Giriş yap
🏺 Anunnaki

Asurbanipal kütüphanesi: Ninova'nın kil rafları

Anunnaki üzerine okuduğumuz metinlerin önemli bir bölümünü, tek bir yere borçluyuz: Ninova'daki Asurbanipal kütüphanesine. Gılgamış Destanı'nın en bilinen on iki tabletlik sürümü, Enuma Eliş'in Asur kopyaları, gökyüzü kehanetlerinin dev derlemesi Enuma Anu Enlil, büyü metinleri, sözlükler ve tanrı listeleri, büyük ölçüde bu kütüphanenin kalıntılarından geliyor. Eğer bu kütüphane bulunmasaydı, Mezopotamya tanrıları hakkında bildiklerimiz çok daha dağınık olurdu.

Bu kütüphane, MÖ yedinci yüzyılda, Asur kralı Asurbanipal tarafından toplandı. Bugün kalıntıları, büyük ölçüde Londra'daki British Museum'da saklanıyor. Kütüphanenin hikâyesi, bir kralın bilgi tutkusunu, bir imparatorluğun çöküşünü ve on dokuzuncu yüzyıl kaşiflerinin keşiflerini bir araya getiriyor. Ben bu kütüphaneyi düşündüğümde, kil tabletlerin bir yangında pişerek dayanıklı hale gelmiş olabileceği fikri aklıma takılıyor: yıkım, korumanın bir aracı olmuş olabilir.

Okuma yazma bilen bir kral

Asurbanipal, MÖ 668 civarında tahta çıktı ve yaklaşık kırk yıl hüküm sürdü. Asur İmparatorluğu, onun döneminde en geniş sınırlarına ulaştı; Mısır'dan Elam'a kadar uzanan bir alanı kontrol ediyordu. Ama Asurbanipal, bir savaşçı kral olmanın yanında, kendini bir bilgin olarak da tanıtıyordu.

Asurbanipal, bir yazıtında, gençliğinde yazıcıların sanatını öğrendiğini, "bilge Adapa'nın sanatını" kavradığını, eski tabletleri, hatta Tufan öncesinden kalma taşları okuyabildiğini söylüyor. Adapa, Mezopotamya geleneğinde Enki'nin bilge hizmetkârı ve ilk bilgelerden biri olarak biliniyor. Asurbanipal'in kendini Adapa'yla ilişkilendirmesi, bilgiyi tanrısal bir mirasın devamı olarak gördüğünü gösteriyor.

Asurbanipal'in aslında tahtın ilk varisi olmadığı, bu nedenle gençliğinde rahip ya da yazıcı olarak yetiştirilmiş olabileceği öne sürülüyor. Bu, onun okuma yazma bilgisinin kaynağını açıklayabilir. Mezopotamya kralları arasında okuma yazma bildiğini açıkça ilan eden çok az kral var; Şulgi bunlardan biri, Asurbanipal bir diğeri.

Bir kralın, savaş zaferlerinin yanında tablet okuyabilmesiyle de övünmesi size ne düşündürüyor?

Tabletlerin toplanması

Asurbanipal, kütüphanesini oluşturmak için imparatorluğun dört bir yanından tablet topladı. Ninova'da bulunan bazı mektuplarda, kralın Babil'deki görevlilerine, özellikle Borsippa gibi bilgin kentlerinde, tapınaklardaki ve özel kişilerin evlerindeki tabletleri bulup Ninova'ya göndermelerini emrettiği anlaşılıyor. Bu mektuplardan birinde, kral, belirli türdeki metinlerin, örneğin büyü ve kehanet metinlerinin, hiç kimseye bırakılmadan toplanmasını istiyor.

Tabletlerin bir kısmı, el konularak alındı; bir kısmı ise Ninova'daki yazıcılar tarafından kopyalandı. Kütüphanedeki tabletlerin birçoğunun sonunda, "kolofon" denen kısa notlar bulunuyor. Bu notlarda, tabletin Asurbanipal'e ait olduğu, kralın onu okumak için yazdırdığı yazıyor. Bazı kolofonlarda, tableti çalan ya da adını silen kişiye tanrıların lanet etmesi isteniyor.

Asurbanipal'in Babil'e karşı yürüttüğü savaş, kardeşi Şamaş-şum-ukin'e karşı MÖ 652 ile 648 arasında süren iç savaş, bu toplama sürecini hızlandırmış olabilir. Babil'in yenilgisinden sonra, Babil'in bilgin evlerinden ve tapınaklarından çok sayıda tabletin Ninova'ya getirildiği düşünülüyor.

Kütüphanenin içeriği

Kütüphanenin içeriği son derece geniş. En büyük bölümü, kehanet metinleri oluşturuyor: gökyüzündeki olaylardan, hayvanların iç organlarından, rüyalardan ve olağandışı doğumlardan çıkarılan işaretler. Asur kralları, kararlarını alırken bu işaretlere büyük önem veriyordu. Enuma Anu Enlil adlı gökyüzü kehanetleri derlemesi, yetmişi aşkın tabletten oluşuyordu.

Kütüphanede ayrıca büyü ve arınma metinleri, tıp metinleri, dualar ve ilahiler, sözlükler ve işaret listeleri, tanrı listeleri ve edebi metinler bulunuyordu. Gılgamış Destanı, Enuma Eliş, Atrahasis'in parçaları, İştar'ın Yeraltına İnişi, Erra Destanı ve başka birçok metin bu kütüphanenin kopyalarıyla biliniyor.

Sözlükler ve işaret listeleri özellikle değerli. Asurbanipal'in yazıcıları, Sümerce kelimeleri Akadca karşılıklarıyla birlikte listeleyen iki dilli sözlükler kullanıyordu. Bu sözlükler, on dokuzuncu yüzyılda Sümercenin çözülmesine büyük katkı sağladı. Yani Asurbanipal'in yazıcılarının, kendileri için ölü bir dil olan Sümerceyi öğrenmek için kullandıkları araçlar, binlerce yıl sonra bizim de aynı dili öğrenmemize yardımcı oldu.

Tanrılar arasındaki ilişki: Nabu ve bilgi

Asurbanipal'in kütüphanesi, yazının ve bilginin tanrısı Nabu ile yakından ilişkiliydi. Nabu, Marduk'un oğlu olarak kabul ediliyordu ve Borsippa'daki Ezida tapınağı onun başlıca kült merkeziydi. Asur'da da Nabu'ya büyük önem veriliyordu; Ninova'da onun için bir tapınak vardı. Kolofonlarda sıkça Nabu ve eşi Taşmetu'nun adı geçiyor; kral, bilgeliği bu tanrılardan aldığını söylüyor.

Nabu'nun yükselişi, Mezopotamya tanrılar dünyasındaki değişimi yansıtıyor. Daha eski dönemlerde, yazı ve bilgi daha çok tanrıça Nisaba ile ve bilgelik Enki ile ilişkilendiriliyordu. Birinci binyılda ise Nabu, yazıcıların baş tanrısı haline geldi. Yani bilgi, bir tanrıçadan, Enki'nin bilge geleneğinden geçerek, Marduk'un oğluna devredildi.

Bu devir, kütüphanenin içeriğinde de görülüyor. Eski Sümer metinleri, Enki'nin ve Nisaba'nın adını taşıyor; Asurbanipal'in kolofonları ise Nabu'ya dua ediyor. Aynı rafta, aynı bilginin farklı tanrısal sahipleri yan yana duruyor.

Ninova'nın düşüşü ve keşif

MÖ 612'de, Babilliler ve Medler, Ninova'yı kuşatıp ele geçirdi. Kent yakılıp yıkıldı. Kütüphanenin bulunduğu saraylar da bu yıkımdan payını aldı. Kil tabletlerin yangınla daha dayanıklı hale geldiği sıkça söyleniyor; ama araştırmacılar, tabletlerin çoğunun zaten kurutulmuş kil olduğunu ve yangının etkisinin her tablette aynı olmadığını vurguluyor.

Kütüphanenin kalıntıları, on dokuzuncu yüzyılın ortalarında, Ninova'nın Kuyuncuk höyüğündeki kazılarda bulundu. Austen Henry Layard, 1840'ların sonlarında Sanherib'in "Güney-Batı Sarayı"nda çok sayıda tablet buldu. 1853'te, Layard'ın yardımcısı Hormuzd Rassam, Asurbanipal'in "Kuzey Sarayı"nı keşfetti ve burada da çok sayıda tablet ortaya çıkardı. Bu tabletler, British Museum'a gönderildi.

Tabletler, kazılar sırasında karıştırıldı ve hangi tabletin hangi saraydan geldiği çoğu zaman kaydedilmedi. Bugün British Museum'da, Kuyuncuk koleksiyonu olarak bilinen yaklaşık otuz bin tablet ve tablet parçası bulunuyor. Bunların ne kadarının doğrudan Asurbanipal'in kütüphanesine ait olduğu tartışmalı.

Akademik okuma

Akademik çevrelerde Asurbanipal kütüphanesi, eski dünyanın bilinen en büyük ve en sistematik kütüphanelerinden biri olarak görülüyor. Araştırmacılar, kütüphanenin, bir kralın kişisel merakından çok, devletin kehanet ve büyü bilgisine duyduğu ihtiyacın bir ürünü olduğunu vurguluyor. Kral, tanrıların isteğini doğru okuyabilmek için mümkün olan tüm bilgiyi bir araya getirmek istiyordu.

British Museum ve Musul Üniversitesi, "Asurbanipal Kütüphanesi Projesi" adıyla, bu tabletlerin kataloglanması ve dijitalleştirilmesi için ortak bir çalışma yürüttü. Bu çalışmalar, parçaların birleştirilmesiyle yeni metinlerin ortaya çıkmasını sağlıyor.

Bu birleştirme çalışmasının en ünlü örneği, George Smith'in 1872'de Kuyuncuk parçaları arasında Tufan anlatısını tanıması. O günden bu yana, parçalar arasında yapılan her yeni eşleştirme, eski bir metne birkaç satır daha ekliyor. Gılgamış Destanı'nın bazı boşlukları, bu tür eşleştirmeler ve başka kentlerden gelen kopyalarla zaman içinde dolduruldu.

Bana göre bu kütüphanenin en etkileyici yanı, hâlâ tamamlanmamış olması. Ninova'nın rafları devrildi, ama okuma işi on dokuzuncu yüzyıldan beri kesintisiz sürüyor. Asurbanipal'in yazıcılarının bıraktığı yerden, bugün Londra'daki ve Musul'daki araştırmacılar devam ediyor.

Sitchin'in okuması

Sitchin, Asurbanipal'in "Tufan öncesinden kalma taşları okuyabildiğini" söyleyen yazıtını sıkça kullandı. Ona göre bu, Anunnaki'nin Tufan'dan önce insanlara verdiği bilginin kayıtlarının Asurbanipal döneminde hâlâ var olduğunu gösteriyordu.

Ancak akademik okumada bu ifade, kralın çok eski metinleri, özellikle Sümerce yazılmış metinleri okuyabildiğini vurgulayan bir övgü olarak görülüyor. Mezopotamya geleneğinde Tufan, tarihin bir dönüm noktası olarak kabul ediliyordu ve "Tufan öncesi" ifadesi, en eski zamanları anlatmak için kullanılıyordu.

Forumlarda

Forumlarda Asurbanipal kütüphanesi, genellikle İskenderiye Kütüphanesi ile karşılaştırılıyor. Bazı kullanıcılar, kil tabletlerin papirüse göre daha dayanıklı olduğunu ve bu yüzden Ninova'nın, İskenderiye'nin aksine günümüze ulaştığını vurguluyor.

Diğer başlıklarda ise Kuyuncuk tabletlerinin henüz tamamının okunmadığı ve bu tabletlerde hâlâ yeni bilgiler bulunabileceği tartışılıyor. Bazı kullanıcılar, bu okunmamış tabletlerde Anunnaki hakkında gizli bilgiler olduğunu öne sürüyor; ama bu iddia, okunan tabletlerin içeriğine dayanmıyor.

Bir başka tartışma konusu da kütüphanenin tek bir oda mı, yoksa sarayların farklı bölümlerine dağılmış birkaç koleksiyon mu olduğu. Bugünkü görüş, ikincisine daha yakın.

SohbeX teorisi

Spekülasyon olarak okuyun. Bana öyle geliyor ki Asurbanipal'in kütüphanesi, tanrılarla konuşma çabasının bir arşiviydi. Kehanet metinleri, tanrıların gökyüzüne ve hayvanların içine yazdığı mesajları okumanın kılavuzlarıydı. Kral, tanrıların dilini bilmeden onların isteğini yerine getiremeyeceğine inanıyordu; bu yüzden tüm sözlükleri, tüm kehanet listelerini, tüm duaları topladı.

Belki de en ironik nokta, bu kadar özenle toplanan kehanet bilgisinin, Ninova'nın düşüşünü önleyememesi. Tanrıların dilini en iyi bilen kralın kenti, onun ölümünden kısa süre sonra yıkıldı.

Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.

Size soru

Asurbanipal kütüphanesini daha önce duymuş muydunuz? Bir kralın tüm bilgiyi bir yerde toplama tutkusu size nasıl geliyor? Sizce bir kütüphanenin yıkımı, onu korumanın bir yolu olabilir mi? Yorumlarda yazın.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap