Ancient Aliens belgeseli hakkında uzmanlar ne diyor? Bir arkeoloğun ders kitabı, üç saatlik bir cevap ve Şukaletuda'nın saklandığı kalabalık
"Ancient Aliens", yani "Antik Uzaylılar", Amerikan History kanalında 2009'da bir belgesel film olarak başladı ve kısa sürede yıllarca süren bir diziye dönüştü. Dizide, piramitlerden Nazca çizgilerine, Puma Punku'dan Sümer tabletlerine kadar dünyanın pek çok antik yapısı ve metni, uzaylı ziyaretlerinin kanıtı olarak ele alınıyor. Anunnaki, dizinin en sık başvurduğu konulardan biri.
Dizinin neden bu kadar yayıldığını daha önce konuşmuştum. Bu kez, onu izleyen ve eleştiren uzmanların ne dediğine bakmak istiyorum. Çünkü Ancient Aliens, arkeologlar, tarihçiler ve bilim insanları arasında, popüler bilim yayıncılığının sınırlarına dair ciddi bir tartışma başlattı. Bu tartışma, sadece uzaylılarla ilgili değil; bir belgeselin ne olduğu, bir uzmanın nasıl sunulduğu ve izleyicinin neye güvenebileceğiyle ilgili.
Arkeologların itirazı
Ancient Aliens'a en sistemli eleştirileri getirenlerden biri, Amerikalı arkeolog Kenneth Feder. Feder, Connecticut'taki Central Connecticut State Üniversitesi'nde uzun yıllar arkeoloji dersleri verdi ve "Frauds, Myths, and Mysteries" adlı bir ders kitabı yazdı. Bu kitap, arkeoloji kılığına girmiş iddiaları ve onlara karşı bilimsel yöntemi tartışıyor ve pek çok üniversitede okutuluyor.
Feder'in ve diğer arkeologların Ancient Aliens'a yönelttiği ilk itiraz, dizinin soru sorma biçimiyle ilgili. Dizide, bir iddia genellikle soru cümlesiyle sunuluyor: "Acaba bu yapıları uzaylılar mı inşa etti?" Bu biçim, iddiayı kanıtlama yükünü ortadan kaldırıyor. Soru sorulduğu anda, izleyicinin zihninde bir olasılık beliriyor; ama bu olasılığı destekleyen ya da çürüten kanıtlar, çoğu zaman tartışılmıyor.
İkinci itiraz, alternatif açıklamaların gösterilmemesiyle ilgili. Bir antik yapının nasıl inşa edildiğine dair arkeologların açıklamaları, deneysel arkeoloji çalışmaları ve kazı bulguları, dizide ya hiç yer almıyor ya da çok kısa ve küçümseyici biçimde aktarılıyor. Arkeologlara göre bu, izleyiciye eksik bir resim sunuyor.
Üçüncü itiraz, dizinin antik insanların yeteneklerini küçümsemesiyle ilgili. Pek çok arkeolog, "eski insanlar bunu yapamazdı" varsayımının, eski toplumların mühendislik, örgütlenme ve sanat becerilerini görmezden geldiğini belirtiyor. Bazı arkeologlar, bu varsayımın özellikle Avrupa dışındaki uygarlıkların başarılarını uzaylılara atfetmeye yöneldiğini ve bunun sorunlu bir tutum olduğunu vurguluyor.
Siz bir belgesel izlerken, bir soru cümlesinin sizi nasıl etkilediğini fark ettiniz mi?
Üç saatlik bir cevap
2012'de Chris White adlı bir yapımcı, "Ancient Aliens Debunked" adlı, yaklaşık üç saat süren bir belgesel yayımladı. Bu belgesel, Ancient Aliens'ta ileri sürülen iddiaları tek tek ele alıyor ve her biri için arkeolojik ve tarihsel açıklamaları sunuyor. Puma Punku, Nazca çizgileri, Mısır piramitleri, Palenque'deki Pakal'ın lahit kapağı ve Sümer tabletleri, bu belgeselde incelenen konular arasında.
Örneğin Puma Punku bölümünde, Bolivya'daki Tiwanaku kültürüne ait bu yapı kompleksinin taşlarının, kumtaşı ve andezitten yapıldığı ve bu taşların, Tiwanaku ustalarının bilinen aletleri ve teknikleriyle işlenebileceği gösteriliyor. Ancient Aliens'ta "kusursuz makine kesimi" olarak sunulan H biçimli bloklar, belgeselde yakın plan görüntülerle inceleniyor ve yüzeylerdeki düzensizlikler gösteriliyor.
Sümer tabletleri bölümünde ise, Sitchin'in çevirilerinin akademik çevirilerle karşılaştırılması yapılıyor. Belgeselde, Ancient Aliens'ta sık sık başvurulan "Anunnaki gökten inenler" çevirisinin dilbilimsel olarak tartışmalı olduğu vurgulanıyor.
Bu belgesel, internette milyonlarca kez izlendi ve Ancient Aliens'a yönelik eleştirilerin en kapsamlı derlemelerinden biri haline geldi.
Konuklar ve unvanlar
Uzmanların bir başka eleştirisi, dizide konuşan kişilerin sunuluş biçimiyle ilgili. Ancient Aliens'ta konuşan kişilerin çoğu, ilgili alanlarda akademik eğitim almış uzmanlar değil; yazarlar, araştırmacılar ve yayıncılar. Ama dizide bu kişiler, ekranda unvanlarıyla ve kendinden emin bir tavırla sunulduğu için, izleyici onları uzman olarak algılayabiliyor.
Bazı akademisyenler, Ancient Aliens'a röportaj verdiklerini, ama konuşmalarının bağlamından koparılarak kullanıldığını ileri sürdü. Bu tür iddialar, belgesel yapımında kurgunun gücüne dair önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Bir uzmanın söylediği bir cümle, nasıl bir bağlama yerleştirildiğinde anlamı değişir?
Tanrılar arasındaki ilişki: Şukaletuda'nın saklandığı kalabalık
Sümer edebiyatında, bir suçlunun kalabalığın içinde saklanması ve bir tanrıçanın onu araması anlatılıyor. Bu, "İnanna ve Şukaletuda" adlı şiir. Şukaletuda, kuraklık nedeniyle bahçesini sulayamayan bir bahçıvan. Bahçesinde, tanrıça İnanna'nın gölgesinde dinlenebileceği bir ağaç yetiştiriyor.
Bir gün İnanna, yorgun düşüp bu ağacın altında uyuyor. Şukaletuda, uyuyan tanrıçaya saldırıyor. İnanna uyandığında, ona yapılanı anlıyor ve suçluyu bulmaya karar veriyor. Ülkeye cezalar gönderiyor: Kuyuları kanla dolduruyor, rüzgârlar ve fırtınalar yolluyor.
Şukaletuda, babasına danışıyor. Babası ona, şehirlerin kalabalığına karışmasını, insanların arasında saklanmasını öğütlüyor. Şukaletuda bunu yapıyor ve İnanna, onu bulamıyor. Her seferinde öfkesi büyüyor, ülkeye yeni bir felaket gönderiyor.
Sonunda İnanna, Eridu'ya, bilgelik tanrısı Enki'ye gidiyor ve ondan yardım istiyor. Enki, ona yardım etmeyi kabul ediyor. İnanna, gökyüzünde bir gökkuşağı gibi uzanarak tüm ülkeyi tarıyor ve sonunda Şukaletuda'yı buluyor. Suçlu, cezasını alıyor; ama İnanna, onun adının şarkılarda yaşayacağını söylüyor.
Bu şiirde tanrılar arasındaki ilişki, bir tanrıçanın kendi gücünün yetmediği yerde bilgelik tanrısına başvurması olarak anlatılıyor. İnanna, öfkesiyle ülkeyi altüst ediyor; ama aradığını bulamıyor. Enki'nin yardımıyla, öfkeyi bir arayışa, bir taramaya dönüştürüyor.
Akademik okuma
Arkeologlar ve tarihçiler, Ancient Aliens'ı genellikle "sözde arkeoloji" ya da "sözde tarih" kategorisinde değerlendiriyor. Bu terimler, bilimsel yöntemi kullanmadan, ama bilimsel bir görünümle ileri sürülen iddiaları tanımlıyor.
Bazı akademisyenler ise diziyi tamamen reddetmek yerine, onun izleyicilerle nasıl bağ kurduğunu anlamaya çalışıyor. Bu araştırmacılara göre Ancient Aliens'ın başarısı, insanların antik dünyaya duyduğu merakı ve gizem arayışını karşılamasından geliyor. Arkeologlar, bu merakı karşılamak için daha erişilebilir ve heyecan verici yollar bulmalı; aksi takdirde boşluğu başkaları dolduruyor.
Arkeolog Sarah Parcak gibi bazı araştırmacılar da uydu görüntüleriyle yaptıkları keşifleri anlatırken, gerçek arkeolojinin heyecanının uzaylı hikâyelerinden geri kalmadığını vurguluyor. Onlara göre toprağın altından çıkan her yeni yerleşim, her okunan tablet, kendi başına bir gizem çözme hikâyesi. Bu hikâyeleri anlatmanın yolunu bulmak, arkeologların önündeki en büyük görevlerden biri.
Şiirin akademik yorumlarında ise İnanna'nın gökkuşağı gibi uzanması, onun Venüs gezegeniyle, yani gökyüzünde sabah ve akşam görünen yıldızla ilişkisine bağlanıyor. Gökyüzünden bütün ülkeyi gören tanrıça, aslında her şeyi izleyen bir gök ışığı.
Sitchin'in okuması
Sitchin, Ancient Aliens dizisinin ilk dönemlerinde hâlâ hayattaydı; ama dizide uzun bir röportajı yer almadı. Yine de onun Anunnaki yorumları, dizinin Sümer bölümlerinin merkezinde. Dizi, Sitchin'in çevirilerini sık sık aktarıyor; ama bu çevirilerin akademik dünyada nasıl karşılandığından pek söz etmiyor.
Neden bu kadar yayıldı?
Uzmanların itirazlarına rağmen dizinin yaşamasının bir nedeni, televizyon formatının gücü. Etkileyici görüntüler, dramatik müzik ve kendinden emin anlatıcılar, izleyiciyi içine çeken bir deneyim sunuyor. Arkeologların temkinli dili ise bu formatta daha az çekici görünüyor.
İkinci neden, internetin dizinin parçalarını kısa videolar halinde yayması. Bir dakikalık bir kesit, bağlamından koparılarak milyonlarca kez paylaşılabiliyor; ona verilen cevaplar ise genellikle daha uzun ve daha az paylaşılıyor.
Üçüncü neden, dizinin yıllar boyunca düzenli olarak yeni bölümler üretmesi. Sürekli yeni içerik, izleyicinin ilgisini canlı tutuyor.
Forumlarda
Forumlarda Ancient Aliens tartışmaları, eleştirel belgeseller paylaşıldığında farklı bir boyut kazanıyor. Bazı kullanıcılar, "Ancient Aliens Debunked" belgeselini izledikten sonra diziye bakışlarının değiştiğini söylüyor. Bazıları ise eleştirel belgeseli de bir propaganda olarak görüyor ve gerçeğin ikisinin arasında bir yerde olduğunu düşünüyor. Türkçe forumlarda, dizinin Türkçe altyazılı bölümleri yaygın biçimde paylaşılıyor; eleştirel belgeselin çevirisi ise daha az biliniyor.
SohbeX teorisi
Spekülasyon olarak okuyun. Bana öyle geliyor ki Ancient Aliens, Şukaletuda'nın babasının öğüdünü uyguluyor: Bir iddiayı, binlerce başka iddianın kalabalığı içine saklıyor. Her bölümde onlarca konu, onlarca soru, onlarca görsel; hiçbiri tek başına ayrıntılı incelenmiyor. Bu kalabalık içinde, zayıf bir iddiayı bulup yakalamak çok zor.
İnanna'nın Enki'den yardım istemesi gibi, bu kalabalıkta aradığını bulmak için belki de bilgeliğe ihtiyaç var: Sabırla, tek tek bakmaya, her iddiayı ayrı ayrı tartmaya. "Ancient Aliens Debunked" gibi çalışmalar, belki bu gökkuşağı taraması gibi bir şey yapıyor. Ama İnanna'nın sözü de akılda kalıyor: Bulunan suçlunun adı bile şarkılarda yaşamaya devam ediyor. Ancient Aliens'ın sorularının da, eleştirilere rağmen yaşamaya devam etmesi gibi.
Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.
Size soru
Ancient Aliens'ı izlediniz mi; ona verilen eleştirel cevaplarla hiç karşılaştınız mı? Bir belgeselde soru cümlesiyle sunulan bir iddia, sizi nasıl etkiliyor? İnanna'nın Enki'den yardım istemesini, bir güç kaybı mı yoksa bir bilgelik mi olarak görüyorsunuz? Yorumlarda yazın.
Giriş yap