Anunnaki uzay limanı iddiası hakkında uzmanlar ne diyor? Sippar'ın kazıları ve Nanna'nın Nippur'a giden teknesi
Antik uzaylı anlatılarının en iddialı fikirlerinden biri, Anunnaki'nin Dünya'da bir uzay limanı kurduğu. Zecharia Sitchin'e göre bu liman, tufandan önce Mezopotamya'daki Sippar şehrindeydi. Tufan her şeyi sular altında bıraktıktan sonra ise Anunnaki, yeni bir liman için Sina yarımadasını seçti. Sitchin, bu iki liman arasında, Ağrı Dağı'nın zirvesini bir yön işareti olarak kullanan bir iniş koridoru çizdi.
Bu iddia, haritalar, açılar ve çizgilerle dolu bir anlatı. Ama uzmanların sorusu açık: Sippar'da ne bulundu? Ve Sümer metinleri, şehirler arasındaki tanrısal yolculukları nasıl anlatıyor? Bu iki sorunun cevabı, uzay limanı fikrinden çok farklı bir Mezopotamya resmi çiziyor.
Sippar'da gerçekten ne var?
Sippar, bugünkü Bağdat'ın güneybatısında, Abu Habbah adı verilen höyükte bulunuyor. Şehir, güneş tanrısı Utu'nun, Akadca adıyla Şamaş'ın kült merkeziydi. Şamaş'ın tapınağı "Ebabbar", yani "Parıldayan Ev" adını taşıyordu.
Sippar'da on dokuzuncu yüzyılın sonlarından itibaren kazılar yapıldı. Bu kazılarda binlerce çivi yazılı tablet bulundu; bunların büyük kısmı, tapınağın ve şehrin ekonomik ve hukuki işleriyle ilgili. Toprak satışları, kira sözleşmeleri, mahkeme kararları, tapınak muhasebesi. Sippar, özellikle Eski Babil döneminde canlı bir ticaret ve hukuk merkeziydi.
Sippar'ın en ünlü buluntularından biri, 1980'lerde Iraklı arkeologlar tarafından Şamaş tapınağında bulunan bir kütüphane. Bu kütüphanede tabletler, duvarlardaki raflarda, düzenli biçimde dizilmiş halde bulundu. Aralarında Atra-Hasis destanının bir kopyası, ilahiler, kehanet metinleri ve sözlükler vardı. Bu buluntu, Mezopotamya'da bir tapınak kütüphanesinin nasıl düzenlendiğini gösteren nadir örneklerden biri.
Sippar'da, bir uzay limanına ait olabilecek herhangi bir yapı, iniş pisti, platform ya da teknik kalıntı bulunmadı. Bulunanlar, bir tapınak şehrinin gündelik hayatına ait: Tablet arşivleri, konutlar, sur duvarları, tapınak binaları.
Bir şehrin kazısında bulunan tabletlerin büyük çoğunluğunun ticari belgeler olması size ne düşündürüyor?
Uzmanların itirazı: Şamaş ve "uzay"
Sitchin'in Sippar'ı uzay limanı olarak görmesinin bir nedeni, şehrin güneş tanrısıyla ilişkisi. Güneş tanrısının gökyüzünde her gün yolculuk yapması, Sitchin'e göre uzay seyahatinin bir hatırasıydı.
Uzmanlar, bu bağlantının metinlerde bir karşılığı olmadığını belirtiyor. Şamaş, Mezopotamya'da her şeyden önce bir adalet tanrısıydı. Gündüz gökyüzünü geçerken her şeyi görüyor, gece ise yeraltı dünyasından geçerek ölüleri de yargılıyordu. Ünlü Hammurabi Yasaları steli, tepesinde Şamaş'ın Hammurabi'ye asa ve halka verdiği bir sahneyle süslenmiş. Bu sahne, yasaların tanrısal adalet kaynağına dayandığını gösteriyor.
Sippar'ın bir hukuk ve ticaret merkezi olması, Şamaş'ın adalet tanrısı rolüyle çok uyumlu. Sözleşmeler onun adı altında yapılıyor, yeminler onun tapınağında ediliyordu. Yani Sippar, uzaya açılan bir kapı değil, yeryüzündeki anlaşmazlıkların çözüldüğü bir yerdi.
Uzmanların ikinci itirazı, Sitchin'in çizdiği iniş koridoruyla ilgili. Bu koridor, modern haritalar üzerinde çizilmiş düz çizgilerden oluşuyor. Mezopotamya metinlerinde, böyle bir coğrafi düzenden, açılardan ya da çizgilerden söz eden bir kayıt bulunmuyor. Bilinen en eski Babil dünya haritası, yani British Museum'daki "Babil Dünya Haritası", dünyayı bir daire biçiminde, ortasında Babil ve çevresinde "acı nehir" denen bir okyanusla gösteriyor. Bu harita, Sitchin'in kesin açılarla çizdiği koridordan çok farklı bir coğrafya anlayışını yansıtıyor.
Tanrılar arasındaki ilişki: Nanna'nın Nippur yolculuğu
Sümer edebiyatında tanrılar şehirler arasında gerçekten yolculuk ediyor; ama bu yolculuklar uzay araçlarıyla değil, teknelerle yapılıyor. Bunun en güzel örneklerinden biri, "Nanna-Suen'in Nippur Yolculuğu" adlı şiir.
Bu şiirde Ay tanrısı Nanna, kendi şehri Ur'dan, babası Enlil'in şehri Nippur'a gitmek istiyor. Yolculuk için bir tekne hazırlatıyor. Teknenin parçaları farklı yerlerden getiriliyor: Kereste, sazlar, zift. Tekneyi, Ur'un ürünleriyle, yani koyunlarla, keçilerle, yağla, balıkla ve kuşlarla dolduruyor.
Nanna, Nippur'a giderken yol boyunca farklı şehirlere uğruyor. Her şehirde, o şehrin tanrıçası ya da tanrısı onu karşılıyor ve ona kalmasını öneriyor. Ama Nanna her seferinde yoluna devam ediyor; çünkü hedefi Nippur, babasının evi.
Nippur'a vardığında, Nanna kapıda kapı bekçisine sesleniyor ve kapıyı açmasını istiyor. İçeri girdiğinde, getirdiği armağanları Enlil'e sunuyor. Enlil, oğlunun gelişine seviniyor, onun için bir ziyafet hazırlatıyor ve sonra ona istediği şeyi veriyor: Ur'a dönüşünde nehirlere taşkın, tarlalara bolluk, bataklıklara balık ve kuş, sürülere çoğalma.
Bu şiirde tanrılar arasındaki ilişki, bir oğulun babasına armağan götürmesi ve karşılığında bereket alması olarak anlatılıyor. Tanrılar arasındaki bağ, şehirler arasındaki bağın yansıması. Ur'un ürünleri Nippur'a gidiyor, Nippur'un bereketi Ur'a dönüyor. Akademisyenlere göre bu şiir, gerçek bir dinsel törene, yani tanrı heykellerinin teknelerle bir şehirden diğerine taşınmasına dayanıyor olabilir.
Akademik okuma
Asurologlar, Sitchin'in uzay limanı iddiasını metinlerden değil, modern çağrışımlardan doğmuş bir kurgu olarak görüyor. Sümer metinlerinde tanrıların yolculukları anlatılıyor; ama bu yolculuklar, tekneler, arabalar ya da yaya yürüyüşlerle yapılıyor. Tanrıların gökle yer arasında hareket etmesi ise genellikle bir iniş ya da çıkış olarak, ayrıntı verilmeden anlatılıyor.
Uzmanlar ayrıca, tanrı heykellerinin şehirler arasında taşınmasının, Mezopotamya'da bilinen ve belgelenen bir ritüel olduğunu belirtiyor. Özellikle yeni yıl festivallerinde, farklı şehirlerin tanrı heykelleri tekneyle Babil'e getirilirdi. Bu ritüeller, şehirler arasındaki siyasi ve dinsel bağları güçlendiriyordu.
Asurologların dikkat çektiği bir başka nokta, Sümer Kral Listesi'ndeki tufan öncesi şehirlerin sırası. Listede krallık önce Eridu'ya iniyor, sonra Bad-tibira, Larak, Sippar ve Şuruppak geliyor. Bu sıralama, krallığın gökten indiği ve şehirden şehre geçtiği bir anlatı. Sitchin, bu sıralamayı bir inşaat planı olarak okudu. Uzmanlar ise listenin, sonraki dönemlerin siyasi ihtiyaçlarına göre derlendiğini ve şehirlerin önemini sıralayan bir hafıza belgesi olduğunu belirtiyor. Bir listeyi plan olarak okumak ile hafıza olarak okumak arasındaki fark, size ne düşündürüyor?
Sitchin'in okuması
Sitchin, "The Stairway to Heaven" ve "The Wars of Gods and Men" kitaplarında uzay limanı fikrini ayrıntılı biçimde geliştirdi. Ona göre tufan öncesi Mezopotamya şehirleri, bir uzay limanının çevresinde, belirli açılarla yerleştirilmiş bir ağın parçalarıydı. Sippar liman, Nippur görev kontrol merkezi, diğer şehirler ise iniş için işaret noktalarıydı.
Sitchin'in bu ağı gösteren haritaları, kitaplarında geniş yer tutuyor. Uzmanlar, bu haritaların tufan öncesi şehirlerin yerlerini, kral listelerindeki adlardan yola çıkarak varsaydığını; ama bu şehirlerin bazılarının yerinin bile kesin olmadığını hatırlatıyor.
Neden bu kadar yayıldı?
Uzay limanı iddiasının yayılmasının bir nedeni, harita ve çizgilerin verdiği kesinlik duygusu. Bir harita üzerinde çizilmiş düz çizgiler ve açılar, ilk bakışta bilimsel bir hesap gibi görünüyor. Ama harita üzerinde herhangi birkaç noktayı birleştirmek her zaman mümkün; önemli olan, bu çizgilerin metinlerde bir karşılığı olup olmadığı.
İkinci neden, uzay çağının imgeleri. Yirminci yüzyılın ikinci yarısında, roket fırlatma rampaları ve görev kontrol merkezleri televizyonda sürekli gösteriliyordu. Sitchin'in kitapları, bu dönemde okurların zihninde hazır bulunan imgeleri antik dünyaya taşıdı.
Üçüncü neden, Irak'ın uzun yıllar boyunca savaş içinde olması ve Sippar gibi yerlerin ziyaretçilere kapalı kalması. Bir yer ne kadar az görülürse, onun hakkındaki hikâyeler o kadar serbestçe büyüyor.
Forumlarda
Forumlarda uzay limanı tartışmaları genellikle haritalar üzerinden yürüyor. Bazı kullanıcılar, Sitchin'in koridorunu Google Earth üzerinde yeniden çizerek açıları ölçüyor. Eleştirel kullanıcılar ise Sippar kazılarının raporlarını, tapınak kütüphanesinin fotoğraflarını ve buluntu listelerini paylaşıyor. Bazı başlıklarda, Babil Dünya Haritası'nın görseli paylaşılarak "Sümerler dünyayı böyle görüyordu" yorumu yapılıyor. Türkçe forumlarda, iniş koridorunun bir ucunun Ağrı Dağı'na dayandırılması, ayrı bir ilgi konusu oluyor.
SohbeX teorisi
Spekülasyon olarak okuyun. Bana öyle geliyor ki Sümerlerin gerçek "uzay limanı", nehirlerdi. Tanrılar şehirler arasında teknelerle dolaşıyor, armağan taşıyor, bereket getiriyordu. Nanna'nın Ur'dan Nippur'a giden teknesi, bir uzay aracından çok daha alçakgönüllü; ama içinde bir şehrin bütün emeği ve umudu var.
Sippar'ın kütüphanesinde raflara dizilmiş tabletler de bana bir tür liman gibi geliyor: Bilginin geldiği, saklandığı ve başka yerlere taşındığı bir yer. Belki Anunnaki'nin limanını aramak yerine, insanların bilgiyi ve armağanları nasıl taşıdığına bakmak daha çok şey anlatıyor. Bir tanrının teknesini dolduran kürekçiler, sözleşmeleri yazan kâtipler, raflara tablet dizen görevliler: Sümer'in gerçek ağı, onların yolculuklarından örülmüş olabilir.
Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.
Size soru
Nanna'nın Nippur'a armağanlarla dolu bir teknede yolculuk etmesi size ne anlatıyor? Sippar'ın bir uzay limanı değil de bir hukuk ve ticaret şehri olması, sizin için hayal kırıklığı mı, yoksa başka bir merak kapısı mı? Haritalarda çizilen düz çizgilere ne kadar güvenirsiniz? Yorumlarda yazın.
Giriş yap