Atrahasis'te Anunnaki nerede geçiyor? İsyan edenler kimdi, yönetenler kimdi?
Atrahasis, antik uzaylı anlatılarının belkemiği sayılır. Tanrılar çalışıyor, yoruluyor, isyan ediyor; insan, onların yükünü taşımak için yaratılıyor. Bu hikâyeyi bir forumda anlatan kişi genellikle şöyle özetliyor: "Anunnaki madenlerde çalıştı, isyan etti, Enki de onların yerine insanı yarattı." Bu cümleyi okuyunca hep aynı şeyi merak ettim: destanın kendisinde isyan eden tanrılara gerçekten Anunnaki mi deniyor?
Kelimenin izini sürünce cevap netleşiyor ve bence pek çok okuru şaşırtacak. Atrahasis'in açılışında Anunnaki, çalışanlar değil; çalıştıranlar. İsyan edenlerin adı başka: İgigi. Şimdi eski Babil versiyonunun üç tabletinde Anunnaki'nin nerelerde belirdiğini sırayla izlemek istiyorum.
Açılış satırları
Destanın ilk satırı ünlü: "Tanrılar insan gibiyken." Ardından durum anlatılıyor. Tanrılar işi yükleniyor, toprağı kazıyor, kanalları açıyor. Ama işin yükü eşit dağılmamış. Metne göre büyük Anunnaki, yani yedi büyük tanrı, işi İgigi'ye yüklüyor.
Bu satırlar, Atrahasis'teki bütün düzenin özeti. Bir yanda yöneten büyük tanrılar, öbür yanda çalışan İgigi. Ardından görev dağılımı geliyor: Anu göğe çıkıyor, Enlil yeryüzünü alıyor, Enki'ye Apsu'nun sürgüleri veriliyor. Anu baba ve kral, Enlil danışman, Ninurta odacı, Ennugi kanal müfettişi olarak sayılıyor.
Yani destanın açılışında Anunnaki, iktidarı paylaşan bir yönetim kurulu gibi. Antik uzaylı anlatılarındaki "işçi Anunnaki" imgesi, bu satırlarla örtüşmüyor.
İgigi'nin isyanı
İgigi, kırk yıl boyunca, belki daha fazla, gece gündüz çalışıyor. Sonunda şikâyet etmeye başlıyorlar. Aralarından biri, çoğu kopyada adı kırık olan bir sözcü, onları Enlil'in evine yürümeye çağırıyor. Aletlerini yakıyor, küreklerini ateşe atıyorlar ve gece yarısı Enlil'in evini kuşatıyorlar.
Enlil'in veziri Nuska efendisini uyandırıyor. Enlil, Anu'yu ve Enki'yi çağırıyor. Büyük tanrılar toplanıyor ve isyancılara bir haberci gönderiyor: bu savaşı kim başlattı? İgigi topluca cevap veriyor: hepimiz.
Bu sahnede büyük tanrılar meclis olarak toplanıyor; bazı kopyalarda ve çevirilerde bu meclisin üyeleri Anunnaki olarak anılıyor. Yani isyanın karşısında duran taraf, yine Anunnaki.
İnsanın yaratılışı
Enki bir çözüm öneriyor: doğum tanrıçası insanı yaratsın, insan tanrıların işini taşısın. İsyanın elebaşı olduğu düşünülen bir tanrı, We-ila ya da bazı okumalarda Geştu-e, öldürülüyor. Onun eti ve kanı kille karıştırılıyor. İgigi, kilin üzerine tükürüyor. Doğum tanrıçası Mami, insanı yaratıyor.
Bu sahnede de Anunnaki'nin kim olduğu sorusu önemli. Tükürük atan İgigi; kararı veren büyük tanrılar. Öldürülen tanrının hangi gruba ait olduğu, metnin kırık yerleri yüzünden kesin değil.
İkinci tablet: sessizlik
Destanın ikinci tableti, insanların çoğalmasını ve gürültüsünü anlatıyor. Enlil, insanların gürültüsünden uyuyamıyor. Önce veba, sonra kuraklık, sonra tuzlanma gönderiyor. Her seferinde Enki, Atrahasis'e bir yol gösteriyor ve insanlık kurtuluyor.
Bu tablette Anunnaki kelimesi geri planda. Asıl aktörler Enlil, Enki ve Atrahasis. Tanrıların kolektif kararları anlatılıyor, ama kelime belirgin değil. Bu sessizlik, bence anlamlı: ikinci tablet, bir tanrı ile bir insan arasındaki gizli ittifakın hikâyesi. Tanrıların kalabalığı geri çekiliyor, iki karakter öne çıkıyor.
Üçüncü tablet: susuz ve aç tanrılar
Üçüncü tablette tufan geliyor. Ve kelime en çarpıcı biçimde burada yeniden ortaya çıkıyor. Tufan sürerken, metne göre Anunnaki, büyük tanrılar, susuzluk ve açlık içinde oturuyor. İnsanlar yok olunca, onlara sunu getirecek kimse kalmamış.
Bu sahne, destanın bütün mantığını tersine çeviriyor. İnsanı yaratan, sonra onu yok etmeye karar veren tanrılar, şimdi onun yokluğunda acı çekiyor. Doğum tanrıçası Nintu ağlıyor; kendi yarattığı çocukların sinekler gibi suya düştüğünü söylüyor. Tufan bittikten sonra Atrahasis kurban sunuyor ve tanrılar, sinekler gibi kurbanın etrafına toplanıyor.
Tanrıların sinek gibi toplanması
Tufandan sonraki kurban sahnesi, kelimenin son kez belirdiği yerlerden biri. Tanrılar kokuyu alıyor ve sununun etrafına sinekler gibi üşüşüyor. Bu benzetme, Gılgamış Destanı'nın on birinci tabletinde de neredeyse aynı biçimde tekrarlanıyor. Açlık çekmiş büyük tanrılar, bir insanın kurbanına muhtaç.
Ardından Enlil, gemiyi ve hayatta kalanları görünce öfkeleniyor; bir insanın nasıl kurtulduğunu soruyor. Enki ise sorumluluğu üstleniyor. Destanın sonunda doğum ve ölüm düzenlenerek, insan sayısını sınırlayan yeni kurallar konuyor: doğurmayan kadınlar, bebek öldüren bir iblis, evlenmeyen rahibeler. Anunnaki'nin meclisi, insanlıkla yeni bir sözleşme yapıyor.
Tanrılar arasındaki ilişki
Kelimenin dağılımı, Atrahasis'teki tanrılar hiyerarşisini açık bir şekilde gösteriyor. Anunnaki üstte; İgigi altta; insan en altta. İsyan, alttakilerin üsttekilere karşı ayaklanması. İnsanın yaratılması, hiyerarşinin bir basamak aşağı genişletilmesi. Tufan ise bu genişlemenin bir krizi.
Enki'nin konumu bu hiyerarşide özel. O, büyük tanrılardan biri; ama hem İgigi'nin hem de insanların yanında duruyor. İsyanı bir şiddetle değil, bir çözümle bitiriyor; tufanda da insanlığı kurtarıyor. Enlil ise düzenin bekçisi; her krizde sert önlemler alan taraf.
İpik-Aya'nın kolofonu ve sonraki kopyalar
Destanın eski Babil versiyonunu bize ulaştıran kâtip İpik-Aya, her tabletin sonuna bir kolofon eklemiş. Bu kolofonlarda tabletin numarası, satır sayısı ve kopyalama tarihi veriliyor. Kâtip, destanın başlığını da ilk satırından alıyor: "Tanrılar insan gibiyken." Bu titizlik, Anunnaki kelimesinin nerelerde geçtiğini izleyebilmemizi sağlayan şey.
Daha sonraki Asur dönemi kopyaları ise bazı noktalarda farklılaşıyor. Ninova'dan gelen parçalarda bazı satırlar yeniden düzenlenmiş, bazı ifadeler değiştirilmiş. Kelimelerin dağılımı da bu kopyalar arasında küçük farklar gösterebiliyor. Bu yüzden "Atrahasis'te Anunnaki şurada geçer" derken hangi kopyadan söz ettiğimizi belirtmek gerekiyor.
Benim burada izlediğim çerçeve, Lambert ve Millard'ın edisyonundaki eski Babil metni. Başka bir edisyona bakan okur, bazı satırlarda farklı okumalarla karşılaşabilir. Bu da antik metinlerle çalışmanın hem zorluğu hem güzelliği: her kopya, kendi küçük farklarıyla bir başka ses.
Akademik okuma
Wilfred Lambert ve Alan Millard, 1969'da Atra-hasis: The Babylonian Story of the Flood adlı edisyonu yayımladı. Bu edisyon, eski Babil dönemine ait İpik-Aya'nın kopyasını ve sonraki versiyonları bir araya getirdi. Akademik çevrelerde destan, bir yaratılış ve tufan anlatısı olduğu kadar, insanın tanrılar karşısındaki konumunu tartışan bir metin olarak da okunuyor.
Anunnaki ile İgigi'nin ayrımı da akademik tartışmanın konusu. Eski Babil döneminde bu iki terimin anlamı tam olarak sabitlenmemişti. Atrahasis'te Anunnaki büyük tanrılar, İgigi ise küçük tanrılar olarak görünüyor; sonraki metinlerde bu ayrım göğün ve yerin tanrıları biçimine kaydı.
Bir ayrıntı daha: destanda İgigi'nin sayısı belirtilmiyor, Anunnaki'nin ise "yedi büyük" olarak anılması, onların küçük ve seçkin bir grup olduğunu gösteriyor. Yönetenlerin azlığı ile çalışanların kalabalığı arasındaki bu karşıtlık, metnin toplumsal tablosunu güçlendiriyor.
Sitchin'in okuması
Sitchin'in anlatısında isyan eden tanrılar, Afrika'daki altın madenlerinde çalışan Anunnaki. Onlar, Enlil'e karşı ayaklanıyor ve Enki, onların yerine ilkel bir işçi, yani insanı, genetik mühendislikle yaratıyor. Bu anlatı, Atrahasis'in genel kurgusunu izliyor; ama kelimelerin dağılımını değiştiriyor.
Destanın kendisinde isyancılar İgigi. Sitchin de İgigi'yi tanıyor; onu Mars'ta ya da yörüngede görevli bir başka grup olarak konumlandırıyor. Ama Atrahasis'in açılışında İgigi, yeryüzünde, kanallarda çalışıyor. Destanın kendi coğrafyası, Mezopotamya'nın kanallarıyla sınırlı.
Forumlarda isyancıların adı
Forumlarda bu ayrım sıklıkla karışıyor. Kimi forum yazarları "Anunnaki isyanı" başlıklı bir konu açmıştı; altına yazanlardan bazıları, destanın metnini alıntılayarak isyan edenlerin İgigi olduğunu gösterdi. Konu sahibi, Sitchin'in kitaplarında bu ayrımın farklı anlatıldığını söyledi.
Türkçe tartışmalarda da "Anunnaki işçi tanrılardı" cümlesi yaygın. Destanın ilk satırlarına dönülünce, bu cümlenin en azından eski Babil versiyonunda tam tersine çevrildiği görülüyor.
SohbeX teorisi
Burada bir spekülasyon paylaşacağım; metinde bunu doğrudan doğrulayan bir ifade yok.
Atrahasis'in Anunnaki-İgigi ayrımı, bence eski Babil toplumunun kendi hiyerarşisinin bir yansıması. Büyük tanrılar, saray ve tapınak yöneticileri gibi; İgigi, kanal kazan angarya işçileri gibi; insanlar ise en alttaki emekçiler. Destan, bu toplumsal düzenin kökenini tanrıların dünyasına yansıtıyor.
Bu okumada İgigi'nin isyanı, angarya işçilerinin şikâyetlerinin bir hatırası olabilir. Eski Babil döneminde kanal kazma işleri, büyük emek gerektiren ve zaman zaman huzursuzluğa yol açan bir yükümlülüktü. Bu bir spekülasyon; destanın yazarının gerçek bir işçi hareketinden etkilenip etkilenmediğini bilmiyoruz.
Size soru
Bir hikâyede kimin isyan ettiğini ve kimin yönettiğini yanlış hatırlamak, hikâyenin anlamını ne kadar değiştirir? Siz Atrahasis'i ilk okuduğunuzda isyancıların adını fark etmiş miydiniz?
Ben tufan sırasında susuz oturan büyük tanrıları düşünüyorum. Yönetenler, yönettikleri yok olunca aç kalıyor. Destanın en keskin dersi belki de bu cümlede saklı. Siz bu dersi bugünün dünyasında nerede görüyorsunuz? Ben en çok, gücün bağımlılığı gizlediği yerlerde görüyorum.
Giriş yap