Bir kulak, bir anten mi? İnanna'nın İnişi'nin ilk satırları ve antik uzaylı yorumları
İnanna'nın Yeraltına İnişi'nin Sümerce ilk satırı, kelime kelime aktarıldığında şöyle bir şey söylüyor: büyük yukarıdan büyük aşağıya kulağını dikti. Bu kısa satır, antik uzaylı anlatılarında beklenmedik bir kariyer yaptı. Bazı yazarlar "kulak" kelimesini bir alıcıya, bir antene, bir iletişim cihazına çevirdi. İnanna, onlara göre, yeraltıyla bir sinyal bağlantısı kuruyordu.
Ben bu satırı, ardından gelen satırlarla birlikte okumayı denemek istiyorum. Çünkü şiir, İnanna'nın kulağını dikmesinin hemen arkasından, onun yedi kentteki tapınaklarını tek tek terk ettiğini sıralıyor. Bu liste, ilk satırın ne anlama geldiğini anlamak için en iyi ipucu.
Sümerce kelime: ĝeštug
Kulak için kullanılan Sümerce kelime ĝeštug. Bu kelime yalnızca bedensel bir organı anlatmıyor; aynı zamanda "akıl", "anlayış", "dikkat" anlamlarını da taşıyor. Enki'nin sıfatlarından biri, "geniş kulaklı", yani geniş akıllı. Bilgelik, Sümer düşüncesinde kulakla ilişkilendiriliyordu: dinleyen, anlayan.
Bu yüzden "kulağını dikti" ifadesi, akademik çevirilerde çoğunlukla "aklını koydu", "gönlünü çevirdi" biçiminde veriliyor. ETCSL çevirisi, satırı İnanna'nın aklını büyük yukarıdan büyük aşağıya çevirmesi olarak aktarıyor. Yani İnanna yeraltını dinlemiyor; yeraltını kafasına koyuyor, oraya gitmeye karar veriyor.
Antik uzaylı okuması, kelimenin bu ikinci anlamını görmezden geliyor. Ama Sümerce metinleri okuyan herkes, ĝeštug kelimesinin bir organdan çok bir zihinsel yönelimi anlattığını kısa sürede fark ediyor. "Kulak vermek" Türkçede de benzer bir mecaz değil mi?
Üç kez tekrar
Şiirin ilk üç satırı, aynı fikri üç kez tekrar ediyor: İnanna kulağını büyük yukarıdan büyük aşağıya dikti; tanrıça kulağını dikti; İnanna kulağını dikti. Bu tekrar, Sümer şiirinin tipik bir özelliği. Bir fikir, her seferinde biraz değişerek yineleniyor ve okuyucunun zihnine kazınıyor.
Bu tekrar, bir cihazın çalıştırılmasından çok, bir kararın ağırlığını anlatıyor. İnanna'nın kararı, şiirin geri kalanını belirleyecek. Şiir bu kararı üç kez söyleyerek, onun ne kadar büyük bir adım olduğunu vurguluyor.
Terk edilen tapınaklar
Hemen ardından gelen satırlar, İnanna'nın gökleri ve yeryüzünü terk ettiğini ve yeraltına indiğini söylüyor. Sonra bir liste başlıyor. İnanna, Uruk'ta Eanna'yı terk etti. Bad-tibira'da Emuşkalama'yı terk etti. Zabalam'da Giguna'yı terk etti. Adab'da Eşarra'yı terk etti. Nippur'da Baratuşgara'yı terk etti. Kiş'te Hursagkalama'yı terk etti. Akkad'da Eulmaş'ı terk etti.
Bu liste, tablet kopyalarına göre küçük farklar gösteriyor; bazı kopyalarda başka kentler de ekleniyor. Ama ana fikir açık: İnanna, tapınma gördüğü bütün kentleri bırakıyor. Yeraltına inmek, onun için bütün dünyevi bağlarını geride bırakmak demek.
Bu liste, şiirin yazıldığı dönemde İnanna kültünün nerelerde güçlü olduğunu da gösteriyor. Uruk ve Zabalam, onun eski merkezleri. Akkad'daki Eulmaş, Sargon'un hanedanıyla ilişkili. Bu kentlerin hepsi, Sümer ve Akkad'ın çeşitli bölgelerine yayılmış. İnanna, tek bir kentin değil, bütün ülkenin tanrıçası.
Akkadca versiyonun açılışı
İştar'ın Yeraltına İnişi adıyla bilinen Akkadca versiyon, Sümerce şiirden çok daha kısa ve farklı bir açılışa sahip. Burada da İştar, Sin'in kızı olarak, dönüşü olmayan ülkeye kulağını yöneltiyor; Akkadca metin de "kulak" anlamına gelen uznu kelimesini kullanıyor ve bu kelime de Akkadcada aynı biçimde akıl ve dikkat anlamı taşıyor. Yani mecaz iki dilde de yaşıyor. Ama Akkadca metinde uzun bir hazırlık yok; İştar doğrudan kapıya geliyor ve kapıcıyı tehdit ediyor: kapıyı açmazsa kapıyı kıracak, ölüleri yaşayanları yemeleri için yukarı çıkaracak.
İki versiyonun karşılaştırılması, Sümerce şiirdeki tapınak listesinin ne kadar özel olduğunu gösteriyor. Akkadca versiyon, İştar'ın neyi terk ettiğiyle ilgilenmiyor. Sümerce şiir ise, tanrıçanın ayrılışını bir kentler haritası üzerinde çiziyor. Bu fark, belki de Sümerce şiirin bir kült merkezinde, tapınakları tanıyan bir dinleyici kitlesi için yazıldığını düşündürüyor.
Liste ve dinleyici
Bir tapınak listesini yüksek sesle dinlediğinizi düşünün. Her kent adı, dinleyicinin kendi kentini, kendi tapınağını hatırlatıyor. Uruk'tan biri Eanna'yı, Adab'dan biri Eşarra'yı duyduğunda, tanrıçanın kendi kentini de terk ettiğini hissediyor. Liste, şiiri dinleyenleri hikâyenin içine çekiyor.
Bu, Sümer şiirinin sık kullandığı bir yöntem. Ağıtlarda da yıkılan kentler ve tapınaklar tek tek sayılıyor. İnanna'nın İnişi'nde ise yıkım yok; yalnızca terk ediş var. Ama etkisi benzer: dinleyici, tanrıçanın yokluğunu kendi kentinde hissediyor. Siz bu listeyi okurken, hangi kentin adının size daha tanıdık geldiğini fark ettiniz mi?
Tanrılar arasındaki ilişki
İnanna'nın tapınaklarını terk etmesi, öteki tanrılarla ilişkisini de etkiliyor. Şiirin devamında Ninşubur, İnanna'nın talimatıyla Enlil'e, Nanna'ya ve Enki'ye yardım için gidiyor. Enlil ve Nanna yardım etmeyi reddediyor; İnanna'nın "büyük aşağıyı" istediğini, oraya gidenin geri dönemeyeceğini söylüyorlar. Yalnızca Enki yardım ediyor.
Enlil ve Nanna'nın cevabında, ilk satırın yankısı var. İnanna "büyük aşağıyı" istedi; şimdi bunun sonucuna katlanmalı. Yani ilk satırdaki karar, bir kişisel hırs olarak okunuyor. Bu, İnanna'nın panteondaki yerine uygun: o, sınırları zorlayan, başka tanrıların alanına göz diken bir tanrıça. Ninurta'nın ya da Enki'nin güçlerini isteyen İnanna, burada da kız kardeşi Ereşkigal'in alanına gözünü dikiyor.
Akademik okuma
Dina Katz, 2003'te Sümer kaynaklarında yeraltı tasavvurunu inceleyen kitabında, bu şiirin yeraltını bir hukuk alanı olarak sunduğunu tartıştı. Yeraltının kendi kuralları var; İnanna da bu kurallara uymak zorunda kalıyor. Yedi kapıda soyulması, bu kuralların bir uygulaması.
Bu okumaya göre, ilk satırdaki "kulak dikme" bir haddini aşma girişiminin başlangıcı. İnanna, yeraltını da kendi yetki alanına katmak istiyor. Tapınaklarını terk etmesi ise, bu girişimin bedelinin ne kadar büyük olduğunu gösteriyor: bir alanı ele geçirmek için öteki alanları bırakmak gerekiyor.
Başka araştırmacılar ise şiiri, mevsimsel bir döngüyle ya da bir ritüelle ilişkilendirdi. Bu okumalar da ilk satırı bir karar anı olarak görüyor; ama kararın anlamını farklı yorumluyor.
Antik uzaylı yorumu
Antik uzaylı anlatılarında, İnanna'nın yeraltına inişi bazen bir "maden ocağına" ya da "Afrika'daki bir üsse" yolculuk olarak okunuyor. İlk satırdaki "kulak", bu yolculuk için bir iletişim cihazı. Yedi kapıda çıkarılan giysiler ve takılar da bazen "teknolojik ekipman" olarak yorumlanıyor.
Bu okumanın zorluğu, ilk satırı ikinci satırdan koparması. Eğer "kulak" bir cihaz olsaydı, ardından gelen tapınak listesinin bir anlamı kalmazdı. Oysa şiir, kulağı diktikten hemen sonra İnanna'nın neyi terk ettiğini sayıyor. Kulak, bir karar; liste, o kararın bedeli.
Ganzer ve kapıcı Neti
İnanna'nın yeraltına ulaştığı yer, Ganzer adıyla anılıyor: yeraltının ön kapısı. Kapıcının adı Neti. İnanna kapıyı çalıyor ve sert bir sesle açılmasını istiyor. Neti, kim olduğunu soruyor; İnanna kendini, güneşin doğduğu yere giden kutsal İnanna olarak tanıtıyor.
Bu diyalog, ilk satırdaki kararın ilk sınavı. İnanna, yukarıdaki unvanlarıyla yeraltına girmeye çalışıyor. Neti ise ona, burada bu unvanların geçmediğini, yedi kapının her birinde göstereceği gibi, adım adım öğretecek. Kulağını aşağıya diken tanrıça, aşağının dilini öğrenmek zorunda kalıyor.
Sitchin'in okuması
Sitchin, İnanna'yı (İştar'ı) bir pilot ve hırslı bir Anunnaki olarak okudu. Onun anlatısında İnanna'nın yeraltına inişi, Güney Afrika'daki maden bölgesine, kız kardeşi Ereşkigal'in yönettiği bir istasyona yapılmış bir ziyaret. Bu ziyaretin nedeni, Sitchin'e göre, Dumuzi'nin ölümü ve onun mirasıyla ilgili bir anlaşmazlık.
Sitchin'in ilk satırı özellikle yorumladığını görmedim. Ama genel anlatısında İnanna'nın "uçan" bir tanrıça olması, yeraltı yolculuğunu da bir uçuş olarak okumayı kolaylaştırıyor. Şiirde ise İnanna yürüyor: Ganzer'in kapısına kadar gidiyor ve kapıyı çalıyor.
Forumlarda ilk satır
Forumlarda "kulak" yorumunu ilk kez gördüğümde gülümsemiştim. Forumlarda kimi kullanıcılar, Sümerce kelimenin "anten" anlamına geldiğini iddia ediyor. Başkaları, aynı kelimenin Enki'nin bilgelik sıfatında kullanıldığını ve bir organdan çok aklı anlattığını hatırlattı. Tartışma, Sümerce sözlüklere yapılan atıflarla devam etti.
Türkçe forumlarda ise bu satır nadiren tartışılıyor. İnanna'nın inişi, daha çok yedi kapı ve Dumuzi'nin ölümüyle anılıyor. Şiirin ilk satırı ve tapınak listesi, okuyucuların dikkatinden kaçıyor.
SohbeX teorisi: Dinleyen tanrıça
Bu bölüm spekülatif.
Belki de "kulağını dikti" ifadesinin bir başka katmanı var. İnanna, yeraltından gelen bir sesi duymuş olabilir: kız kardeşi Ereşkigal'in yası. Şiirin devamında İnanna, yeraltına inme nedenini Ereşkigal'in kocası Gugalanna'nın cenazesine katılmak olarak açıklıyor. Belki de ilk satır, bu yas sesinin İnanna'ya ulaştığı anı anlatıyor.
Bu okuma, metnin açıkça söylediği bir şey değil. Ama "kulak" kelimesinin hem dinlemeyi hem de aklı anlatması, iki anlamın birlikte düşünülmesine izin veriyor. İnanna hem bir karar veriyor hem de bir çağrıya cevap veriyor olabilir.
Size soru
Bir şiirin ilk satırındaki tek bir kelimenin, bütün şiirin anlamını değiştirebileceğini düşünür müsünüz? Siz "kulağını dikti" ifadesini bir karar mı, bir dinleme mi, yoksa ikisi birden mi olarak okursunuz?
Giriş yap