Bir evin tabanındaki ödevler: Nippur'daki F Evi ve tanrıları ezberleyen öğrenciler
Bir okulun çöp kutusunu karıştırarak o okulda ne öğretildiğini anlayabilir misiniz? Yırtılmış defter sayfaları, karalanmış alıştırmalar, yarım kalmış ödevler. Nippur'daki küçük bir evde arkeologlar tam olarak bunu buldu. Ama kâğıt değil, kil. Ve çöp kutusu değil, evin duvarlarına, tabanına, tezgâhlarına gömülmüş yüzlerce tablet parçası.
Bu ev, arkeoloji literatüründe "F Evi" diye anılıyor. Sıradan bir isim, ama içinden çıkanlar Sümer edebiyatını nasıl okuduğumuzu değiştirdi. Çünkü bugün Anunnaki hakkında bildiğimiz şiirlerin önemli bir kısmı, aslında öğrencilerin kopyaladığı ödevlerden geliyor.
Tablet Tepesi
Nippur'da, kentin bir bölümüne kazıcılar "Tablet Tepesi" adını vermişti. On dokuzuncu yüzyılın sonunda Pennsylvania Üniversitesi'nin kazıları sırasında, bu alandan büyük miktarda tablet çıkmıştı. O dönemin kazı yöntemleri, tabletlerin tam olarak hangi binada, hangi katmanda bulunduğunu kaydetmeye pek önem vermiyordu. Bu yüzden, tabletlerin bağlamı çoğu zaman kayboldu.
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra, Chicago Üniversitesi Doğu Enstitüsü ile Pennsylvania Üniversitesi Müzesi ortak kazılara başladı. Donald McCown ve Richard Haines yönetimindeki ekip, Tablet Tepesi'nde konut alanlarını dikkatle kazdı. Bu kez her tabletin bulunduğu yer kaydedildi. F Evi, bu kazılarda ortaya çıkan evlerden biri.
Küçük bir ev
F Evi, büyük bir kurum değil. Birkaç odalı, sıradan bir konut. Avlusu, mutfak sayılabilecek bir alanı ve küçük odaları var. Ama içinde, tablet hazırlamak ve geri dönüştürmek için kullanılmış olabilecek bir tür kil havuzu ya da tekne bulundu. Tabletlerin bir kısmı, evin yeniden yapılanması sırasında duvarlara ve tabana dolgu malzemesi olarak kullanılmıştı.
Eleanor Robson, 2001'de yayımladığı "The Tablet House" adlı makalesinde, F Evi'nin buluntularını ayrıntılı biçimde inceledi. Robson, bu evin bir öğretmenin evi olduğunu, burada küçük bir grup öğrenciye yazı ve edebiyat öğretildiğini savundu. Sümerce'de yazıcı okuluna "e-dubba", yani "tablet evi" deniyordu. F Evi, belki de böyle bir tablet evinin gerçek, mütevazı bir örneği.
Öğrenciler ne yazıyordu?
F Evi'nden çıkan tabletler, bir eğitim sürecinin aşamalarını gösteriyor. En alt seviyede, işaret listeleri ve tek tek çivi yazısı işaretlerinin alıştırmaları var. Sonra kelime listeleri: tanrı adları, meslek adları, ağaçlar, taşlar, hayvanlar. Sonra kısa atasözleri ve model sözleşmeler. Ve en sonunda, edebi metinler.
Edebi metinler arasında, araştırmacıların iki ayrı grup olarak tanımladığı diziler öne çıkıyor. İlki, dört ilahiden oluşan ve bugün "Tetrad" denen grup. Bu ilahiler, Lipit-Eştar, İddin-Dagan ve Enlil-bani gibi İsin krallarına ve yazı tanrıçası Nisaba'ya yönelik. Öğrenciler, edebiyata bu nispeten kısa ve düzenli metinlerle giriyordu.
İkincisi, on metinden oluşan ve "Decad" denen grup. Bu on metin, ileri seviye öğrencilerin kopyaladığı bir müfredat gibi görünüyor. İçinde Şulgi ilahisi, Lipit-Eştar ilahisi, Çapanın Şarkısı, Inanna'ya bir ilahi, Enlil'e bir ilahi, Keş Tapınağı İlahisi, Enki'nin Nippur'a Yolculuğu, Inanna ve Ebih, hapishane tanrıçası Nungal'a bir ilahi ve Gılgamış ile Huvava var.
Steve Tinney, 1999'da Decad üzerine yayımladığı bir makalede, bu on metnin Eski Babil döneminde birçok kentte aynı sırayla kopyalandığını gösterdi. Yani bir tür standart müfredat vardı.
Anunnaki ve müfredat
Bu müfredata bakınca, Anunnaki hakkında bildiklerimizin bir kısmının neden belli metinlerden geldiğini daha iyi anlıyorum. Enlil'e ilahi, Enki'nin Nippur yolculuğu, Inanna'nın Ebih Dağı'nı yenmesi; bunlar, öğrencilerin defalarca kopyaladığı metinler. Bu yüzden bize çok sayıda kopyayla ulaştılar.
Öte yandan, müfredatın dışında kalan metinler daha az kopyalandı. Bazıları tek bir tabletle, bazıları birkaç parçayla bize ulaştı. Eridu Tekvini, mesela, tek bir tabletle biliniyor. Yani bugün hangi tanrı hikâyesini iyi bildiğimiz, büyük ölçüde dört bin yıl önceki öğretmenlerin müfredat tercihlerine bağlı.
Bu, bana her seferinde şaşırtıcı geliyor. Anunnaki'nin bugünkü imajı, bir öğretmenin hangi ödevi verdiğine bağlı.
Öğrenci hataları
F Evi tabletlerinin bir başka değeri, öğrenci hatalarını göstermesi. Bazı tabletlerde, öğretmenin yazdığı bir model ve altında öğrencinin kopyası var. Öğrencinin kopyasında işaretler yamuk, satırlar düzensiz, bazen kelimeler atlanmış. Bazı tabletler ise yarım kalmış; öğrenci bir noktada bırakmış.
Bu hatalar, bugünkü araştırmacılar için bir sorun da yaratıyor. Bir şiirin "doğru" metnini kurarken, öğrenci hatalarını ayıklamak gerekiyor. Ama aynı hatalar, Sümerce'nin nasıl öğretildiği, hangi işaretlerin zor bulunduğu hakkında bilgi veriyor.
Okul hayatını anlatan Sümerce metinler de var. "Okul Günleri" ya da "Edubba" metinleri denen bu eserlerde, bir öğrencinin günü anlatılıyor: Sabah erken kalkmak, tabletini okumak, öğretmenden dayak yemek. Bu metinler de muhtemelen öğrenciler tarafından kopyalandı; bir tür okul hayatı mizahı.
Kopyalamanın biçimleri
F Evi'nden ve benzer yerlerden çıkan tabletlerin biçimleri de bir şey anlatıyor. Bazıları büyük, çok sütunlu tabletler; bir şiirin tamamını ya da büyük bir bölümünü taşıyor. Bunlar muhtemelen öğrencinin bir metni bitirdiğini gösteren son ürünler. Bazıları ise küçük, yuvarlak ya da mercimek biçimli tabletler. Bunların üzerinde yalnızca birkaç satır var: Bir yüzünde öğretmenin örneği, öbür yüzünde öğrencinin denemesi.
Bir de tek sütunlu, uzunca tabletler var; bunlar bir şiirin belli bir bölümünü, belki bir günlük ders miktarını içeriyor. Araştırmacılar, bu farklı biçimleri bir araya getirerek, bir öğrencinin bir şiiri nasıl parça parça öğrendiğini, sonra nasıl bütün olarak yazdığını izlemeye çalışıyor.
Bu ayrıntı bana çok dokunaklı geliyor. Enki'nin Nippur'a yolculuğunu okurken, bir öğrencinin o şiiri birkaç satır birkaç satır, belki yorgun, belki sıkılmış, kil üzerine bastığını hayal ediyorum. Bugün bir müzede gördüğümüz büyük ve düzgün bir şiir tableti, aslında aylar süren bir emeğin son halkası.
Tabletlerin geri dönüştürülmesi de ilginç. Kil pahalı değildi, ama yine de boşa harcanmıyordu. Yazılmış bir tablet ıslatılıp yeniden yoğruluyor, yeni bir alıştırma için kullanılıyordu. Yani her tablet, bir önceki alıştırmanın üzerinde doğuyordu.
Tanrılar arasındaki ilişki
F Evi müfredatındaki metinler, tanrılar arasındaki ilişkileri belirli bir açıdan gösteriyor. Nippur'un tanrısı Enlil, merkezde. Enki, Nippur'a yolculuk yapıyor ve Enlil'den onay alıyor. Inanna, An'ın sözüne rağmen Ebih Dağı'na savaş açıyor. Nisaba, yazı tanrıçası olarak hem müfredatın girişinde hem de pek çok şiirin sonunda övülüyor.
Bu metinler, Nippur'un bakış açısını yansıtıyor. Nippur, Sümer'in dini merkezi; Enlil'in kenti. Öğrenciler, tanrılar dünyasını Nippur'un merkezde olduğu bir düzen olarak öğreniyordu.
Nisaba'nın varlığı ise öğrenciler için özel bir anlam taşıyor. Birçok şiir, "Nisaba'ya övgüler olsun" ile bitiyor. Öğrenci, her şiirin sonunda yazının tanrıçasına teşekkür ediyordu.
Akademik okuma
Robson'un çalışması, Mezopotamya eğitim tarihinde bir dönüm noktası oldu. Daha önce, yazıcı okullarının büyük kurumlar olduğu düşünülüyordu. F Evi, bunun aksine, eğitimin özel evlerde, küçük gruplar halinde yapıldığını gösterdi.
Bu bulgu, Ur'da da destek buldu. Ur'daki bazı evlerde de okul tabletleri çıktı. Leonard Woolley'nin kazdığı bu evler, F Evi'ne benzer bir eğitim ortamını gösteriyor.
Kısacası, Nippur'da arkeolojinin en sessiz buluntusu, en çok konuşan buluntu oldu.
Sitchin'in okuması
Sitchin, yazıcı okullarına özel olarak değinmedi. Ama Sitchin'in kullandığı metinlerin çoğu, Eski Babil dönemi öğrenci kopyalarından geliyor. Bu, Sitchin'in okuduğu "Anunnaki tarihi"nin, aslında bir okul müfredatının kalıntısı olduğu anlamına geliyor.
Bu bilgi, Sitchin'in yorumlarını doğrudan çürütmüyor; ama metinlerin bağlamını değiştiriyor. Bir öğrenci ödevi, bir tarih kaydı olarak okunduğunda, metnin edebi ve eğitimsel boyutu gözden kaçıyor.
Forumlarda F Evi
Forumlarda F Evi neredeyse hiç konuşulmuyor. Ama Sümer yazıcı okulları üzerine başlıklarda bazen anılıyor. Bir kullanıcı, öğrencilerin dayak yediği metinleri paylaşarak "eğitim sistemimiz dört bin yıldır değişmemiş" diye yazdı. Bir başkası ise öğrencilerin aynı şiirleri yüzlerce kez kopyalamasının, bu şiirlerin bize ulaşmasını sağladığını hatırlattı.
Benim en sevdiğim forum anısı ise bir öğretmenden geldi. Kendisi lisede edebiyat dersi veriyormuş ve Sümer okul metinlerini öğrencilerine okuttuğunda, sınıfın en çok dayak sahnesine güldüğünü yazmıştı. Öğrenciler, dört bin yıl önceki akranlarıyla bir anda bağ kurmuş.
SohbeX teorisi: Öğretmenin tercihi
Bu bölüm spekülatif.
F Evi'nin öğretmeni, belki de kendi sevdiği şiirleri seçti. Belki de Inanna ve Ebih'i, çünkü bir tanrıçanın cesaretini anlatıyordu. Belki de Gılgamış ile Huvava'yı, çünkü bir dostluk hikâyesiydi. Ve bu tercihler, dört bin yıl sonra bizim Anunnaki'yi nasıl tanıdığımızı belirledi.
Size soru
Okulda size ezberletilen bir şiir, bugün hâlâ aklınızda mı? Belki sevmediğiniz, ama yıllar sonra kendiliğinden dilinize gelen bir dize. Nippur'daki öğrenciler de böyle şiirler ezberledi. Ve onların ödevleri, bugün bizim kütüphanelerimizi dolduruyor.
Giriş yap