Giriş yap
🏺 Anunnaki

Bir tanrının evine taşınması: Gudea'nın B Silindiri

Bir eve taşınmanın ne demek olduğunu bilirsiniz. Eşyalar yerleştirilir, kimin hangi odada kalacağı belirlenir, komşular gelir, bir sofra kurulur. Lagaş hükümdarı Gudea'nın bize bıraktığı iki büyük kil silindirden ikincisi, tam olarak böyle bir taşınmayı anlatıyor. Ama taşınan bir aile değil, bir tanrı: Ningirsu ve eşi Baba, yeni tapınakları Eninnu'ya yerleşiyor.

A Silindiri'ni, yani Gudea'nın rüyasını ve tapınağın inşasını anlatan kısmı, çoğumuz bilir. B Silindiri ise daha az konuşulur. Oysa bence ondan daha insani: Bir ev hazırlandıktan sonra içinde hayatın nasıl başladığını gösteriyor.

Silindirler nerede, nasıl?

Gudea'nın iki silindiri, bugünkü Tello'da, antik Girsu'da bulundu. Fransız konsolos Ernest de Sarzec'in on dokuzuncu yüzyılın sonlarında yürüttüğü kazılarda gün ışığına çıktılar ve Paris'teki Louvre Müzesi'ne götürüldüler. Her biri, ortası delik büyük bir kil silindir; üzerleri sütunlar halinde, yoğun bir çivi yazısıyla kaplı.

İki silindir, tek bir uzun şiirin iki parçası. Sümer edebiyatının bize ulaşan en uzun tek parça metinlerinden biri. A Silindiri, tapınağın inşasına kadar olan süreci; B Silindiri ise tapınağın tamamlanmasından sonrasını anlatıyor. B'nin sonunda bir kolofon gibi bir satır var: Bu, Eninnu'nun inşasına ilişkin şarkının ikinci yarısıdır.

Metin, ilk kez François Thureau-Dangin tarafından yirminci yüzyılın başında çevrildi. Daha yakın zamanda Dietz Otto Edzard, Gudea'nın yazıtlarını bir arada yayımlarken silindirlerin yeni bir edisyonunu sundu. Thorkild Jacobsen da "The Harps that Once" adlı Sümer şiirleri antolojisinde silindirleri İngilizceye çevirdi.

Hazırlık

B Silindiri, Gudea'nın tanrılara tapınağın hazır olduğunu bildirmesiyle açılıyor. Gudea, Anunna tanrılarına kurbanlar sunuyor, dualar ediyor. Ningirsu'nun gelişi için hazırlık yapıyor. Kentin halkı da bu hazırlığa katılıyor.

Gudea, Ningirsu'nun yeni evine girmesi için uygun günü bekliyor. Yeni yılın başı geliyor. O gün, tanrı ve tanrıça, Baba, tapınaklarına giriyor. Gudea önde, kent halkı arkada.

Bu giriş sahnesi, bir kraliyet alayı gibi anlatılıyor. Ningirsu bir savaşçı kral gibi, Baba bir kraliçe gibi. Tapınağa girişleri, tarlalara bereket, kente bolluk getiriyor.

Ev halkının atanması

B Silindiri'nin en ilginç bölümü, Ningirsu'nun ev halkının atanması. Tıpkı bir sarayda olduğu gibi, tapınakta da her işin bir sorumlusu var. Ve bu sorumlular, küçük tanrılar.

Kapı bekçisi olarak İg-alima atanıyor. Ningirsu'nun oğlu sayılan bu tanrı, tapınağın büyük kapısını bekliyor. Şul-şagana, sofranın düzenlenmesinden sorumlu. Bir başka tanrı, Ningirsu'nun silahlarının bakımından; bir diğeri, tanrının arabasının ve eşeklerinin bakımından sorumlu. Müzisyen tanrılar, tanrıyı şarkılarla eğlendiriyor. Kâhya olan tanrı, evin işleyişini düzenliyor. Tarlaların, balık havuzlarının, sürülerin bekçileri de atanıyor.

Bu liste bana her seferinde bir şirket organizasyon şeması gibi geliyor. Ama aynı zamanda, Sümerlerin tapınağı nasıl gördüğünü de gösteriyor: Tapınak, tanrının evi; ve bir evin bir sürü işçiye ihtiyacı var. Gerçek tapınaklarda bu işleri insanlar yapıyordu. Ama şiir, bu insanların arkasında birer tanrısal sorumlu olduğunu ima ediyor.

Şölen

Atamalardan sonra büyük bir şölen veriliyor. Gudea, Ningirsu ve Baba için bir sofra kuruyor. An, Enlil, Ninmah, Enki gibi büyük tanrılar da davet ediliyor. Sofrada ekmek, bira, et, yağ var.

Bu şölen, tapınağın açılışını kutluyor. Ama aynı zamanda büyük tanrıların Ningirsu'nun yeni evini onayladığını da gösteriyor. Onların sofraya oturması, Eninnu'nun tanrılar dünyasında kabul gördüğü anlamına geliyor.

Yedi gün

Şölenden sonra yedi günlük bir kutlama yapılıyor. Bu yedi gün içinde, olağan toplumsal düzen askıya alınıyor. Hizmetçi kadın hanımıyla eşit oluyor; köle efendisinin yanında yürüyor. Kimse bir başkasını cezalandırmıyor. Yetim, güçlünün eline bırakılmıyor; dul, kudretli adamın eline bırakılmıyor.

Bu sahne, Mezopotamya'da toplumsal adalet düşüncesinin erken bir ifadesi. Bir tapınak açılışı, aynı zamanda bir toplumsal yenilenme anı. Kralın adaleti, tanrının gelişiyle birleşiyor.

Gudea'nın kendi yeri

Silindirin bütün bu tanrısal düzen anlatısı içinde Gudea'nın kendisi nerede duruyor? Şiirin sonuna doğru, Ningirsu Gudea'ya bir ödül veriyor: uzun ömür, kentinin refahı, tanrıların sevgisi. Gudea, tapınağı inşa eden, kutsayan ve tanrıyı içine yerleştiren kişi olarak onurlandırılıyor.

Bu bölüm, Gudea'nın heykelleriyle birlikte okunduğunda daha anlamlı hale geliyor. Louvre'da ve başka müzelerde duran Gudea heykellerinde, hükümdar elleri kavuşturulmuş, sessiz bir dua içinde oturuyor ya da ayakta duruyor. Bazılarının kucağında bir tapınak planı var. Heykellerin üzerindeki yazıtlar, bunların tapınaklara konduğunu, Gudea'nın tanrının önünde sürekli dua etmesi için yapıldığını anlatıyor.

Yani Gudea, ev halkının bir parçası olarak kendini de tapınağa yerleştiriyor. Taştan bir hükümdar, tanrının evinde sürekli bekleyen bir hizmetkâr. Ben bunu çok zarif buluyorum. Silindir, küçük tanrıları atıyor; heykeller ise Gudea'nın kendisini o listeye ekliyor.

Bir de şunu eklemek isterim: Gudea'nın heykelleri arasında başsız olanlar, kafası ayrı bulunanlar da var. Kazıların ve on dokuzuncu yüzyıl antika ticaretinin karmaşık geçmişi, bazı parçaların farklı koleksiyonlara dağılmasına yol açtı. Hükümdarın tapınağa yerleştirdiği sessiz suretleri, bugün birkaç ülkeye bölünmüş durumda.

Tanrılar arasındaki ilişki

B Silindiri'nde Ningirsu ile Baba arasındaki ilişki, bir kral ile kraliçe arasındaki ilişki gibi. İkisi birlikte tapınağa giriyor, birlikte sofraya oturuyor. Baba, şiirde sevgi dolu, bereket veren bir tanrıça olarak tasvir ediliyor.

Ningirsu ile Enlil arasındaki ilişki de önemli. Ningirsu, Enlil'in savaşçısı olarak anılıyor; Nippur'daki Ninurta ile yakından ilişkili. Gudea, tapınağını inşa ederken Enlil'in onayını da alıyor. Bu, Lagaş'ın tanrısının Sümer panteonundaki yerini vurguluyor.

Enki'nin de rolü var. A Silindiri'nde, tapınağın planının hazırlanmasında Enki'nin bilgeliğine başvurulduğu belirtiliyor. B Silindiri'nde ise Enki, şölene davet edilen tanrılar arasında. Ninmah da öyle.

Küçük tanrıların atanması ise bir hiyerarşi kuruyor. Ningirsu, evin efendisi; ötekiler onun hizmetinde. Bu hiyerarşi, Lagaş'ın kendi tanrılar dünyasını gösteriyor. Ningirsu'nun ailesi, Lagaş'ın yerel panteonu.

Akademik okuma

Akademide Gudea silindirleri, Sümer edebiyatının en önemli metinlerinden biri olarak görülüyor. Hem dil hem içerik açısından zengin; Yeni Sümer döneminin hem dinini hem kraliyet ideolojisini gösteriyor.

B Silindiri'ndeki ev halkı listesi, araştırmacılar tarafından tapınak yönetiminin bir yansıması olarak inceleniyor. Girsu'dan çıkan çok sayıda idari belge, tapınakların büyük ekonomik kurumlar olduğunu, binlerce kişiyi istihdam ettiğini gösteriyor. Şiirdeki küçük tanrılar, bu insan çalışanların tanrısal karşılıkları olarak okunuyor.

Yedi günlük eşitlik dönemi ise kralların ilan ettiği "adalet buyrukları" ile karşılaştırılıyor. Mezopotamya'da yeni bir kral, borçları silen, köleleri serbest bırakan buyruklar çıkarabiliyordu. Gudea'nın şiiri, bu geleneğin edebi bir ifadesi.

Sitchin'in okuması

Sitchin, Gudea silindirlerini, Anunnaki'nin kendi yaşam alanlarını nasıl inşa ettiğinin bir kaydı olarak okudu. Eninnu, ona göre bir Anunnaki üssü, bir tür kontrol merkeziydi. Özellikle A Silindiri'ndeki "kara kuş" ifadesi, Ningirsu'nun bir uçan aracı olarak yorumlandı.

B Silindiri'nde ise Ningirsu'nun ev halkının atanması, Sitchin'in yorumunda Anunnaki'nin bir hizmet ekibini görevlendirmesi gibi görülebilir. Ama Sitchin bu bölüme pek eğilmedi. Silindirlerin dili, bir kraliyet ve tapınak dili; bir teknik rapor değil. Ev halkı listesindeki görevler, bir sarayda bulunan sıradan görevler: kapı bekçiliği, sofra hazırlığı, müzik, hayvan bakımı.

Forumlarda Gudea Silindirleri

Forumlarda Gudea silindirleri, genellikle A Silindiri'ndeki rüya sahnesiyle tartışılıyor. B Silindiri nadiren konuşuluyor. Ama konuşulduğunda, özellikle yedi günlük eşitlik dönemi ilgi çekiyor. Bir kullanıcı, bunun dünyanın ilk "insan hakları" metinlerinden biri olduğunu yazdı. Bu biraz abartılı, ama bir toplumsal adalet düşüncesinin varlığını göstermesi açısından anlamlı.

Bir başka forum tartışmasında, küçük tanrıların listesi konuşuldu. Bir kullanıcı, bu tanrıların gerçekten tapınılan tanrılar mı, yoksa şiirsel figürler mi olduğunu sordu. Cevap, ikisinin de olduğu yönündeydi: Bazıları Lagaş'ta gerçekten tapınılan tanrılardı, bazıları ise yalnızca bu metinde görünüyor.

SohbeX teorisi: Bir şehir için tören

Bu bölüm spekülatif.

B Silindiri, bana bir tören senaryosu gibi görünüyor. Belki de Eninnu'nun açılış töreninde, bu şiir yüksek sesle okundu. Halk, tanrının tapınağa girişini izlerken, rahipler küçük tanrıların atanmasını canlandırdı. Ve sonra herkes, yedi gün boyunca birlikte kutladı.

Eğer öyleyse, şiir yalnızca bir anlatı değil, bir tören kılavuzu. Gelecek kuşaklar, bu şiiri okuyarak tapınağın nasıl kutsandığını öğrenebilirdi.

Son düşünce

Bir tanrının evine taşınması, Gudea'nın dünyasında bir kentin yeniden doğuşuydu. Siz kendi evinize taşındığınızda, ilk gün ne yaptınız? Kimseyi davet ettiniz mi? Belki de bir sofra kurdunuz. Dört bin yıl önce Gudea da aynısını yaptı; ama sofrasına tanrıları davet etti.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap