla yazılmış bir metin olarak okuyor. Liste, krallığın her dönemde tek bir kentte olduğunu ve bir kentten ötekine geçtiğini anlatıyor. Bu, gerçekte birbiriyle aynı anda var olan ve rekabet eden Sümer kentlerini, tek bir ardışık düzen içinde sunuyor. Liste, büyük olasılıkla İsin hanedanının, kendisini bu uzun krallık geleneğinin meşru mirasçısı olarak göstermek için kullandığı bir metin.

Tufan öncesi bölümün, listenin bazı versiyonlarında bulunmadığını da biliyoruz. Bu, tufan öncesi bölümün listeye sonradan eklendiğini düşündürüyor. Uzmanlar, bu bölümün tufan anlatısıyla birlikte geliştiğini ve listeye efsanevi bir başlangıç sağlamak için eklendiğini öne sürüyor.

Şuruppak kenti, bugünkü Fara, arkeolojik olarak da incelendi. 1920'lerde ve 1930'larda burada yapılan kazılarda, MÖ üçüncü binyılın başına tarihlenen bir sel katmanı bulundu. Bazı araştırmacılar, bu sel katmanının tufan anlatısının arkasındaki tarihsel bir olayı yansıtabileceğini düşündü. Ama Mezopotamya'nın farklı kentlerinde bulunan sel katmanları, farklı tarihlere ait; bu da tek bir büyük tufandan çok, bölgede sık yaşanan yerel sellerin varlığını gösteriyor.

Sitchin'in okuması

Sitchin, Sümer Kral Listesi'ndeki sayıları, Nibiru'nun yörünge süresiyle ilişkilendirdi. Ona göre bir şar, yani 3.600 yıl, Nibiru'nun Güneş etrafındaki bir turunun süresiydi; tufan öncesi krallar ise Nibiru'dan gelen ve çok uzun ömürlü olan Anunnaki'ydi. Bu yorum, Sitchin'in bütün kronolojisinin köşe taşlarından biri.

Asurologlar, şar kelimesinin "bütünlük" ya da "evren" anlamına geldiğini ve bir sayı birimi olarak 3.600'ü anlattığını, ama bir gezegenin yörüngesiyle hiçbir ilişkisinin olmadığını vurguluyor. Sitchin'in yorumu, bir sayı biriminin astronomik bir süreye dönüştürülmesi.

Neden bu kadar yayıldı?

Tufan öncesi dünyanın "farklı bir boyut" olarak yorumlanması, pek çok kültürdeki "altın çağ" anlatılarıyla ilişkili. Yunan mitolojisinde Hesiodos'un anlattığı altın, gümüş, tunç ve demir çağları; Hint geleneğindeki yugalar; Tevrat'taki tufan öncesi uzun ömürlü atalar gibi. Bu anlatıların hepsi, geçmişte insanların daha uzun yaşadığı, daha iyi bir dünyada var olduğu bir dönemden söz ediyor.

Sümer Kral Listesi'nin olağanüstü sayıları, bu anlatıların en eski ve en somut örneği olarak öne çıkıyor. Bu sayılar, insanların geçmişe dair hayal gücünü uyandırıyor ve farklı yorumlara kapı açıyor.

Forumlarda

Forumlarda tufan öncesi krallar tartışmaları, genellikle "insanlar bir zamanlar binlerce yıl yaşıyor muydu?" sorusuyla birlikte yapılıyor. Bazı kullanıcılar, Tevrat'taki Metuşelah'ın 969 yıllık ömrünü ve Sümer kralların on binlerce yıllık hüküm sürelerini, aynı gerçeğin farklı anlatıları olarak görüyor. Eleştirel kullanıcılar ise her iki anlatının da efsanevi bir geçmişi anlatmak için büyük sayılar kullandığını hatırlatıyor.

Bazı başlıklarda, Şuruppak'ın Öğütleri paylaşılıyor ve kullanıcılar, dört bin beş yüz yıllık bir metnin bugün hâlâ geçerli öğütler içermesine şaşırıyor. Bu, forumlarda tufan öncesi dünyanın gizemli bir boyuttan çok, bizimkine benzeyen bir dünya olduğunu fark etmenin bir yolu oluyor.

SohbeX teorisi

Spekülasyon olarak okuyun. Bana öyle geliyor ki Sümer Kral Listesi ile Şuruppak'ın Öğütleri, tufan öncesi dünyanın iki farklı yüzünü gösteriyor. Kral Listesi, binlerce yıllık hüküm süreleriyle, insanüstü ve efsanevi bir çağ anlatıyor. Şuruppak'ın Öğütleri ise eşekler, tarlalar ve komşularla dolu, sıradan bir dünya. İkisi de aynı tufan öncesi dönemi anlatıyor; ama biri göğe, öteki yere bakıyor.

Belki de tufan öncesi dünya, bir boyut değil, bir hafıza. Sümerler, kendi geçmişlerini hem efsanevi hem gündelik olarak hatırlıyordu. Binlerce yıllık krallar, geçmişin büyüklüğünü; bir babanın oğluna verdiği öğütler ise geçmişin yakınlığını anlatıyordu. İkisi birlikte, bir uygarlığın kendi kökenine nasıl baktığını gösteriyor.

Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.

Size soru

Sümer Kral Listesi'ndeki olağanüstü sayıları nasıl yorumluyorsunuz? Şuruppak'ın Öğütleri'nden hangisi size en yakın geliyor? Tufan öncesi dünyanın efsanevi bir çağ mı, yoksa bizimkine benzeyen bir dünya mı olduğunu düşünüyorsunuz? Yorumlarda yazın.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap