Giriş yap
🏺 Anunnaki

Adapa Efsanesi'nde Anunnaki nerede geçiyor? Bir mahkeme, ama meclis yok

Adapa Efsanesi'ni bu sitede birkaç açıdan konuştuk: gök kapısındaki iki tanrı, Sümerce izleri, Eridu'nun fırıncısı. Bu kez efsaneye tek bir soruyla dönmek istiyorum: Adapa'nın göğe çağrıldığı, sorgulandığı ve hakkında karar verildiği bu hikâyede Anunnaki nerede?

Bildiğim kadarıyla, efsanenin elimizdeki kopyalarında Anunnaki kelimesi belirgin bir şekilde geçmiyor. Bu, ilk bakışta şaşırtıcı. Çünkü efsane, bir insanın tanrıların huzuruna çıkarılıp yargılanmasını anlatıyor. Ağıtlarda, destanlarda, ilahilerde bu tür yargılamalar, genellikle bir meclis tarafından yapılıyor. Adapa'nın davasında ise tek bir yargıç var: Anu. Bu kez o tek yargıcın mahkemesine bakmak istiyorum.

Kopyalar ve kaynaklar

Adapa Efsanesi'nin bilinen en eski kopyası, Mısır'da, Amarna'da bulundu. Bu tablet, MÖ on dördüncü yüzyıla tarihleniyor ve Mısır sarayında Akadca öğrenen yazıcıların eğitim malzemesi olarak kullanılmış olabilir. Diğer kopyalar, Asurbanipal'in Ninova'daki kütüphanesinden geliyor. Shlomo Izre'el, 2001'de efsanenin bütün kopyalarını bir araya getiren bir yayın yaptı.

Kopyalar kırık ve birbirini tam olarak tamamlamıyor. Efsanenin başı ve sonu, farklı kopyalardan birleştiriliyor. Anunnaki'nin kayıp bölümlerde geçip geçmediğini bilemiyoruz; ama elimizdeki satırlarda yok.

Davanın konusu

Adapa, Eridu'da Ea'nın tapınağına hizmet eden bilge bir adam. Bir gün balık tutmak için denize açılıyor; güney rüzgârı teknesini batırıyor. Adapa öfkeleniyor ve güney rüzgârının kanadını kırıyor. Yedi gün boyunca güney rüzgârı esmiyor.

Anu, bunun nedenini soruyor. Vekili İlabrat, Adapa'nın güney rüzgârının kanadını kırdığını söylüyor. Anu, Adapa'nın huzuruna getirilmesini emrediyor. Ea, Adapa'yı hazırlıyor: yas giysileri giymesini, gök kapısındaki iki tanrıya, Dumuzi ve Gizzida'ya, onların yasını tuttuğunu söylemesini, Anu'nun önüne konacak ölüm ekmeğini ve ölüm suyunu reddetmesini öğütlüyor.

Adapa, Ea'nın öğütlerine uyuyor. Gök kapısındaki tanrılar onun lehine konuşuyor. Anu'nun öfkesi yatışıyor. Anu, ona yaşam ekmeği ve yaşam suyu sunuyor; Adapa, Ea'nın öğüdüne sadık kalarak bunları reddediyor. Anu gülüyor ve Adapa'nın ölümlü kaldığını söylüyor.

Tek kişilik mahkeme

Bu davada Anu, hem sorgulayan hem de karar veren. İlabrat, olayı bildiriyor; Dumuzi ve Gizzida, Adapa'nın lehine tanıklık ediyor. Ama karar, tamamen Anu'ya ait. Bir meclis toplanmıyor, bir oylama yapılmıyor.

Bu yapı, Mezopotamya'da yargının nasıl düşünüldüğü hakkında ilginç bir şey söylüyor. Bazı davalar bir meclise götürülüyor; bazıları ise tek bir yüksek tanrının huzurunda görülüyor. Adapa'nın davası, ikinci türden. Belki de bunun nedeni, davanın konusunun göğe, Anu'nun alanına ait olması: güney rüzgârı, Anu'nun göğündeki bir güç.

Bu, Anunnaki'nin yokluğunu açıklayabilir. Anunnaki, Akadca metinlerde giderek yer ve yeraltı tanrıları olarak anılıyor. Adapa'nın davası ise gökte, Anu'nun sarayında görülüyor. Anunnaki'nin bu sarayda yeri olmayabilir.

Gök kapısındaki tanıklar

Dumuzi ve Gizzida'nın gök kapısında durması, efsanenin en çok tartışılan ayrıntılarından biri. Bu iki tanrı, başka metinlerde yeraltıyla ilişkili. Dumuzi, İnanna'nın İnişi'nde yeraltına gönderilen çoban; Gizzida, yani Ningişzida, yeraltının bir tanrısı. Burada ise göğün kapısında bekçi olarak duruyorlar.

Ea, Adapa'ya bu iki tanrının yasını tuttuğunu söylemesini öğütlüyor; çünkü onlar yeryüzünden kaybolmuş tanrılar. Adapa'nın yası, onları duygulandırıyor ve Anu'nun önünde onun lehine konuşmalarını sağlıyor.

Bu sahnede, yeraltıyla ilişkili iki tanrı, göğün mahkemesinde tanıklık ediyor. Belki de Anunnaki'nin yeraltı yüzü, bu efsanede bu iki tanrı aracılığıyla temsil ediliyor. Bir meclis olarak değil, iki tanık olarak. Siz bu iki tanrının gök kapısında durmasını nasıl açıklarsınız?

Yağ ve giysi

Ölüm ekmeği ve ölüm suyu kadar konuşulmayan bir ayrıntı daha var: Ea, Adapa'ya Anu'nun ona bir giysi ve yağ sunacağını, bunları kabul etmesini de söylüyor. Adapa, Anu'nun önünde giysiyi giyiyor ve yağı sürünüyor; ekmeği ve suyu ise reddediyor. Yani reddettiği şey, sunulan her şey değil, yalnızca yiyecek ve içecek.

Bu ayrım, bence önemli. Giysi ve yağ, misafire gösterilen saygının işaretleri; Adapa onları alıyor ve bir konuk olarak ağırlanıyor. Ekmek ve su ise bedenin içine giren, onu dönüştüren şeyler. Adapa, ağırlanmayı kabul ediyor, dönüşümü reddediyor.

Bu ayrım, Mezopotamya'da tanrılar ile insanlar arasındaki sınırın nerede çizildiğini gösteriyor olabilir. Bir insan tanrıların sarayına girebilir, onların giysisini giyebilir, onların yağıyla parlayabilir. Ama onların yiyeceğini yerse, artık insan kalmaz. Adapa bu sınırın berisinde kalıyor.

Efsanenin sonu

Ninova kopyalarından birinin sonunda, Adapa'nın davasının insanlığa getirdiği sonuçlardan söz ediliyor gibi görünüyor: Adapa'nın güney rüzgârına yaptığı şey yüzünden insanlara hastalık geldiği, ama tanrıça Ninkarrak'ın bu hastalığı hafiflettiği. Bu satırlar kırık ve yorumları tartışmalı.

Eğer bu okuma doğruysa, efsane bir bireyin davasından bütün insanlığın kaderine geçiyor. Ama bu geçişte de bir meclis görünmüyor; yine tek bir tanrıça, tek bir şifa.

Tanrılar arasındaki ilişki

Adapa Efsanesi'nde tanrılar arasındaki ilişki, Anu ile Ea arasındaki bir gerilim üzerine kurulu. Ea, Adapa'nın efendisi; onu koruyor ve öğütlerle donatıyor. Anu ise göğün efendisi; Adapa'yı yargılıyor ve ona ölümsüzlük sunuyor. Ea'nın öğüdü, Adapa'nın bu ölümsüzlüğü reddetmesine yol açıyor.

Ea'nın Adapa'yı bilerek mi yanılttığı, yoksa Anu'nun tepkisini mi yanlış tahmin ettiği, efsanenin en büyük sorusu. Anu'nun gülmesi, bu soruya bir cevap vermiyor; sadece durumun ironisini vurguluyor. Ölümsüzlük sunuldu, reddedildi; ve bunu reddettiren, insanın en büyük dostu olan tanrı.

Bu gerilimde bir meclisin hakemlik yapması mümkündü; ama efsane bu yolu seçmiyor. Anu ile Ea arasındaki ilişki, iki tanrı arasında, bir insan üzerinden yürüyor.

Akademik okuma

Akademisyenler Adapa Efsanesi'ni, insanın ölümsüzlüğü kaybetmesinin bir anlatısı olarak, sıklıkla İncil'deki Aden bahçesi anlatısıyla karşılaştırarak okudu. Izre'el ise efsanenin anlamlarının birden fazla olduğunu ve tek bir ahlaki derse indirgenemeyeceğini vurguladı.

Peter Machinist ve başka araştırmacılar, Adapa'nın sonraki Mezopotamya geleneğinde yedi bilgenin, apkallu'ların ilki olarak anıldığını gösterdi. Bu gelenekte Adapa, insanlara bilgi getiren bir figür. Efsanedeki yargılama, bu bilgeliğin bedelini anlatıyor olabilir: bilgi var, ama ölümsüzlük yok.

Sitchin'in okuması

Sitchin, Adapa'yı Enki'nin, yani Ea'nın, bir insan kadından doğan oğlu olarak okudu. Ona göre Adapa'nın göğe çağrılması, Anunnaki'nin gezegeni Nibiru'ya yapılan bir yolculuk. Yaşam ekmeği ve yaşam suyu, Anunnaki'nin uzun ömürlülüğünü sağlayan maddeler; Ea, Adapa'nın bunları almasını, onun Anunnaki statüsüne yükselmesini engellemek için yasakladı.

Bu okuma, efsanenin göğe çıkış ve ölümsüzlük temalarıyla uyumlu. Ama efsane, göğün bir gezegen olduğunu söylemiyor; ve Adapa'nın Ea'nın oğlu olduğunu da açıkça belirtmiyor. Sitchin'in okumasında bir Anunnaki meclisinin Adapa'yı yargılaması gerekirdi; ama efsanede yalnızca Anu var.

Amarna'daki öğrenciler

Amarna tabletinin üzerinde, kırmızı mürekkeple konmuş noktalar var. Bu noktalar, Mısırlı yazıcıların Akadca kelimeleri ayırmak için kullandığı işaretler olarak yorumlanıyor. Yani Adapa'nın davası, Mısır sarayında bir dil dersinin metni olarak okunuyordu. Bir öğrenci, Anu'nun mahkemesini kelime kelime çözüyordu; ve o mahkemede bir meclis aramıyordu, çünkü yoktu.

Forumlarda

Forumlarda Adapa, genellikle "ölümsüzlüğü kaçıran adam" olarak tartışılıyor. Kimi forum yazarları Adapa'nın Anu'nun önüne çıkarılmasını "Anunnaki konseyine yapılan bir sorgulama" olarak tanımlamıştı. Başka kullanıcılar, Ea'nın Adapa'yı bilerek yanılttığını ve bunun Anunnaki arasındaki bir güç mücadelesinin parçası olduğunu yazıyor.

Efsanede bir konseyin olmadığı, forumlarda fark edilmiyor. Türkçe tartışmalarda kimi kullanıcılar, "Adapa'yı kim yargıladı?" diye soruyor; cevaplardan biri "Anunnaki", diğeri "Anu" idi. İkinci cevap, metne daha yakın.

Adapa'nın Anu'nun huzurundaki sessizliği, cevap vermemenin de bir tür cevap olabileceğini hatırlatıyor; siz onun yerinde olsanız ne yapardınız?

SohbeX teorisi

Şimdi bir spekülasyon; doğrudan bir metin kanıtına dayanmıyor.

Adapa Efsanesi'nde Anunnaki'nin olmaması, bence efsanenin bir meclis anlatısı değil, bir öğrenci ile iki öğretmen arasındaki bir anlatı olmasından kaynaklanıyor. Adapa, Ea'nın öğrencisi; Anu, onu sınayan büyük öğretmen. Bir meclis, bu kişisel ilişkiyi bozabilirdi.

Bu okumada Adapa'nın davası, bir yargılamadan çok bir sınav. Ve sınavın sonucu, bilgeliğin ölümsüzlükten ayrı olduğu. Bu bir spekülasyon; efsanenin yazarlarının Adapa'yı bir öğrenci olarak düşünüp düşünmediğini bilmiyoruz.

Size soru

Tek bir yargıcın önünde verilen bir karar ile bir meclisin verdiği karar arasında, size göre hangisi daha adil? Sizce Adapa, bir meclisin önünde yargılansaydı, sonuç farklı olur muydu?

Ben bu efsaneyi her okuduğumda, Anu'nun o gülüşünde duruyorum. Bir meclis gülmezdi; bir meclis karar verir, tutanak tutar. Ama tek bir tanrı, bir insanın kendi ölümsüzlüğünü reddetmesine gülebilir. O gülüşün ne anlama geldiğini hâlâ bilmiyorum: bir alay mı, bir şefkat mi, yoksa yalnızca bir şaşkınlık mı? Belki üçü birden. Siz hangisini duyuyorsunuz o satırda? Yazın, merak ediyorum. Gerçekten.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap