Giriş yap
🏺 Anunnaki

Babil'de zodyak nasıl doğdu?

Koç, Boğa, İkizler, Yengeç... On iki burcun adlarını, çoğumuz ezbere biliyoruz. Gazetelerin son sayfalarında, telefon uygulamalarında, sohbetlerde, bu adlar sık sık karşımıza çıkıyor. Ama bu on iki bölümün, ilk olarak nerede ve ne zaman bu biçimi aldığını pek düşünmüyoruz.

Yanıt, Babil'de, MÖ beşinci yüzyılda yatıyor. Babilli gözlemciler, ayın ve gezegenlerin geçtiği gök kuşağını, on iki eşit parçaya böldüler; her parçaya otuz derece verdiler. Bu, bugün kullandığımız zodyakın doğrudan atasıydı. Kendi burcunuzun adının, iki bin beş yüz yıl önce, bir Babil tabletine yazıldığını bilmek size ne hissettirir?

MUL.APIN: yıldızların kataloğu

Zodyakın öyküsü, daha eski bir metinle başlıyor: MUL.APIN. Bu metin, adını, ilk satırındaki yıldız adından alıyor; "Saban Yıldızı" anlamına geliyor. MUL.APIN, iki tabletten oluşan bir yıldız ve astronomi derlemesi. Bilinen en eski nüshası, MÖ 686'ya tarihleniyor; ama içerdiği bilgilerin daha eski olduğu düşünülüyor. Hermann Hunger ve David Pingree, 1989'da metnin tam bir yayınını hazırladı; Hunger ve John Steele, 2019'da yeni bir baskı yayımladı.

MUL.APIN'de, gökyüzü, Anu, Enlil ve Ea'nın üç yoluna ayrılıyor ve her yoldaki yıldızlar sıralanıyor. Metnin bir bölümünde, "ayın yolundaki tanrılar" başlığıyla, ayın geçtiği on yedi ya da on sekiz takımyıldız listeleniyor. Bu liste, zodyakın öncüsü.

Bu takımyıldızlar arasında, bugün tanıdığımız birçok ad var: "Boğa" (Gu.an.na, yani "Göğün Boğası"), "Büyük İkizler", "Aslan", "Akrep", "Keçi-Balık" (Oğlak'ın atası). Ama bunların yanında, "Ülker", "Orion'un yanındaki Sadık Çoban" gibi, sonraki zodyakta yer almayan takımyıldızlar da var.

On ikiye nasıl inildi?

MÖ beşinci yüzyılda, Babil astronomisinde önemli bir değişiklik oldu. Gözlemciler, ayın yolundaki on yedi-on sekiz takımyıldızdan, on ikisini seçtiler ve gök kuşağını, bu on iki takımyıldıza göre, on iki eşit parçaya böldüler. Her parça, otuz "uş", yani otuz derece genişliğindeydi.

Bu bölümlemenin amacı, hesaplamaları kolaylaştırmaktı. Takımyıldızlar, gökyüzünde farklı genişliklerde yer kaplıyordu; bazıları çok geniş, bazıları dar. Eşit parçalar, gezegenlerin konumlarını, sayılarla, kesin olarak ifade etmeyi mümkün kıldı. Artık bir gezegen, "Aslan'ın on ikinci derecesinde" diye tanımlanabiliyordu.

On iki sayısının seçilmesi, rastlantı değildi. Bir yılda, yaklaşık on iki ay vardı; güneş, bir ay boyunca, kabaca bir burçta kalıyordu. Babil takvimi de on iki aya dayanıyordu. Ayrıca, altmışlık sayı sistemi, on ikiye ve otuza bölünmeyi kolaylaştırıyordu.

Zodyakın bu yeni biçiminin bilinen en eski kanıtı, MÖ beşinci yüzyılın sonlarına tarihlenen astronomik metinlerde bulunuyor. John Britton ve diğer araştırmacılar, zodyakın tam olarak hangi tarihte kurulduğunu belirlemek için, eski gözlem kayıtlarını analiz etti. Genel kabul, bunun, MÖ 400 civarında, ya da biraz öncesinde gerçekleştiği yönünde.

Doğum haritaları

Zodyakın kurulmasından kısa bir süre sonra, Babil'de yeni bir uygulama ortaya çıktı: bireyler için yapılan doğum haritaları. Bilinen en eski Babil doğum haritası, MÖ 410'a tarihleniyor. Bu tablette, bir çocuğun doğduğu anda, ayın, güneşin ve gezegenlerin hangi burçlarda bulunduğu yazıyor.

Francesca Rochberg, 1998'de, bu tabletleri "Babylonian Horoscopes" adlı kitapta topladı. Kitapta, yaklaşık otuz doğum haritası yer alıyor. Bazı haritalarda, kısa yorumlar da var: "Hayatı uzun olacak" ya da "Çocukları olacak" gibi.

Bu, Babil kehanet geleneğinde, büyük bir değişiklikti. Enuma Anu Enlil, gökteki işaretleri, kral ve ülke için yorumluyordu. Doğum haritaları ise, gökteki işaretleri, sıradan bireyler için yorumladı. Gökyüzü, artık yalnızca kralın değil, herkesin kaderini yazıyordu.

Burçların adları nereden geliyor?

Bugün kullandığımız burç adlarının çoğu, Babil adlarının Yunanca çevirileri. Babil'in "Göğün Boğası", Yunanca'da "Tauros" oldu. "Büyük İkizler", "Didymoi" oldu. "Aslan", "Leon" oldu. "Akrep", "Skorpios" oldu.

Ama bazı adlar değişti. Babil'deki zodyakın ilk burcu, "Lu.hun.ga", yani "Ücretli İşçi" idi. Yunanlar, bu adı, "Krios", yani "Koç" olarak değiştirdi. Bu değişikliğin nedeni, "Lu" hecesini yazan işaretin, "koyun" anlamına gelen UDU işaretiyle karıştırılması olabilir. "Keçi-Balık" ise, Yunanca'da "Aigokeros", yani "keçi boynuzlu" oldu; ama bu burcun yarı balık görüntüsü, Yunan sanatında korundu.

Başak burcu, Babil'de "Ekin Başağı" idi ve tanrıça Şala ile ilişkilendiriliyordu. Şala, fırtına tanrısı Adad'ın eşiydi ve elinde bir başak tutarak tasvir ediliyordu. Bugünkü Başak burcunun elindeki başak, bu imgeden geliyor.

Tanrılar arasındaki ilişki

Zodyakın her burcu, bir ya da birden fazla tanrıyla ilişkiliydi. "Keçi-Balık", Ea'nın simgesiydi. "Aslan", İştar ile; "Akrep", tanrıça İşhara ile ilişkilendiriliyordu. "Terazi", Babil'de "Akrep'in Kıskaçları" olarak biliniyordu ve Şamaş, yani adalet tanrısıyla bağlantılıydı.

Bu ilişkiler, zodyakı, tanrıların göklerdeki evlerinin bir haritası haline getiriyordu. Bir gezegen, bir burçta bulunduğunda, iki tanrı, gökyüzünde bir araya gelmiş oluyordu. Örneğin, Jüpiter, yani Marduk, Aslan'da, yani İştar'ın alanındaysa, bu iki tanrının buluşması, bir anlam taşıyordu.

Enuma Eliş'te, Marduk'un, Tiamat'ı yendikten sonra, yıldızları göklere yerleştirdiği ve tanrılar için "evler" kurduğu anlatılıyor. Bu anlatı, gökyüzündeki düzenin, Marduk'un eseri olduğunu ima ediyor.

Hesaplanan gökyüzü

Zodyakın kurulmasıyla birlikte, Babil'de, matematiksel astronomi hızla gelişti. Akademisyenler, Selevkos döneminden kalan, gezegenlerin ve ayın konumlarını önceden hesaplayan tabletlere, "efemeris" adını veriyor. Otto Neugebauer, 1955'te, bu tabletleri "Astronomical Cuneiform Texts" adlı üç ciltlik eserde yayımladı.

Bu tabletlerde, gözlem yok; yalnızca sayılar var. Satır satır, her ay için, bir gezegenin hangi burcun kaçıncı derecesinde olacağı hesaplanıyor. Hesaplamalar, iki farklı yönteme dayanıyor. Akademisyenler, bunlara "Sistem A" ve "Sistem B" adını veriyor. Her iki sistemde de, gezegenin hızı, zodyakın farklı bölümlerinde farklı kabul ediliyor.

Bu hesaplamalar, ancak zodyakın eşit bölümlere ayrılmasıyla mümkün oldu. Takımyıldızların düzensiz sınırlarıyla, böyle bir hesap yapılamazdı. Zodyak, gökyüzüne çizilmiş bir koordinat sistemiydi.

Bu tabletlerin bazılarının sonunda, kâtibin adı ve hangi aileden geldiği yazıyor. Uruk'ta, Sin-leqi-unninni ve Ekur-zakir soylarından gelen kâtipler, bu hesapları yapıyordu. Babil'de ise, Esagila'ya bağlı uzmanlar.

Akademik okuma

Akademisyenler, zodyakın Babil kökenini, genel olarak kabul ediyor. Tartışma, daha çok, ayrıntılar üzerine: zodyak tam olarak ne zaman kuruldu, hangi amaçla kuruldu, Yunanlara ne zaman ve nasıl geçti?

Alexander Jones ve John Steele gibi araştırmacılar, Babil zodyakının Yunan astronomisine, büyük olasılıkla MÖ dördüncü yüzyılda, Büyük İskender'in fetihlerinden sonra geçtiğini düşünüyor. Yunan astronomları, Babil'in gözlem kayıtlarını ve hesaplama yöntemlerini kullandı. Hipparkhos ve Batlamyus, Babil gözlemlerine atıfta bulundu.

Sitchin'in okuması

Sitchin, zodyakın, Anunnaki tarafından, çok daha önce, on binlerce yıl önce oluşturulduğunu savundu. Ona göre, zodyak, gökyüzünün yavaş dönüşünü, yani presesyonu ölçmek için kullanılan bir zaman aracıydı ve Anunnaki'nin Dünya'daki çağlarını gösteriyordu.

Akademik kanıtlar, zodyakın, MÖ birinci binyılın ortalarında, kademeli bir süreçle ortaya çıktığını gösteriyor. MUL.APIN'deki on yedi-on sekiz takımyıldızlık liste, on iki burçlu zodyaktan daha eski; bu da, on iki burcun bir başlangıç değil, bir gelişimin sonucu olduğunu gösteriyor.

Forumlarda

Forumlarda, zodyakın kökeni, astroloji tartışmalarının sık sık değindiği bir konu. Kullanıcılar, burçların Babil'den geldiğini biliyor; ama MUL.APIN'deki eski takımyıldızlar listesinden pek haberdar değil.

Bazı kullanıcılar, Mısır'daki Dendera zodyakını, zodyakın Mısır kökenli olduğunun kanıtı olarak sunuyor. Ama Dendera zodyakı, Ptolemaios döneminden, yani MÖ birinci yüzyıldan; Babil zodyakından çok daha geç. Akademisyenler, Dendera zodyakının, Babil-Yunan geleneğinin Mısır'a geçmiş bir biçimi olduğunu düşünüyor.

Türkçe forumlarda, Yılancı takımyıldızının on üçüncü burç olup olmadığı tartışması da sık görülüyor. Bu tartışma, zodyakın, takımyıldızlara değil, eşit bölümlere dayandığını unutmaktan kaynaklanıyor.

Bir başka tartışma konusu, burçların tarihlerinin neden "kaydığı". Kullanıcılar, Babil döneminde güneşin Koç burcuna girdiği tarihle bugünkü tarih arasında fark olduğunu öğrenince, astrolojinin geçerliliğini sorguluyor. Bu kayma, Dünya ekseninin yavaş dönüşünden, yani presesyondan kaynaklanıyor. Babilliler, bu kaymayı, büyük olasılıkla fark etmemişti; presesyonun keşfi, genellikle Hipparkhos'a atfediliyor.

Bu ayrıntı, astrolojiye inananlarla inanmayanlar arasındaki tartışmayı da yeniden alevlendiriyor. Ama tarih açısından, asıl ilginç olan, Babil'in bıraktığı ölçüm geleneğinin, bu kaymanın fark edilmesini mümkün kılması.

SohbeX teorisi

Spekülasyon olarak okuyun. Bence zodyakın doğuşu, Babillilerin, göğe bakma biçiminin değiştiği bir anı gösteriyor. Önce, gökyüzü, tanrıların ve hayvanların düzensiz bir kalabalığıydı; sonra, bir cetvelle on iki eşit parçaya bölündü. Belki de bu, mitolojiden matematiğe geçişin, bir tabletin üzerinde görülebilen ilk anlarından biri.

Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.

Size soru

Kendi burcunuzun Babil'deki adını öğrenseniz, hangisini tercih ederdiniz: "Ücretli İşçi" mi, "Koç" mu? Zodyakın on ikiye bölünmesini sizce ne belirledi? Yorumlarda yazın.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap