Giriş yap
🏺 Anunnaki

Bir teoriye göre Apsu başka bir boyut muydu? Tatlı su derinliği, uyutulan bir baba ve Ea'nın onun üstüne kurduğu ev

Sümercede "abzu", Akadcada "apsû" diye geçen kelime, yeryüzünün altında uzanan tatlı su derinliğini anlatıyor. Mezopotamyalılar için kaynaklar, kuyular, bataklıklar ve nehirlerin suyu, bu yeraltı okyanusundan geliyordu. Abzu, aynı zamanda bilgelik tanrısı Enki'nin, Akadca adıyla Ea'nın, evi ve alanıydı.

İnternetteki bazı boyut teorileri, Apsu'yu "bilginin saklandığı bir boyut" ya da "kozmik veri havuzu" olarak yorumluyor. Bu teorilere göre Enki, bu boyuttan bilgi çekip insanlara aktaran bir aracı; Apsu ise bütün bilginin kaydedildiği bir varoluş düzlemi. Bazı anlatılarda Apsu, Hint geleneğindeki "Akaşik kayıtlar" kavramıyla eşleştiriliyor.

Bunun modern bir teori olduğunu baştan söylemek gerekiyor. Ama Apsu'nun metinlerdeki yeri, bu teorilerin neden ona yöneldiğini anlamamıza yardım ediyor; çünkü Apsu, hem fiziksel bir su kütlesi hem de tanrısal bilginin kaynağı olarak anlatılıyor.

Tapınaktaki su havuzu

Enki'nin en eski kült merkezi, Güney Mezopotamya'daki Eridu kentiydi. Eridu'daki tapınağı, "E-abzu", yani "Abzu Evi" olarak anılıyordu. Sümer geleneğine göre Eridu, kralların gökten ilk indiği kentti. Arkeologlar, Eridu'da üst üste kurulmuş çok sayıda tapınak katmanı buldu; en eski katmanlar, MÖ altıncı binyıla kadar uzanıyor.

Mezopotamya tapınaklarında, abzu adı verilen kutsal su havuzları da vardı. Bu havuzlar, yeraltındaki tatlı su derinliğinin tapınak içindeki temsili olarak görülüyordu. Bazı metinlerde, tapınaklarda bulunan su kaplarına da abzu deniyordu. Yani Apsu, hem kozmik bir okyanus hem de tapınağın içinde, insanların görebildiği bir havuzdu.

Bu ikili anlam, Apsu kavramını somut kılıyor. Bir Sümerli, tapınağa girip su havuzunu gördüğünde, Enki'nin yeraltındaki evinin bir yansımasını görüyordu. Bir boyut kapısı değil, ama kozmik olanla gündelik olanın buluştuğu bir nokta.

Bir tapınağın içinde, yeraltındaki okyanusu temsil eden bir havuz olması size ne düşündürüyor?

Tanrılar arasındaki ilişki: Uyutulan baba

Apsu'nun en dramatik anlatımı, Babil yaratılış destanı "Enuma Eliş"in ilk tabletinde yer alıyor. Destan, henüz göğün ve yerin adının konmadığı bir zamanla başlıyor. O zaman, yalnızca Apsu, yani tatlı su, ve Tiamat, yani tuzlu deniz, vardı; ikisinin suları birbirine karışıyordu. Bu karışımdan ilk tanrılar doğuyor: Lahmu ve Lahamu, sonra Anşar ve Kişar, sonra Anu, sonra Ea.

Genç tanrılar, büyüdükçe gürültü yapmaya başlıyor. Onların dansları ve sesleri, Tiamat'ın karnını rahatsız ediyor; Apsu ise uyuyamıyor. Apsu, veziri Mummu ile birlikte, genç tanrıları yok etmeye karar veriyor. Tiamat ise buna karşı çıkıyor: Kendi doğurduklarını nasıl yok edebiliriz, diye soruyor. Ama Apsu ve Mummu, planlarından vazgeçmiyor.

Bu plan, genç tanrılara ulaşıyor. Tanrılar, korku içinde sessizleşiyor. Ama Ea, her şeyi bilen, ustalıklı ve bilge olan, bir çare buluyor. Ea, bir büyü hazırlıyor ve onu Apsu'nun üzerine okuyor. Apsu, derin bir uykuya dalıyor. Ea, onun tacını ve ışıltısını alıp kendisi takıyor; sonra Apsu'yu öldürüyor ve Mummu'yu bağlıyor.

Ardından, Ea, Apsu'nun üzerine kendi evini kuruyor ve bu eve "Apsu" adını veriyor. Burada, eşi Damkina ile birlikte yaşıyor. Ve bu evde, Apsu'nun derinliğinde, Marduk doğuyor; destanın sonraki tabletlerinde Tiamat'ı yenip evrenin düzenini kuracak olan tanrı.

Bu sahnede tanrılar arasındaki ilişki, kuşaklar arasındaki bir çatışma olarak anlatılıyor. Apsu, kendi soyunu yok etmek isteyen bir ata; Ea, bu atayı uyutan ve öldüren bir torun. Ama Ea, Apsu'yu tamamen ortadan kaldırmıyor; onun üzerine kendi evini kuruyor ve onun adını kullanmaya devam ediyor. Apsu, öldürülmüş bir tanrı olarak, artık Ea'nın evinin zemini.

Bir tanrının öldürülmesinden sonra onun adının ve alanının, öldüren tarafından sahiplenilmesini nasıl yorumluyorsunuz?

Sümer metinlerinde de Apsu, Enki'nin hikâyelerinin sahnesi. "Enki ve Dünya Düzeni" şiirinde Enki, Apsu'daki evinden çıkıp ülkeleri ve kentleri dolaşıyor, her birine kaderini belirliyor. "İnanna ve Enki" şiirinde ise İnanna, Uruk'tan Eridu'ya, Apsu'ya gidiyor; Enki, onu bira ve tereyağıyla ağırlıyor ve sarhoşken ona "me"leri, yani uygarlığın kurallarını ve araçlarını armağan ediyor. Ayıldığında, onları geri almak için İnanna'nın teknesinin peşinden canavarlar gönderiyor; ama İnanna, "me"leri Uruk'a ulaştırmayı başarıyor.

Bu hikâyede Apsu, bilginin saklandığı bir yer olarak gerçekten öne çıkıyor; ama bu bilgi, soyut bir veri değil, elle tutulan, bir tekneye yüklenip taşınabilen armağanlar. Bilginin bir tekneyle bir kentten ötekine taşınması, size hangi tarihsel olayları hatırlatıyor?

Akademik okuma

Asurologlar, Enuma Eliş'i, Babil'in ve Marduk'un yükselişini meşrulaştıran bir metin olarak okuyor. Destan, büyük olasılıkla MÖ ikinci binyılın sonlarında, Marduk'un Babil'in en yüce tanrısı haline geldiği dönemde yazıldı. Bu bağlamda Apsu'nun öldürülmesi, eski Sümer düzeninin, yani Enki'nin Eridu'daki tatlı su derinliğinin, yeni Babil düzenine dönüştürülmesi olarak görülüyor.

Uzmanlar, Ea'nın Apsu'nun üzerine ev kurmasının, Apsu kavramının ikili anlamını, yani hem kozmik bir varlık hem de Enki'nin evi olmasını açıklamak için kullanılan bir anlatı olduğunu da öne sürüyor. Sümer geleneğinde Apsu, her zaman Enki'nin evi olarak biliniyordu. Enuma Eliş, bu evin nasıl ortaya çıktığını, Apsu'nun öldürülmesiyle açıklıyor. Yani destan, eski bir kavramın kökenini yeni bir hikâyeyle anlatıyor.

Thorkild Jacobsen gibi araştırmacılar, Apsu ile Tiamat'ın karışan sularının, Mezopotamya'nın güneyindeki coğrafi bir gerçekliği, yani Fırat ile Dicle'nin tatlı suyunun Basra Körfezi'nin tuzlu suyuyla buluşmasını yansıttığını öne sürdü. Bu bölgede tatlı su ile tuzlu su, bataklıklarda ve haliçlerde iç içe geçiyor. Destanın ilk sahnesi, belki de bu coğrafyanın kozmik bir anlatısı.

Sitchin'in okuması

Sitchin, Apsu'yu Güneş olarak yorumladı. Ona göre Enuma Eliş, Güneş sisteminin oluşumunu anlatan bir metindi ve Apsu, sistemin merkezindeki Güneş'ti; Tiamat ise sonradan parçalanacak olan ilkel bir gezegen. Ea ise Neptün. Sitchin'in yorumu, destanın tanrılarını gezegenlere dönüştürüyor ve onların ilişkilerini yerçekimi etkileşimleri olarak sunuyor.

Bu yorum, Asurologlar tarafından kabul görmüyor. Ama burada ilginç bir nokta var: Sitchin, Sümer geleneğinde Enki'nin evi olarak bilinen Apsu'yu, aynı zamanda Afrika'nın güneyindeki maden bölgesi olarak da yorumladı. Yani Sitchin'in anlatısında Apsu, hem Güneş hem bir coğrafi bölge olarak iki farklı anlamda kullanılıyor. Bu, onun metinleri bazen kendi içinde tutarsız biçimlerde okuduğunu gösteriyor.

Neden bu kadar yayıldı?

Apsu'nun "bilgi boyutu" olarak yorumlanması, Enki'nin bilgelik tanrısı olmasıyla yakından ilişkili. Enki, Sümer metinlerinde insanlara uygarlığın araçlarını, yani "me"leri sağlayan, sorunlara çare bulan, gizli bilgilere sahip bir tanrı. Onun evinin, bütün bilginin kaynağı olarak görülmesi, doğal bir çıkarım gibi görünüyor.

Modern çağın "bilgi" ve "veri" kavramları da bu yoruma katkıda bulunuyor. Bulut depolama, veri merkezleri ve internet gibi kavramlar, insanların bilgiyi görünmeyen bir yerde saklanan bir şey olarak düşünmesine yol açıyor. Apsu'nun derin ve görünmeyen suları, bu modern bilgi tasavvuruna kolayca uyarlanabiliyor.

Forumlarda

Forumlarda Apsu tartışmaları, genellikle "Enki'nin gizli bilgisi" ve "Akaşik kayıtlar" konularıyla birlikte yapılıyor. Bazı kullanıcılar, meditasyon ya da rüya yoluyla Apsu'ya ulaşılabileceğini ve oradan bilgi alınabileceğini öne sürüyor. Eleştirel kullanıcılar ise Apsu'nun Sümer metinlerinde açıkça bir su kütlesi olarak tanımlandığını ve "bilgi boyutu" yorumunun metinlerde bir dayanağı olmadığını hatırlatıyor.

Bazı başlıklarda, İngilizcedeki "abyss", yani "uçurum" ya da "dipsiz derinlik" kelimesinin Apsu'dan geldiği iddia ediliyor. Dilbilimciler, "abyss" kelimesinin Yunanca "abyssos", yani "dipsiz" kelimesinden geldiğini belirtiyor; Apsu ile bir bağ olup olmadığı ise tartışmalı. Bazı araştırmacılar böyle bir bağın mümkün olduğunu düşünüyor; başkaları ise Yunanca kelimenin kendi kökleriyle açıklanabileceğini söylüyor.

SohbeX teorisi

Spekülasyon olarak okuyun. Bana öyle geliyor ki Ea'nın Apsu'nun üzerine ev kurması, bilginin nasıl biriktiğine dair güzel bir anlatı. Her yeni kuşak, bir öncekinin üzerine kuruyor; bazen onu uyutarak, bazen onu yenerek, ama her zaman onun adını ve alanını kullanarak. Ea'nın evi, Apsu'nun derinliğinde; Marduk ise bu evde doğuyor. Bilgi, belki de bir boyutta değil, bu katmanlarda birikiyor: her kuşağın bir öncekinin kalıntıları üzerine kurduğu evlerde.

Eridu'daki üst üste tapınak katmanları da bana aynı şeyi düşündürüyor. Her yeni tapınak, eskisinin üzerine kurulmuş; en alttaki küçük yapı, en üstteki büyük tapınağın zemini olmuş. Apsu, belki de bu birikimin adı.

Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.

Size soru

Ea'nın Apsu'yu uyutup öldürmesini, bir kuşak çatışması mı, yoksa bir düzen değişikliği mi olarak okuyorsunuz? Tapınaklardaki abzu havuzları size ne düşündürüyor? Bilginin bir boyutta mı, yoksa kuşakların biriktirdiği katmanlarda mı saklandığını düşünüyorsunuz? Yorumlarda yazın.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap