Asur saray astrologlarının mektupları
"Krala, efendime, kulunuz Balasi'den: Kralın, efendimin sağlığı iyi olsun. Nabu ve Marduk, krala, efendime, mutluluk versin." Bu satırlar, MÖ yedinci yüzyılda, Asur kralı Esarhaddon'a yazılmış bir mektubun başlangıcı. Mektubun yazarı Balasi, saray astrologlarından biri. Mektubun devamında, gökyüzünde gördüğü bir işareti, kralına açıklıyor.
Bu tür mektuplar, Ninova'daki saray arşivinde, yüzlerce örnekle korunuyor. Esarhaddon ve oğlu Asurbanipal'e, astrologlar, kâhinler, büyücüler ve hekimler tarafından yazılmış. Mektuplar, bir kralın, gökyüzündeki işaretlerle nasıl yaşadığını, korkularını, sağlık sorunlarını, gündelik endişelerini gösteriyor. Bir kralın, danışmanlarıyla yazışmalarını okumak, size, o kralı daha mı insani gösterir?
Parpola'nın yayını
Bu mektupların büyük bir kısmı, Simo Parpola tarafından yayımlandı. Parpola, 1970 ve 1983 yıllarında, "Letters from Assyrian Scholars to the Kings Esarhaddon and Assurbanipal" adlı iki ciltlik eseri yayımladı. Daha sonra, 1993'te, "State Archives of Assyria" dizisinin onuncu cildi olarak, "Letters from Assyrian and Babylonian Scholars" adıyla, mektupların yeni bir baskısını hazırladı.
State Archives of Assyria dizisi, Helsinki Üniversitesi'nde yürütülen bir proje. Proje, Asur imparatorluğunun devlet arşivlerini, sistematik olarak yayımlamayı amaçlıyor. Mektupların yanı sıra, antlaşmalar, yönetim belgeleri, astrolog raporları ve kehanet metinleri de bu dizide yer alıyor. Hermann Hunger'ın 1992'de yayımladığı "Astrological Reports to Assyrian Kings", bu dizinin sekizinci cildi.
Esarhaddon'un korkuları
Esarhaddon, mektuplarda, kaygılı bir kral olarak beliriyor. Sık sık hastalanıyordu; mektuplarda, onun ateşi, göz ağrıları, iştahsızlığı ve depresyonu konuşuluyor. Bazı araştırmacılar, Esarhaddon'un kronik bir hastalıktan, belki de bir otoimmün rahatsızlıktan, muzdarip olduğunu öne sürdü.
Bu kaygılı kral, gökyüzündeki işaretlere büyük önem veriyordu. Bir ay tutulması, bir gezegenin beklenmedik konumu, bir depremin haberi, Esarhaddon'u derinden etkiliyordu. Astrologlar, bu işaretleri yorumlayarak, onu rahatlatmaya ya da gerekli önlemleri almaya yönlendiriyordu.
Bir mektupta, astrolog, krala, kötü bir işaretin, aslında Asur için değil, başka bir ülke için geçerli olduğunu açıklıyor. Bir başka mektupta, kralın, belirli bir gün dışarı çıkmaması, belirli yiyecekleri yememesi tavsiye ediliyor.
Yedek kral ritüeli
Mektupların en çarpıcı konularından biri, yedek kral ritüeli. Esarhaddon'un hükümdarlığı sırasında, bu ritüel, birkaç kez uygulandı. Bir ay tutulması, kralın ölümünü haber verdiğinde, bir yedek kral, tahta oturtuluyordu. Gerçek kral, bu süre boyunca, saklanıyor; mektuplarda "çiftçi" olarak anılıyordu.
Mektuplarda, bu ritüelin ayrıntıları konuşuluyor. Bir mektupta, Babil'deki bir yetkili, yedek kral olarak seçilen kişinin, Damqi adlı bir adam olduğunu ve onun, bir kraliçe ile birlikte, tahta oturtulduğunu yazıyor. Ritüel tamamlandıktan sonra, yedek kral ve kraliçe, öldürülüyor; gerçek kral, tahtına geri dönüyordu.
Bu ritüel, kehanetin kesin bir yazgı olmadığını, ama bir uyarı olduğunu gösteriyor. Kehanet, yedek kral üzerinde gerçekleşirse, gerçek kral kurtulmuş oluyordu.
Astrologların rekabeti
Mektuplar, saray astrologları arasındaki rekabeti de ortaya koyuyor. Bazı astrologlar, diğerlerinin yanlış yorum yaptığını, krala şikâyet ediyor. Örneğin, bir mektupta, astrolog, başka bir astrologun, bir işareti yanlış okuduğunu ve kralı boşuna korkuttuğunu yazıyor.
Bu rekabet, saray astrologlarının, kralın güvenini kazanmak için birbiriyle yarıştığını gösteriyor. Doğru yorum yapan astrolog, ödüllendiriliyor; yanlış yorum yapan, gözden düşüyordu. Bazı mektuplarda, astrologlar, krala, kendi sadakatlerini hatırlatıyor ve maaşlarının ödenmediğinden şikâyet ediyor.
Bir başka mektupta, Urad-Gula adlı bir kâtip, krala, yıllarca hizmet ettiğini ama hak ettiği karşılığı alamadığını, artık bir eşek bile alamayacak kadar yoksul olduğunu anlatıyor. Bu mektup, saray uzmanlarının, gösterişli bir yaşam sürmediğini, bazen geçim sıkıntısı çektiğini gösteriyor.
Tanrılar arasındaki ilişki
Mektuplarda, Nabu ve Marduk, en sık anılan tanrılar. Mektupların başındaki selamlama formülünde, bu iki tanrı, kralı korumaya çağrılıyor. Nabu, yazı ve bilgelik tanrısı olarak, astrologların koruyucusuydu; Marduk ise, Babil'in baş tanrısı.
Asur'da, ulusal tanrı Aşşur'du. Ama astrologların mektuplarında, Aşşur'dan çok, Nabu ve Marduk anılıyor. Bu, Asur sarayındaki bilgi geleneğinin, büyük ölçüde Babil'den geldiğini gösteriyor. Saray astrologlarının bir kısmı, Babilliydi; ötekiler de, Babil geleneğinde eğitim görmüştü.
Bu durum, Asur ile Babil arasındaki karmaşık ilişkiyi yansıtıyor. Siyasi olarak, Asur, Babil'i yönetiyordu; ama kültürel olarak, Babil, Asur'u etkiliyordu. Esarhaddon, babası Sanherib'in yıktığı Babil'i yeniden inşa ettirdi ve Marduk'un heykelini Babil'e geri göndermeyi planladı.
Adad-şumu-usur ve Asurbanipal
Mektupların yazarları arasında, en tanınmışlardan biri, Adad-şumu-usur adlı bir büyücü ve hekim. Adad-şumu-usur, hem Esarhaddon'a hem de oğlu Asurbanipal'e hizmet etti. Mektuplarında, kralın sağlığıyla ilgili tavsiyeler veriyor, ritüellerin zamanlamasını belirliyor.
Bir mektubunda, Adad-şumu-usur, Asurbanipal'in tahta çıkışını, coşkulu bir dille kutluyor. Mektuba göre, yeni kralın döneminde, yaşlılar dans ediyor, gençler şarkı söylüyor, kadınlar doğum yapıyor, hasta olanlar iyileşiyor; ülkede bolluk ve huzur var. Bu mektup, bir tür övgü şiiri gibi okunuyor; ama aynı zamanda, yazarın, yeni krala kendini sevdirme çabasını da gösteriyor.
Aynı mektubun sonunda, Adad-şumu-usur, kendi oğlunun saray hizmetinden uzak tutulduğundan yakınıyor ve krala, oğlunu yanına almasını rica ediyor. Övgü ve rica, aynı mektupta, yan yana duruyor.
Bu ayrıntı, mektupların, saray uzmanlarının kişisel çıkarlarını da içerdiğini gösteriyor. Bir mektup, yalnızca bir rapor değil, aynı zamanda bir pazarlıktı.
Akademik okuma
Akademisyenler, bu mektupları, Asur sarayının iç yaşamını anlamak için eşsiz bir kaynak olarak görüyor. Parpola, mektupların, kehanet ve astrolojinin, Asur'da, devlet yönetiminin bir parçası olduğunu gösterdiğini vurguladı.
Martti Nissinen, Asur'daki kehanet geleneklerini inceleyen çalışmalarında, astroloji, karaciğer falı ve peygamberlik gibi farklı kehanet türlerinin, sarayda nasıl birlikte kullanıldığını gösterdi. Kral, önemli bir karar vermeden önce, birden fazla kehanet yöntemine başvuruyordu.
Ulla Koch, Babil kehanet bilgisini inceleyen çalışmalarında, bu mektupların, kehanet uzmanlarının, metinleri nasıl kullandığını ve yorumladığını gösterdiğini belirtti.
Sitchin'in okuması
Sitchin, Asur astrologlarının bilgisini, Anunnaki'den gelen eski bir bilginin kalıntısı olarak gördü. Ona göre, astrologların gökyüzünde aradığı işaretler, aslında Nibiru'nun ve Anunnaki'nin hareketleriyle ilgiliydi.
Mektuplarda ise, astrologların, gökyüzünde neyi aradığı açıkça görülüyor: ayın, güneşin, beş gezegenin ve belirli yıldızların konumları. Mektuplarda, Nibiru'ya ya da Anunnaki'nin gökten inişine dair bir kayıt yok.
Forumlarda
Forumlarda, Asur saray astrologlarının mektupları, çok az biliniyor. Kullanıcılar, astrolojinin Babil kökenini tartışırken, genellikle Enuma Anu Enlil'e ya da zodyağa değiniyor; ama astrologların krala yazdığı kişisel mektuplardan pek haberdar değil.
Bu mektupları okuyan kullanıcılar, genellikle, onların insani yönünden etkileniyor. Hasta bir kral, kaygılı astrologlar, maaş şikâyetleri, rekabetler: bu ayrıntılar, Asur sarayını, bir soyut güç merkezinden, insanların yaşadığı bir yere dönüştürüyor.
Yedek kral ritüeli ise, forumlarda, en çok tartışılan konu. Kullanıcılar, bir insanın, bir kehanet uğruna öldürülmesini, korkunç buluyor. Bazıları, bu ritüeli, Anunnaki'nin insanları kurban etme geleneğiyle ilişkilendiriyor; başkaları, bunun, tamamen insani bir korku ve inanç sisteminin ürünü olduğunu düşünüyor.
Mektupların dili
Mektuplar, Neo-Asurca adı verilen, Akadcanın bir lehçesiyle yazılmış. Ama Babilli astrologların mektupları, Neo-Babilce yazılmış. Bu lehçe farkları, mektupların yazarlarının kökenini belirlemeye yardım ediyor.
Mektupların üslubu, saygılı ama zaman zaman samimi. Astrologlar, krala, "efendim" diye hitap ediyor; ama bazen, ona öğüt veriyor, hatta onu eleştiriyor. Bir mektupta, astrolog, kralın, tavsiyelere uymadığını ve bunun sonuçlarından endişe ettiğini yazıyor.
Bu üslup, Asur sarayında, kral ile uzmanları arasında, karmaşık bir ilişki olduğunu gösteriyor. Kral, mutlak bir hükümdardı; ama uzmanlarına bağımlıydı. Uzmanlar ise, kralın gücünden korkuyordu; ama onun bilgisizliğinden de yararlanıyordu.
Mektupların sonu
Asurbanipal'in ölümünden sonra, mektup arşivi, sessizleşiyor. MÖ 612'de, Ninova, Babilliler ve Medler tarafından yıkıldı. Saray yandı; tabletler, yangının sıcağıyla pişti ve bu sayede, binlerce yıl korundu.
Bu yangın, ironik bir şekilde, mektupların bugüne ulaşmasını sağladı. Kil tabletler, normalde, zamanla dağılıyor; ama pişmiş tabletler, çok daha dayanıklı.
Kurtuluşun bedeli ise ağırdı: yangın, kenti yok etti, ama kâtiplerin sesini, kilin içinde sakladı. Bugün bu sesleri okuyabiliyorsak, bunu, bir yıkıma borçluyuz.
SohbeX teorisi
Spekülasyon olarak okuyun. Bence Asur saray astrologlarının mektupları, bilginin, güçle nasıl iç içe geçtiğini gösteriyor. Astrolog, gökyüzünü okuyordu; ama aynı zamanda, kralı da okuyordu. Kralın korkularını biliyor, ona göre konuşuyor, kendi yerini koruyordu. Belki de her danışman, bir yandan konusunu, bir yandan da dinleyicisini yorumlar.
Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.
Size soru
Bir kralın, bir ay tutulması yüzünden tahtından çekilmesi sizce akıllıca mı, yoksa korkunun bir sonucu mu? Danışmanlarına bu kadar bağımlı bir yöneticiye güvenir miydiniz? Yorumlarda yazın.
Giriş yap