Giriş yap
🏺 Anunnaki

Billy Carson anlatısı hakkında uzmanlar ne diyor? Kaynaksız tabletler, 1930'ların Zümrüt Tabletleri ve Ninurta'nın Nippur'a gürültülü dönüşü

Billy Carson, sosyal medya çağında Anunnaki anlatısının en görünür seslerinden biri. "4biddenknowledge" adlı platformu, videoları, podcast'leri ve canlı yayınlarıyla milyonlarca kişiye ulaşıyor. Anunnaki'den Mısır'ın gizli bilgilerine, kuantum fiziğinden antik teknolojiye kadar geniş bir konu yelpazesinde konuşuyor ve özellikle genç izleyiciler arasında büyük ilgi görüyor.

Carson'ın anlatısının sosyal medyada nasıl yayıldığını daha önce ele almıştım. Bu kez, onun iddialarını inceleyen uzmanların ve araştırmacıların ne dediğine bakıyorum. Bu inceleme, sadece Carson hakkında değil; sosyal medyada antik tarih bilgisinin nasıl dolaştığı, kaynakların nasıl gösterildiği ya da gösterilmediği hakkında da önemli sorular soruyor.

Kaynaksız tabletler

Uzmanların Carson'a yönelttiği ilk eleştiri, kaynak kullanımıyla ilgili. Carson, videolarında sık sık "Sümer tabletleri şöyle diyor" ya da "antik metinlerde şu yazıyor" gibi ifadeler kullanıyor. Ama bu ifadelerin çoğunda, hangi tabletin, hangi müzede, hangi envanter numarasıyla bulunduğu ya da hangi akademik çeviriden alıntılandığı belirtilmiyor.

Asurologlar, bunun önemli bir sorun olduğunu belirtiyor. Mezopotamya'dan yüz binlerce tablet bulundu ve bunların büyük bir kısmı, müzelerin kataloglarında, akademik yayınlarda ve çevrimiçi veritabanlarında kayıtlı. Bir tabletten alıntı yapıldığında, o tabletin kimliğini belirtmek, iddianın doğrulanabilmesi için şart. Kimliği belirtilmeyen bir tablet, izleyicinin kontrol edemeyeceği bir kaynak haline geliyor.

Bazı araştırmacılar, Carson'ın tabletlere atfettiği ifadelerin, aslında Sitchin'in kitaplarındaki yorumlardan ya da başka modern yazarlardan geldiğini, ama tabletlerin kendisinden alıntıymış gibi sunulduğunu ileri sürüyor. Bu durum, bir yorumun, zamanla orijinal kaynağın yerine geçmesine yol açıyor.

Bir videoda "tabletler şöyle diyor" ifadesini duyduğunuzda, hangi tablet olduğunu merak ettiniz mi?

1930'ların Zümrüt Tabletleri

Carson'ın en çok tartışılan çalışmalarından biri, "Zümrüt Tabletleri" üzerine yaptığı yorumlar. Carson, "Thoth'un Zümrüt Tabletleri" adlı metni, antik bir bilgelik kaynağı olarak ele alıyor ve bu metin üzerine bir kitap da yayımladı.

Tarihçiler, bu metnin kökenine dikkat çekiyor. "Atlantisli Thoth'un Zümrüt Tabletleri" adlı metin, 1930'larda Amerikalı bir ezoterik grup lideri olan ve kendine "Doreal" adını veren Maurice Doreal tarafından yayımlandı. Doreal, bu tabletleri Mısır'daki Büyük Piramit'te bulduğunu ve tercüme ettiğini iddia etti. Ama bu tabletlerin varlığına dair, Doreal'in kendi anlatısı dışında hiçbir kanıt yok; hiçbir müzede, hiçbir arşivde bulunmuyorlar.

Ayrıca, "Zümrüt Tablet" adı, çok daha eski ve farklı bir metinle karıştırılıyor. Orta Çağ'da Arapça ve Latince olarak dolaşan, Hermes Trismegistos'a atfedilen ve simya geleneğinde önemli bir yer tutan kısa bir metin de "Zümrüt Tablet" olarak biliniyor. Bu metnin en eski bilinen sürümleri, sekizinci ya da dokuzuncu yüzyıla ait Arapça metinler. Doreal'in metni ise bu eski metinden tamamen farklı ve çok daha uzun.

Tarihçiler, Doreal'in metninin dilinin ve içeriğinin, yirminci yüzyılın başlarındaki ezoterik akımların, özellikle Teosofi'nin etkisini açıkça taşıdığını belirtiyor. Yani metin, antik bir bilgelik değil, kendi döneminin ruhani arayışlarının bir ürünü.

Bilim ve antik bilgi

Carson'ın videolarında sık rastlanan bir başka tema, antik bilginin modern bilimle, özellikle kuantum fiziğiyle ilişkilendirilmesi. Carson, antik metinlerde modern fiziğin kavramlarının bulunduğunu ve eski uygarlıkların bu bilgilere sahip olduğunu ileri sürüyor.

Fizikçiler, bu tür ilişkilendirmelerin genellikle kavramların gevşek bir benzetmesine dayandığını belirtiyor. Kuantum fiziğinin kavramları, matematiksel modellere ve deneysel sonuçlara dayanıyor. Antik metinlerdeki "titreşim", "enerji" ya da "ışık" gibi kelimeler, bu kavramlarla aynı anlamı taşımıyor. Bir kelimenin benzerliği, bir bilginin aynılığı anlamına gelmiyor.

Tanrılar arasındaki ilişki: Ninurta'nın Nippur'a gürültülü dönüşü

Sümer edebiyatında, görkemli bir dönüşün ve bu dönüşün yarattığı gerginliğin anlatıldığı bir şiir var: "Ninurta'nın Nippur'a Dönüşü", akademik çevrelerde ilk kelimelerinden alınan "An-gim" adıyla da biliniyor. Bu şiirde Enlil'in oğlu, savaşçı tanrı Ninurta, dağlardaki düşmanlarını yendikten sonra, babasının şehri Nippur'a geri dönüyor.

Ninurta, ganimetleriyle birlikte dönüyor: Yendiği canavarların başları ve kalıntıları, savaş arabasına asılmış. Arabası, fırtına gibi gürlüyor; silahları, şimşek gibi parlıyor. Bu gürültülü ve korkutucu geliş, Nippur'daki tanrıları endişelendiriyor. Şiire göre, Enlil'in tapınağı Ekur'daki Anunnaki bile bu görkem karşısında korkuya kapılıyor.

Bu noktada, Enlil'in veziri Nuska, Ninurta'yı karşılamaya çıkıyor. Nuska, ona saygıyla yaklaşıyor ve bir uyarıda bulunuyor: Babasının evine bu kadar korkutucu bir biçimde girmemesi, Enlil'i ve diğer tanrıları ürkütmemesi gerektiğini söylüyor. Nuska, Ninurta'yı yatıştırıyor ve ona, gücünü göstermenin başka yolları olduğunu hatırlatıyor.

Ninurta, bu uyarıyı dinliyor. Silahlarını bir kenara koyuyor, arabasını sakinleştiriyor ve Ekur'a saygıyla giriyor. Enlil, oğlunu sevinçle karşılıyor; tanrılar, onun zaferini kutluyor ve ona övgüler sunuyor. Şiirin sonunda Ninurta, babasının yanında, kendi gücünü anlatan bir övgü söylüyor; ama bu kez, korku yerine hayranlık uyandırarak.

Bu şiirde tanrılar arasındaki ilişki, gücün nasıl sunulduğuyla ilgili bir ders içeriyor. Ninurta'nın gücü gerçek; ama bu gücün gösterilme biçimi, toplumu tedirgin ediyor. Nuska, bir arabulucu olarak, bu gücü kabul edilebilir bir biçime dönüştürüyor. Enlil ise oğlunun başarısını, ancak saygı çerçevesinde kucaklıyor.

Akademik okuma

Asurologlar, "An-gim" şiirini Ninurta kültünün ve Nippur'daki dinsel törenlerin bir yansıması olarak okuyor. Şiir, muhtemelen Ninurta heykelinin bir tören alayıyla Nippur'a getirildiği bir festivalle ilişkili. Bu tür törenler, tanrının gücünü kutlarken, aynı zamanda şehrin düzenini ve tanrılar arasındaki hiyerarşiyi de pekiştiriyordu.

Akademisyenler, şiirdeki Nuska figürünün önemine de dikkat çekiyor. Nuska, Enlil'in sadık veziri olarak, pek çok metinde aracı ve arabulucu rolünde görünüyor. Onun Ninurta'yı yatıştırması, tanrısal bir hiyerarşide sözün ve diplomasinin gücünü gösteriyor.

Şiirin bir başka ilginç yanı, Ninurta'nın yendiği düşmanların listesi. Bu liste, Lugal-e gibi başka Ninurta şiirlerinde de geçen canavarları içeriyor: Altı başlı yaban koçu, yedi başlı yılan, Anzu kuşu ve başkaları. Asurologlar, bu canavarların bir kısmının tapınaklarda sergilenen ganimet heykelleri olarak da düşünülebileceğini belirtiyor. Yani şiir, belki de tapınakta gerçekten görülebilen nesnelerin hikâyesini anlatıyordu.

Sitchin'in okuması

Sitchin, Ninurta'yı kitaplarında, Enlil'in varisi ve Anunnaki savaşlarının önemli bir komutanı olarak sundu. Onun yorumunda Ninurta'nın arabası, bir uçan araç; silahları ise ileri teknoloji ürünü savaş aletleriydi. Carson ve diğer sosyal medya anlatıcıları da Sitchin'in bu yorumlarını sık sık tekrarlıyor.

Uzmanlar, Ninurta'nın arabasının ve silahlarının Mezopotamya şiirinde, bir savaş tanrısının gücünü anlatan geleneksel imgeler olduğunu belirtiyor. Fırtına, şimşek ve gürleme, Mezopotamya'da tanrısal gücün ve korkutucu ışıltının, yani "melam"ın klasik ifadeleri.

Neden bu kadar yayıldı?

Carson'ın anlatısının uzmanların eleştirilerine rağmen yaygın kalmasının bir nedeni, sosyal medyanın yapısı. Kısa, çarpıcı ve kendinden emin videolar, algoritmalar tarafından öne çıkarılıyor. Uzmanların temkinli ve kaynaklı cevapları ise genellikle daha uzun ve daha az paylaşılıyor.

İkinci neden, Carson'ın izleyicileriyle kurduğu doğrudan bağ. Canlı yayınlar, sorulara anında verilen cevaplar ve topluluk duygusu, izleyicilerin ona güven duymasını sağlıyor. Bu güven, kaynak sorusunu geri plana itebiliyor.

Üçüncü neden, Carson'ın anlatısının kişisel gelişim ve özgüven mesajlarıyla birleşmesi. Antik bilgiye ulaşmak, izleyicilere kendi potansiyellerini keşfetmenin bir yolu olarak sunuluyor. Bu mesaj, tarihsel doğruluktan bağımsız olarak çekici.

Forumlarda

Forumlarda Carson tartışmaları, genellikle iki uçta ilerliyor. Bir tarafta, onun videolarından ilham alan ve onu bir öğretmen olarak gören kullanıcılar var. Diğer tarafta, onun iddialarının kaynaklarını soran ve Zümrüt Tabletleri'nin 1930'lardaki kökenini paylaşan kullanıcılar. Bazı başlıklarda, kullanıcılar Carson'ın bir videosunda geçen tablet iddiasını alıp, ETCSL ya da müze kataloglarında aramaya çalışıyor ve sonuçlarını paylaşıyor. Türkçe forumlarda, Carson'ın videolarının altyazılı sürümleri dolaşıyor ve özellikle gençler arasında ilgi görüyor.

SohbeX teorisi

Spekülasyon olarak okuyun. Bana öyle geliyor ki sosyal medya çağının Anunnaki anlatıcıları, Ninurta'nın Nippur'a ilk gelişine benziyor: Gürültülü, parlak ve görkemli. Bu görkem, izleyiciyi etkiliyor; ama aynı zamanda, uzmanları ve dikkatli okurları tedirgin ediyor. Kaynaklar, envanter numaraları ve çeviriler, bu gürültünün içinde kayboluyor.

Belki sosyal medyanın bir Nuska'ya ihtiyacı var: Gücü inkâr etmeden, onu saygılı bir biçime dönüştürmeyi öğütleyen bir ses. Bir videonun altına "hangi tablet?" diye soran her izleyici, belki de bu rolü üstleniyor. Ninurta'nın hikâyesinde, uyarıyı dinleyen tanrı, sonunda daha çok saygı görüyor. Belki sosyal medyada da, kaynaklarını gösteren bir anlatıcı, uzun vadede daha çok güven kazanır.

Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.

Size soru

Sosyal medyada antik tarih üzerine bir video izlediğinizde, kaynakları kontrol eder misiniz? Zümrüt Tabletleri'nin 1930'larda yayımlandığını bilmek, ona bakışınızı değiştiriyor mu? Ninurta'nın Nuska'nın uyarısını dinlemesini, bir zayıflık mı yoksa bir bilgelik mi olarak görüyorsunuz? Yorumlarda yazın.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap