Aşşurbanipal Kütüphanesi'nde Anunnaki nerede geçiyor? Ninova raflarında altı yüz tanrı
Aşşurbanipal Kütüphanesi, bu dizinin belki de en kalabalık durağı. Burada tek bir metin yok; Ninova'daki saray odalarından çıkan on binlerce tablet parçası var. British Museum, koleksiyondaki parça sayısını otuz binin üzerinde veriyor. Bu sitede kütüphanenin nasıl keşfedildiğini daha önce anlattık. Bugün bambaşka bir şeye bakmak istiyorum: bu devasa arşivde Anunnaki, Akadca biçimiyle Anunnaku, hangi raflarda, hangi metinlerde karşımıza çıkıyor?
Kütüphanenin içeriğini bir okur olarak gezmeye çalıştığımda, Anunnaki'nin aslında bir rafa değil, birçok rafa dağıldığını gördüm. Destanlarda, büyü metinlerinde, ilahilerde, hatta tanrı listelerinde. Bu yüzden bu yazıyı bir müze gezisi gibi kurmak istiyorum: bir raftan ötekine yürüyerek.
Bir kralın tutkusu
Aşşurbanipal, MÖ yedinci yüzyılda Asur İmparatorluğu'nu yöneten bir kral. Kendi yazıtlarında okuma yazma bildiğini, hatta tufandan önceki taşları okuyabildiğini söylüyor. Bu iddia abartılı olabilir, ama kralın metinlere olan ilgisi gerçek. Babil'deki Borsippa kentine gönderdiği bir mektupta, oradaki yazıcılardan ellerindeki tabletleri kopyalayıp Ninova'ya göndermelerini istiyor. Bu mektup, sonraki dönemlerden kalan bir kopyada korunuyor.
Bu tutku, Ninova'da Mezopotamya'nın yazılı mirasının büyük bir derlemesini yarattı. Kütüphane, büyü ve fal metinleri ağırlıklı olsa da, edebi ve dini metinlerin de en önemli kaynaklarından biri haline geldi. Bugün okuduğumuz Gılgamış Destanı'nın Standart Babil sürümü ve Enuma Eliş'in en eksiksiz nüshaları büyük ölçüde bu raflardan geliyor.
Kazının iki aşaması
Kütüphanenin keşfi, 1840'ların sonlarında başladı. Austen Henry Layard, Ninova'daki Güneybatı Sarayı'nda büyük miktarda tablet buldu. Birkaç yıl sonra, 1853'te, onun yardımcısı Hormuzd Rassam Kuzey Saray'da başka bir tablet yığınına ulaştı. Bu iki buluntu grubu, bugün "Aşşurbanipal Kütüphanesi" adıyla anılan koleksiyonun çekirdeğini oluşturuyor.
1872'de British Museum'da çalışan George Smith, bu tabletler arasında bir tufan anlatısı tanıdı. Bu, Gılgamış Destanı'nın on birinci tabletiydi. Smith'in keşfi büyük bir heyecan yarattı, çünkü İncil'deki tufan öyküsüyle güçlü benzerlikler taşıyordu. Bu an, Mezopotamya mitolojisinin kamuoyunun gündemine girdiği an olarak da görülebilir.
Birinci raf: Enuma Eliş
Kütüphanenin en çarpıcı Anunnaki pasajları, Babil yaratılış destanı Enuma Eliş'te. Destanın altıncı tabletinde Marduk, tanrıları gökyüzü ve yeryüzü arasında bölüştürüyor. Metne göre Anunnaki'nin toplamı altı yüz; Marduk bunların üç yüzünü göğe, üç yüzünü yere yerleştiriyor. Bu bölümde Anunnaki, Marduk'un kozmik düzenini kuran bir yönetici kitle olarak görünüyor.
Aynı tablette Anunnaki, Marduk'a minnettarlıklarını göstermek için ona bir tapınak inşa ediyor: Babil'deki Esagila. Bir yıl boyunca tuğla döküyorlar, ikinci yılda tapınağın başını yükseltiyorlar. Bu sahne, tanrıların da çalışabildiğini, ama bu kez kendi efendileri için gönüllü olarak çalıştığını gösteriyor.
Bu satırları okurken Atrahasis'teki isyan sahnesini hatırlıyorum. Orada tanrılar ağır işten şikâyet ediyor; burada ise bir tapınak için seve seve çalışıyor. Siz bu iki sahne arasındaki farkı nasıl açıklarsınız?
İkinci raf: Gılgamış
Gılgamış Destanı'nın Ninova nüshasında Anunnaki, özellikle tufan anlatısında öne çıkıyor. Tufan başladığında Anunnaki meşaleleri kaldırıyor ve ülkeyi onların parıltısıyla aydınlatıyor. Bu imge, fırtınanın şimşekleri ile tanrıların meşaleleri arasında bir bağ kuruyor.
Daha sonra yeraltının tanrıları olarak Anunnaki'nin anıldığı yerler de var. Ninova nüshasında Anunnaki, bazen göksel tanrılar, bazen yeraltı yargıçları olarak görünüyor. Bu çift kimlik, terimin Babil ve Asur dönemlerinde nasıl değiştiğini gösteren bir işaret.
Üçüncü raf: büyü ve yeraltı
Kütüphanenin büyük kısmını büyü metinleri ve fal raporları oluşturuyor. Bu metinlerde Anunnaki çoğunlukla yeraltı dünyasıyla ilişkilendiriliyor. Ölülerin ruhlarıyla ilgili büyülerde, yeraltının büyük tanrıları olarak Anunnaki'ye başvuruluyor. Bu kullanım, Sümerce dönemdeki "büyük tanrılar topluluğu" anlamından belirgin şekilde farklı.
Bu değişimi gözlemlemek bana bir kelimenin yaşlanmasını izlemek gibi geliyor. Bin yıl içinde, gökte oturan bir meclisin adı, ölülerin yargıçlarının adına dönüşüyor.
Dördüncü raf: tanrı listeleri
Kütüphanede tanrıların adlarını sistemli olarak sıralayan listeler de var. Bunların en ünlüsü, akademisyenlerin ilk satırından yola çıkarak An = Anum dediği büyük liste. Bu listede yaklaşık iki bin tanrı adı, Sümerce ve Akadca karşılıklarıyla, aileler ve maiyetler halinde düzenlenmiş. Liste, An ile başlıyor ve tanrıları, eşlerini, çocuklarını, hizmetkârlarını tek tek sayıyor.
Bu tür listeleri okurken, Anunnaki kavramının neden bu kadar esnek olduğunu daha iyi anlıyorum. Bu kadar kalabalık bir tanrılar dünyasında, "büyük tanrılar" ya da "yeraltı tanrıları" gibi toplu adlar zorunlu hale geliyor. Kimse iki bin adı her seferinde sayamaz. Anunnaki, bu kalabalığın bir bölümünü tek kelimeyle anmanın yolu.
Liste aynı zamanda bir hiyerarşi kuruyor. Bir tanrının listedeki yeri, onun önemini ve kimle akraba olduğunu gösteriyor. Bir yazıcı için bu liste, panteonun haritasıydı. Ben bu haritayı ilk gördüğümde, bir ülkenin bütün devlet memurlarının unvanlarını sıralayan bir rehber kitap gibi bulmuştum. Siz böyle bir listeyi ezberlemek zorunda kalsaydınız, hangi tanrıdan başlardınız? Ben herhalde Nisaba'dan başlardım; yazıcıların tanrıçası olarak bana yardım edeceğini umardım.
Tanrılar arasındaki ilişki
Kütüphane metinlerinde Anunnaki ile İgigi arasındaki ilişki sık sık karşımıza çıkıyor. Bazı metinlerde İgigi göğün tanrıları, Anunnaki yerin ve yeraltının tanrıları. Bazılarında ise bu ayrım bulanık. Enuma Eliş'te Marduk, iki grubun da efendisi. Bu yapı, Babil teolojisinin Marduk'u bütün tanrıların üzerine yerleştirme çabasını yansıtıyor.
Asur bağlamında ise Marduk'un yerini sık sık Aşşur alıyor. Bazı Asur nüshalarında Enuma Eliş'in kahramanı olarak Aşşur'un adı yazılmış. Tanrılar arasındaki ilişki, hangi kentin hangi tanrıyı öne çıkardığına göre yeniden yazılabiliyordu.
Kütüphanenin son günleri de bu ilişkiye dair bir şey söylüyor. MÖ 612'de Ninova, Babil ve Med kuvvetlerinin saldırısıyla yıkıldı. Saray yanarken kil tabletlerin bir kısmı fırınlanmış gibi sertleşti ve bu yüzden bugüne ulaştı. Tanrıların sözlerini taşıyan raflar, kentin yangınında korunmuş oldu.
Akademik okuma
Akademisyenler, Aşşurbanipal Kütüphanesi'ni bir dinî ve bilimsel bilgi merkezi olarak görüyor. Kralın derlediği metinlerin çoğu, devletin ve kralın geleceğini öngörmeye yönelik fal ve büyü metinleri. Wilfred Lambert'in Enuma Eliş üzerine 2013'te yayımladığı kapsamlı edisyon, kütüphane nüshalarını diğer kaynaklarla karşılaştırarak destanın metnini kuruyor.
Akademik okumada Anunnaki, bu dönemde artık esnek bir terim. Bir metinde altı yüz kişilik bir kozmik kitle, ötekinde yeraltının yargıçları. Sayıların ve rollerin değişkenliği, terimin bir ırk ya da sabit bir topluluk değil, değişen bir teolojik kategori olduğunu gösteriyor.
Sitchin'in okuması
Sitchin, Enuma Eliş'teki altı yüz Anunnaki'yi, Dünya'ya gelen uzaylı nüfusunun doğrudan bir sayımı olarak yorumladı. Ona göre üç yüzü yörüngede, üç yüzü yeryüzünde görev yapıyordu. İgigi ise yörüngedeki gözlemciler. Bu okuma, metindeki gök ile yer ayrımını, bir uzay istasyonu ile bir yer üssü ayrımına çeviriyor.
Bu yorum, metnin kozmolojik bölüşümünü teknik bir organizasyon şemasına dönüştürüyor. Ama aynı kütüphanedeki büyü metinlerinde Anunnaki'nin yeraltı yargıçları olarak geçmesini açıklamakta zorlanıyor. Bir kütüphane içinde bile terimin bu kadar farklı kullanılması, tek bir teknik anlamı zorlaştırıyor.
Forumlarda
Forumlarda Aşşurbanipal Kütüphanesi, genellikle "Sümer'in kayıp bilgisi" anlatısının merkezinde. Bazı paylaşımlar, kütüphanenin henüz çevrilmemiş tabletlerinde Anunnaki hakkında gizli bilgiler olduğunu iddia ediyor. British Museum'un çevrimiçi koleksiyonunda binlerce tabletin fotoğrafı ve kaydı açık erişimde olduğu halde, bu iddialar dolaşmaya devam ediyor.
Daha ciddi forum tartışmalarında ise kullanıcılar, Enuma Eliş'in farklı çevirilerini karşılaştırıyor ve altı yüz sayısının nüshalarda nasıl geçtiğini inceliyor. Bu tür başlıklar, bir metni birden fazla kaynaktan okumanın değerini gösteriyor.
SohbeX teorisi
Spekülasyon olarak okuyun. Bana öyle geliyor ki Aşşurbanipal'in derlediği metinler, Anunnaki kavramını Babil ve Asur dünyasında bir tür ansiklopedik kategoriye dönüştürdü. Kral, farklı kentlerden, farklı dönemlerden gelen metinleri aynı raflara koyduğunda, Anunnaki'nin birbirine benzemeyen anlamlarını da yan yana koymuş oldu. Belki de bugün yaşadığımız kavram karmaşasının bir kökü, bu büyük derleme çalışmasında.
Bu tahminin bir kanıtı yok; yalnızca büyük derlemelerin kavramları hem koruduğunu hem de karıştırdığını düşündüren bir sezgi.
Size soru
Bir kralın kendi kütüphanesini kurmak için başka kentlerden tablet toplatması size neyi düşündürüyor? Anunnaki'nin bir metinde gök meclisi, ötekinde yeraltı yargıcı olması sizce bir çelişki mi? British Museum'da bu tabletleri gördüyseniz izlenimlerinizi paylaşır mısınız? Yorumlarda buluşalım.
Ben Ninova'yı düşündüğümde, raflar arasında dolaşan bir yazıcı görüyorum. Bir elinde Enuma Eliş, öbür elinde bir büyü metni. İkisinde de aynı kelime, ama iki farklı dünya. Anunnaki, belki de en çok bu iki el arasında yaşıyor.
Giriş yap