Giriş yap
🏺 Anunnaki

Berossos: Babilli bir rahibin Yunanca tarihi

Büyük İskender'in ölümünden sonra, Mezopotamya Yunan kökenli Seleukos hanedanlığının yönetimine geçti. Yunanca, yönetimin ve kültürün dili oldu. Bu yeni dünyada, Babil'in Marduk tapınağında görev yapan bir rahip, cesur bir iş yaptı: kendi halkının tarihini, dünyanın başlangıcından itibaren, yeni yöneticilerin dilinde, Yunanca yazdı. Bu rahibin adı Berossos'tu.

Berossos'un eseri, "Babyloniaka", yani "Babil Tarihi", günümüze ulaşmadı. Ama eserin parçaları, başka yazarların alıntıları aracılığıyla korundu. Bu parçalarda, denizden çıkan balık-adam Oannes, Tufan öncesi krallar, Tufan'dan kurtulan Ksisuthros ve Babil'in kralları anlatılıyor. Anunnaki tartışmalarında Oannes çok sık anılıyor; ama onu anlatan kişinin kendisi, yani Berossos, çoğu zaman gölgede kalıyor. Ben bu yazıyı, anlatıcının kendisine bakmak için yazıyorum.

Bel'in rahibi

Berossos'un hayatı hakkında çok az şey biliyoruz. Adının, Akadca "Bel-re'uşu", yani "Bel onun çobanıdır" gibi bir adın Yunanca biçimi olduğu düşünülüyor. Bel, "efendi" anlamına geliyordu ve birinci binyılda Marduk'un unvanı olarak kullanılıyordu. Berossos, sonraki kaynaklara göre, Babil'de Bel'in rahibiydi.

Berossos, eserini Seleukos kralı I. Antiokhos'a adadı. Bu, eserin MÖ 290 ile 278 arasında yazıldığını düşündürüyor. Eser üç kitaptan oluşuyordu: birincisi dünyanın yaratılışını ve Babil'in coğrafyasını, ikincisi Tufan öncesi ve sonrası kralları, üçüncüsü ise Asur ve Babil'in yakın dönem tarihini anlatıyordu.

Bazı antik kaynaklar, Berossos'un daha sonra Ege'deki Kos adasına giderek orada bir astroloji okulu kurduğunu anlatıyor. Romalı yazar Yaşlı Plinius, Atina'da Berossos'un onuruna, dili altınla kaplanmış bir heykel dikildiğini aktarıyor. Bu anlatıların ne kadarının gerçek olduğu tartışmalı; ama Berossos'un Yunan dünyasında, Babil bilgeliğinin, özellikle astrolojinin bir temsilcisi olarak ün kazandığı açık.

Parçaların yolculuğu

Berossos'un eseri, kayıp bir eserin nasıl korunabileceğinin ilginç bir örneği. MÖ birinci yüzyılda, Yunan yazar Alexandros Polyhistor, Berossos'tan uzun alıntılar yaptı. Polyhistor'un eseri de kayboldu; ama MS dördüncü yüzyılda, Hristiyan tarihçi Eusebios, Polyhistor'dan alıntılar yaptı. Eusebios'un eserinin Yunanca aslı da kısmen kayboldu; ama Ermenice bir çevirisi günümüze ulaştı. Dokuzuncu yüzyılda Bizanslı yazar Georgios Synkellos da Eusebios'tan alıntılar yaptı.

Yani Berossos'un sözleri, bize en az üç ya da dört aracıdan geçerek ulaşıyor. Yahudi tarihçi Josephus da Berossos'tan doğrudan alıntılar yaptı; özellikle Nebukadnezar ve Tufan hakkında. Bu aracıların her biri, Berossos'un metnini kendi amacına göre seçti, kısalttı ya da değiştirdi.

Bir metnin, dört ayrı kişinin elinden geçerek bize ulaşması, ona ne kadar güvenebileceğimiz konusunda size ne düşündürüyor?

Oannes ve bilgeler

Berossos'un en ünlü anlatısı, Oannes hikâyesi. Bu anlatıya göre, insanlar başlangıçta hayvanlar gibi, düzensiz yaşıyordu. Sonra Kızıldeniz'den, yani Basra Körfezi'nden, Oannes adlı bir varlık çıktı. Oannes'in bedeni bir balık bedeniydi; ama balık başının altında bir insan başı, balık kuyruğunun altında insan ayakları vardı. Sesi de insan sesiydi.

Oannes, gündüzleri insanların arasında yaşadı, onlara yazıyı, bilimleri, sanatları, kent kurmayı, tapınak inşa etmeyi, yasaları, tarımı öğretti. Geceleri ise yeniden denize döndü. Berossos'a göre, Oannes'ten sonra benzer varlıklar da denizden çıktı ve insanlara bilgi verdi.

Bu anlatı, çivi yazılı kaynaklardaki apkallu geleneğiyle örtüşüyor. Uruk'ta bulunan ve MÖ ikinci yüzyıla tarihlenen bir tablet, Tufan öncesi kralları ve onların yanındaki bilgeleri, apkalluları listeliyor. Bu listede ilk bilge Uanna, yani Oannes, ilk kral Aialu'nun yanında yer alıyor. Berossos'ta da ilk kral Aloros olarak geçiyor. Bu eşleşme, Berossos'un çivi yazılı kaynaklara dayandığını açıkça gösteriyor.

Tanrılar arasındaki ilişki: Bel ve Oannes

Berossos'un yaratılış anlatısı, Enuma Eliş'in bir özeti gibi. Anlatıda, başlangıçta karanlık ve su vardı ve bu suda tuhaf yaratıklar yaşıyordu. Bu suların hâkimi Omorka adlı bir kadındı; Berossos, onun Keldanicede "Thalatth" olarak anıldığını söylüyor. Bu ad, araştırmacılar tarafından Tiamat ile ilişkilendiriliyor. Sonra Bel, yani Marduk, Omorka'yı ikiye böldü; yarısından yeri, yarısından göğü yaptı.

Berossos'un anlatısında Bel ve Oannes arasında ilginç bir ilişki var. Bel, evreni düzenleyen tanrı; Oannes ise insanlara uygarlığı getiren bilge. Çivi yazılı gelenekte, apkallular Enki'nin hizmetkârlarıydı. Marduk ise Enki'nin oğluydu. Yani Berossos'un anlatısında, Marduk evreni yaratıyor, babasının hizmetkârları ise insanlara bilgiyi getiriyor. Tanrıların aile ilişkisi, yaratılış ile uygarlık arasındaki iş bölümünde yansıyor.

Tufan öncesi krallar

Berossos, Tufan'dan önce on kralın hüküm sürdüğünü ve bu kralların toplam 120 "saros" boyunca yönettiğini söylüyor. Bir saros, 3600 yıla karşılık geliyordu; yani toplam 432.000 yıl. Bu uzun süreler, Sümer Kral Listesi'ndeki Tufan öncesi kralların uzun saltanatlarına benziyor.

Onuncu kral Ksisuthros, Berossos'ta Tufan'ın kahramanı. Kronos adlı tanrı, ona rüyasında görünüp Tufan'ı haber veriyor ve bir gemi yapmasını istiyor. Ksisuthros adı, Sümerce Ziusudra'nın Yunanca biçimi. Kronos ise, burada Enki'nin Yunanca karşılığı olarak kullanılıyor.

Berossos'un dünyası: Seleukos döneminde Babil

Berossos'u anlamak için, onun yaşadığı Babil'i hayal etmek gerekiyor. MÖ üçüncü yüzyılda Babil, artık bir imparatorluğun başkenti değildi. Seleukos hanedanı, Dicle kıyısında yeni bir başkent, Seleukeia'yı kurmuştu ve Babil'in nüfusu zamanla bu yeni kente kaydı. Ama Babil'in tapınakları hâlâ ayaktaydı ve rahipler, çivi yazısıyla metin yazmaya, gökyüzünü gözlemlemeye ve eski ritüelleri sürdürmeye devam ediyordu.

Bu dönemin en ilginç belgelerinden biri, "Antiokhos Silindiri". British Museum'da bulunan bu kil silindir, Borsippa'daki Nabu tapınağı Ezida'nın zeminine gömülmüş bir yapı yazıtı ve MÖ 268'e tarihleniyor. Silindirde, Seleukos kralı I. Antiokhos, kendini geleneksel Mezopotamya kral unvanlarıyla tanıtıyor ve Babil'deki Esagila ile Borsippa'daki Ezida tapınaklarını yenilediğini anlatıyor. Bu metin, Akadca yazılmış son kraliyet yapı yazıtlarından biri olarak kabul ediliyor.

Yani Berossos, Yunanca yazan bir Babilli rahip olarak eserini aynı krala adarken, o kral da Akadca yazıtlarla Babil'in tanrılarına saygısını gösteriyordu. İki kültür arasında karşılıklı bir uyum çabası vardı. Babil'in astronomik gözlem kayıtları, bu dönemde de tutulmaya devam etti; bu "astronomik günlükler", MÖ birinci yüzyıla kadar uzanıyor.

Bir kralın, bir yandan Yunanca bir tarih kitabını kabul edip bir yandan da Akadca bir tapınak yazıtı yazdırması size nasıl görünüyor?

Akademik okuma

Akademik çevrelerde Berossos, Mezopotamya geleneğinin Helenistik dünyaya aktarılmasının en önemli aracılarından biri olarak görülüyor. Araştırmacılar, Berossos'un çivi yazılı kaynaklara dayandığını ve bu kaynakları Yunan okuyucular için uyarladığını vurguluyor. Eserinin amacı, Babil'in Mısır'dan ve Yunanistan'dan daha eski ve daha bilge bir uygarlık olduğunu göstermek olabilir. Aynı dönemde Mısırlı rahip Manethon da Mısır tarihini Yunanca yazmıştı.

Berossos'un Yunan dünyasındaki ünü, onun eserinin kaybolmasına rağmen yüzyıllarca sürdü. Romalı mimar Vitruvius bile, onu astroloji alanında anılması gereken bir isim olarak anıyor. Kayıp bir kitabın yazarının bu kadar uzun süre hatırlanması, onun ne kadar etkili olduğunu gösteriyor.

Sitchin'in okuması

Sitchin, Berossos'u, Anunnaki'nin dünyaya inişini anlatan önemli bir kaynak olarak kullandı. Oannes, Sitchin ve sonraki yazarlar için, denizden çıkan, özel bir giysi giyen ve insanlara bilgi aktaran bir Anunnaki'ydi. 432.000 yıllık süre de, Sitchin'in Anunnaki'nin dünyada geçirdiği süreye dair hesaplamalarında kullanıldı.

Robert Temple'ın 1976'da yayımlanan "Sirius Gizemi" adlı kitabı da Oannes'i, Sirius yıldız sisteminden gelen amfibik varlıklar teziyle ilişkilendirdi.

Forumlarda

Forumlarda Oannes, Anunnaki başlıklarının en sevilen figürlerinden biri. Bazı kullanıcılar, Oannes'in balık giysisinin bir dalgıç giysisi olduğunu öne sürüyor. Bazıları ise Oannes'i, Dagon ve diğer balık biçimli tanrılarla karşılaştırıyor.

Diğer başlıklarda ise Berossos'un kendisi pek tartışılmıyor; çoğu kullanıcı, Oannes anlatısının bir Babilli rahip tarafından, Helenistik dönemde yazıldığını bilmiyor.

Bazı kullanıcılar ise Berossos'un Ermenice çeviri sayesinde korunmasını, kayıp metinlerin ne kadar beklenmedik yollardan kurtulabildiğinin örneği olarak paylaşıyor.

Bu ayrıntı, bana da hep ilginç gelmiştir.

SohbeX teorisi

Spekülasyon olarak okuyun. Bana öyle geliyor ki Berossos, kendisi bir tür Oannes'ti. Babil'in bilgisini, Yunan dünyasının denizinden çıkıp onların diline aktardı; tıpkı Oannes'in insanlara bilgi getirmesi gibi. Kos'a gidip astroloji öğrettiği anlatıları doğruysa, gerçekten de denizi aşıp bilgi taşıyan bir bilgeydi.

Belki de Oannes anlatısının Berossos'un eserinde bu kadar öne çıkması tesadüf değildi. Bir rahip, yeni efendilerine, kendi halkının bilgeliğinin denizden gelen tanrısal bir kaynaktan geldiğini anlatarak, kendi görevini de tanımlamış olabilir.

Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.

Size soru

Oannes'i duymuştunuz, peki Berossos'u? Bir eserin dört aracıdan geçerek bize ulaşması size ne düşündürüyor? Sizce Berossos, Babil'in tarihini Yunanlılara anlatırken neleri değiştirmiş olabilir? Yorumlarda yazın.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap