Giriş yap
🏺 Anunnaki

Anunnaki ve masaüstü oyunları, rol yapma oyunları

Masaüstü oyunları ile Mezopotamya arasındaki ilişki, sanıldığından çok daha eski. Bilinen en eski masa oyunlarından biri, Mezopotamya'dan geliyor: Ur Kraliyet Oyunu. Leonard Woolley, 1920'lerde, Ur Kraliyet Mezarlığı'nda, bu oyunun, kakma işlemeli tahtalarını buldu. Yani, bugün bir masada zar atarken, bir anlamda, Sümerlerin, dört bin beş yüz yıl önce başlattığı bir geleneği sürdürüyoruz.

Ama bu sayfada, yalnızca bu kadim oyuna değil, modern rol yapma oyunlarında ve masaüstü oyunlarında, Mezopotamya tanrılarının ve Anunnaki'nin nasıl kullanıldığına da bakmak istiyorum. Masada, zarlar ve kartlarla, tanrılar nasıl yeniden doğuyor? Siz hiç, Mezopotamya temalı bir masaüstü oyunu oynadınız mı?

Ur Kraliyet Oyunu

Ur Kraliyet Oyunu, yirmi kareli bir tahta üzerinde oynanan, iki kişilik bir yarış oyunu. Woolley'nin bulduğu tahtalar, MÖ 2600-2400 civarına tarihleniyor; bir örneği, British Museum'da sergileniyor. Oyun, Mezopotamya'da, yaklaşık üç bin yıl boyunca, farklı biçimlerde oynandı; benzer tahtalar, Mısır'dan Hindistan'a kadar geniş bir alanda bulundu.

Oyunun kuralları, uzun süre bilinmiyordu. British Museum'un uzmanı Irving Finkel, 1980'lerde, MÖ 177 tarihli bir Babil tabletini inceledi. Bu tablet, Itti-Marduk-balatu adlı bir kâtip tarafından yazılmıştı ve bir oyunun kurallarını anlatıyordu. Finkel, bu tabletten yola çıkarak, Ur Oyunu'nun kurallarını, büyük ölçüde, yeniden kurdu. Bu yeniden kurulum, kesin değil; ama bugün en çok kabul gören versiyon.

Finkel, 2017'de, British Museum'un YouTube kanalında, popüler bir YouTuber olan Tom Scott'la, bu oyunu oynadı. Video, milyonlarca kez izlendi ve oyunu, yeni bir kuşağa tanıttı. Bu, kadim bir oyunun, modern bir medya aracılığıyla, nasıl yeniden yaşatılabildiğinin güzel bir örneği.

Dungeons & Dragons ve Tiamat

Rol yapma oyunlarının en ünlüsü, Dungeons & Dragons, Mezopotamya'dan, önemli bir figür ödünç aldı: Tiamat. D&D'de, Tiamat, beş başlı bir ejderha tanrıça; kötü ejderhaların kraliçesi. Her başı, farklı renkte ve farklı bir nefes silahına sahip.

Bu Tiamat, Enuma Eliş'teki Tiamat'tan çok farklı. Enuma Eliş'te, Tiamat, ilksel tuzlu su okyanusu; tanrıların annesi. Marduk, onu yenip, bedenini ikiye bölerek, gökyüzünü ve yeryüzünü yaratıyor. Tiamat, metinde, canavarlar yaratıyor; ama kendisi, beş başlı bir ejderha olarak tasvir edilmiyor. Hatta, metinde, Tiamat'ın fiziksel görünüşü, açıkça tarif edilmiyor.

D&D'nin 1980'de yayımladığı "Deities & Demigods" adlı kaynak kitap, farklı mitolojilerin tanrılarını, oyun kurallarına uyarladı. Bu kitapta, Babil ve Sümer mitolojilerine ayrılmış bölümler de vardı. Marduk, İştar, Enlil ve diğer tanrılar, oyun istatistikleriyle birlikte sunuldu.

Call of Cthulhu ve Kadim Olanlar

Chaosium'un 1981'de yayımladığı "Call of Cthulhu" rol yapma oyunu, H. P. Lovecraft'ın kurgu evrenine dayanıyor. Bu evrende, insanlıktan önce, Dünya'ya gelen kadim varlıklar, yani "Great Old Ones", gizlice var olmaya devam ediyor.

Bu oyunun senaryolarında, Mezopotamya, sık sık, kadim bilginin ve tehlikeli büyülerin kaynağı olarak kullanılıyor. Oyuncular, Babil tabletlerini çözen, Irak'ta kazı yapan ya da Sümer büyülerini araştıran araştırmacıları canlandırıyor. Bu senaryolar, Lovecraft'ın ve sonraki yazarların, Mezopotamya'yı, karanlık ve yasak bilginin evi olarak sunan imgesinden besleniyor.

Anunnaki temalı oyunlar

Son yıllarda, doğrudan Anunnaki temalı masaüstü oyunları ve rol yapma kaynakları da ortaya çıktı. Bu oyunların bir kısmı, Sitchin'in anlatısını, bir oyun evreni olarak kullanıyor: Nibiru'dan gelen tanrılar, altın madenleri, insan köleler ve tanrılar arası savaşlar.

Bazı strateji oyunlarında ise, oyuncular, Mezopotamya kentlerini yönetiyor ve tanrıların lütfunu kazanmaya çalışıyor. Bu oyunlarda, tanrılar, oyun mekaniğinin bir parçası: belirli bir tanrıya kurban sunmak, oyuncuya, belirli bir avantaj sağlıyor.

Tanrılar arasındaki ilişki

Rol yapma oyunlarında, tanrılar arasındaki ilişkiler, genellikle, "hizalanma" sistemiyle ifade ediliyor. D&D'de, her tanrı, iyi ya da kötü, düzenli ya da kaotik bir hizalanmaya sahip. Marduk, düzenli ve iyi; Tiamat, düzenli ama kötü.

Bu sistem, Mezopotamya tanrılarının karmaşıklığını, çoğu zaman, düzleştiriyor. Mezopotamya kaynaklarında, tanrılar, iyi ya da kötü olarak kesin çizgilerle ayrılmıyor. Enlil, bazen insanlığı cezalandırıyor, bazen koruyor. İnanna, aşk ve savaş tanrıçası; hem yapıcı hem yıkıcı. Bu çift yönlülük, oyunların hizalanma sistemlerine, kolayca sığmıyor.

Tablette bir kehanet oyunu

Itti-Marduk-balatu'nun tableti, yalnızca bir oyun kuralları metni değil. Finkel'in yorumuna göre, tabletin bir yüzünde, oyun tahtasının kareleriyle, burçlar ve kehanetler arasında ilişki kuran bir şema var. Tahtadaki bazı kareler, belirli kehanet cümleleriyle eşleştiriliyor; örneğin, bir taşın belirli bir kareye gelmesi, "güzel bir arkadaş bulacaksın" ya da "bira içeceksin" gibi sonuçlarla ilişkilendiriliyor. Bu cümlelerin çevirisi ve yorumu, Finkel'in çalışmasına dayanıyor; tabletin bazı kısımları hasarlı ve tam olarak okunamıyor.

Bu ayrıntı, Babil kültüründe, oyun ile kehanet arasındaki sınırın, bugünkünden farklı çizildiğini gösteriyor. Babilliler için, zar ve kura, tanrıların iradesini öğrenmenin bir yolu olabilirdi. Kuralar, bazı resmî kararlarda da kullanılıyordu; örneğin, Asur'da, yılın adını verecek görevlinin, kura ile seçildiğine dair bir pişmiş toprak zar, "Yahali'nin zarı", bugüne ulaştı.

Yani, masaya atılan bir zar, bir Babilli için, yalnızca bir şans oyunu değil, belki de tanrılarla küçük bir konuşmaydı. Bu fikir, rol yapma oyunlarındaki zar kültürüyle, ilginç bir yankı oluşturuyor: oyuncular, zarın, kendi kaderlerini belirlediğini hissediyor.

Siz bir oyunda zar atarken, hiç şansınızı, bir tür kader gibi hissettiniz mi?

Akademik okuma

Akademisyenler, son yıllarda, oyun çalışmaları alanında, antik mitolojilerin, oyunlarda nasıl kullanıldığını incelemeye başladı. Irving Finkel'in Ur Oyunu üzerine çalışmaları, antik oyunların, ciddi bir akademik konu olduğunu gösterdi. Finkel, 2007'de, "Ancient Board Games in Perspective" adlı bir derlemenin editörlüğünü yaptı; bu derleme, antik dünyanın oyunlarını, çok yönlü olarak inceliyor.

Modern rol yapma oyunlarındaki mitolojik figürler ise, "alımlama çalışmaları" çerçevesinde ele alınıyor. Bu çalışmalar, oyunların, mitolojileri, kendi ihtiyaçlarına göre yeniden şekillendirdiğini ve bu yeniden şekillendirmenin, oyuncuların mitoloji algısını etkilediğini gösteriyor.

Sitchin'in okuması

Sitchin, oyunlar hakkında, bilinen bir yorum yapmadı. Ama onun kurduğu Anunnaki evreni, bir oyun için, şaşırtıcı derecede uygun: farklı kişiliklere sahip tanrılar, çatışan çıkarlar, bir gezegenler arası arka plan ve insanlığın kaderi. Bu yapı, bir rol yapma oyununun, hazır bir dünyası gibi.

Belki de bu yüzden, Sitchin'in anlatısı, oyun tasarımcıları için, çekici. Ama oyunlar, bu anlatıyı, kurgu olarak sunuyor; bu da, onları, Sitchin'in kitaplarından ayırıyor.

Forumlarda

Oyun forumlarında, Mezopotamya temalı oyunlar, sık sık tartışılıyor. Ur Oyunu, özellikle, Finkel ve Tom Scott'ın videosundan sonra, büyük bir ilgi gördü. Birçok oyuncu, kendi Ur tahtalarını yaptı ya da çevrimiçi versiyonlarını oynadı.

Türkçe forumlarda, Ur Oyunu, "dünyanın en eski masa oyunu" olarak tanıtılıyor. Bu ifade, tartışmalı; çünkü Mısır'daki Senet oyunu da, benzer bir yaşa sahip. Ama Ur Oyunu, kurallarının bir tablet sayesinde yeniden kurulabilmesi açısından, eşsiz.

Masada tarih

Bir masaüstü oyunu, tarihi, kitaplardan farklı bir biçimde öğretiyor. Ur Oyunu'nu oynayan biri, Sümerlerin, şans ve stratejiyi nasıl birleştirdiğini, doğrudan deneyimliyor. Bir rol yapma oyunu oynayan biri ise, bir Babil kâtibinin ya da bir Sümer rahibinin yerine kendini koyabiliyor.

Bu deneyim, tarihsel olarak doğru olmayabilir; ama tarihe, kişisel bir bağ kurmayı sağlıyor. Bence, bu bağ, oyunların, tarih eğitimine en değerli katkısı.

Ur Oyunu'nu oynamak için, özel bir malzemeye de ihtiyaç yok. Bir kâğıda, yirmi kareli tahtayı çizip, her oyuncuya yedi taş verebilir, dört yüzlü zarların yerine de, iki yüzü işaretli dört çubuk ya da dört bozuk para kullanabilirsiniz. Finkel'in kurallarını, British Museum'un sitesinde ve videosunda bulmak mümkün. Bir akşam, bu oyunu ailenizle ya da arkadaşlarınızla denemek, bence, Sümer'e en keyifli girişlerden biri. Oyunun ilk turlarında, kuralları karıştırmanız doğal; Babilli oyuncular da, büyük olasılıkla, oyunu, büyüklerinden, oynayarak, birlikte ve yavaş yavaş öğrendi.

SohbeX teorisi

Spekülasyon olarak okuyun. Bence Ur Oyunu, Anunnaki anlatısına, sessiz ama güçlü bir cevap veriyor. Sümerler, dört bin beş yüz yıl önce, bir masa etrafında oturup, zar atıyor, gülüyor ve kazanmaya çalışıyordu. Bu oyun, tanrılar tarafından verilmiş bir teknoloji değil; insanların, kendi eğlencesi için icat ettiği bir şey. Belki de Sümer'i anlamanın en iyi yolu, onların tanrılarına değil, oyunlarına bakmak.

Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.

Size soru

Ur Kraliyet Oyunu'nu hiç oynadınız mı? Bir rol yapma oyununda, bir Mezopotamya tanrısını ya da kâtibini canlandırmak ister miydiniz? Yorumlarda yazın.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap