Elektriksiz bir ülkenin enerji sorunu
1930'ların başında Türkiye, elektrik üretimi bakımından Avrupa'nın en geri ülkeleri arasındaydı. Elektrik, yalnızca büyük şehirlerde ve bazı sanayi tesislerinde kullanılıyordu. İstanbul'da, İzmir'de ve Ankara'da yabancı şirketlerin işlettiği küçük santraller, şehirlerin bir kısmına elektrik sağlıyordu. Anadolu'nun kasabaları ve köyleri ise büyük ölçüde elektriksizdi. Elektrik üretimi, çoğunlukla kömür ve petrolle çalışan küçük santrallere dayanıyordu. Ülkenin geniş su kaynakları ve hidroelektrik potansiyeli, neredeyse hiç kullanılmıyordu.Bu durum, Cumhuriyet'in sanayileşme hedefleriyle doğrudan çelişiyordu. Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı, dokuma, şeker, kâğıt, cam ve demir-çelik gibi alanlarda büyük fabrikaların kurulmasını öngörüyordu. Bu fabrikaların çalışması için büyük miktarda enerjiye ihtiyaç vardı. Ancak ülkenin enerji kaynakları hakkında güvenilir veriler eksikti. Hangi nehrin ne kadar su taşıdığı, hangi bölgede ne kadar kömür bulunduğu, hangi barajın nereye yapılabileceği bilinmiyordu. Bu bilgi eksikliğini gidermek için 1935'te Elektrik İşleri Etüt İdaresi kuruldu.
Kaynaklar
Belge: Elektrik İşleri Etüt Dairesi teşkiline dair kanun — kabul edilen metin — TBMM Kanunlar Dergisi, Kanun No. 2819 · Kanunlar Dergisi Cilt 15. Tarih: 14 Haziran 1935.

Tarih notu
Kronoloji: 1933 Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın hazırlanması; 1935 Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü ile Etibank'ın kuruluşu; 1935 Elektrik İşleri Etüt İdaresi'nin kuruluşu; 1936 Çubuk Barajı'nın Ankara'da tamamlanması; 1930'ların sonu Türkiye'nin akarsularında ilk sistemli ölçüm istasyonlarının kurulması; 1954 Devlet Su İşleri'nin kuruluşu; 1970 Türkiye Elektrik Kurumu'nun kuruluşu.
Kurumun görevleri
Elektrik İşleri Etüt İdaresi, Türkiye'nin enerji kaynaklarını incelemek, ölçmek ve değerlendirmek amacıyla kurulmuş bir devlet kurumuydu. Kurumun görevleri arasında akarsuların debilerinin ölçülmesi, hidroelektrik santrali yapılabilecek yerlerin belirlenmesi, kömür ve linyit yataklarının enerji üretimi açısından değerlendirilmesi ve elektrik iletim hatlarının planlanması bulunuyordu. Kurum, aynı zamanda belediyelerin ve sanayi tesislerinin elektrik projelerini inceleyerek teknik destek sağlıyordu.Kurumun en önemli faaliyeti, akarsu ölçümleriydi. Türkiye'nin nehirlerinde akım gözlem istasyonları kuruldu. Bu istasyonlarda nehirlerin su seviyesi ve akış hızı düzenli olarak ölçülüyor, kayıtlar tutuluyordu. Sakarya, Kızılırmak, Yeşilırmak, Fırat, Dicle, Seyhan ve Ceyhan gibi büyük nehirler, bu ölçümlerin ana konularıydı. Uzun yıllar boyunca toplanan bu veriler, sonraki dönemde yapılan barajların ve hidroelektrik santrallerinin planlanmasında ana kaynak oldu.
Ölçmeden planlama olmaz
Elektrik İşleri Etüt İdaresi'nin kuruluşu, Cumhuriyet'in planlama anlayışının bir ürünüydü. 1930'larda Türkiye, devletin ekonomide aktif rol oynadığı ve kalkınmanın planlı bir biçimde yürütüldüğü bir dönemdeydi. Planlama, güvenilir verilere dayanmalıydı. Bir barajın nereye yapılacağına karar vermek için o nehrin yıllar boyunca ne kadar su taşıdığını bilmek gerekiyordu. Bir santralın ne kadar elektrik üreteceğini hesaplamak için su akışının mevsimden mevsime nasıl değiştiğini ölçmek gerekiyordu.Bu ölçümler, kısa sürede sonuç veren işler değildi. Bir nehrin güvenilir bir akım kaydının çıkarılması için en az on yıllık ölçüm gerekiyordu. Bu nedenle Elektrik İşleri Etüt İdaresi'nin çalışmaları, uzun vadeli bir yatırım olarak görülmeliydi. Kurumun 1930'larda başlattığı ölçümler, 1950'lerde ve 1960'larda yapılan büyük baraj projelerinin dayanağı oldu.

Ek bilgi
Elektrik İşleri Etüt İdaresi, kurulduğu yıl itibarıyla Etibank ve Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü ile birlikte Cumhuriyet'in enerji ve doğal kaynaklar alanındaki üç önemli kurumundan biriydi. MTA yeraltı kaynaklarını araştırıyor, Etibank bu kaynakları işletiyor, Elektrik İşleri Etüt İdaresi ise enerji kaynaklarını ölçüp planlıyordu.
Çubuk Barajı ve ilk deneyimler
Cumhuriyet döneminde yapılan ilk büyük baraj, Ankara'nın su ihtiyacını karşılamak amacıyla inşa edilen Çubuk Barajı'ydı. Baraj 1936'da tamamlandı. Çubuk Barajı, elektrik üretimi için değil, içme suyu ve taşkın kontrolü için yapılmıştı. Ancak baraj inşaatında elde edilen tecrübe, sonraki baraj projeleri için değerli bir birikim sağladı. Barajın çevresinde düzenlenen park ve gazino, Ankaralıların hafta sonu gezinti yerlerinden biri haline geldi.Elektrik İşleri Etüt İdaresi, bu dönemde küçük hidroelektrik santralleri için de projeler hazırladı. Bazı kasabalarda, yakındaki nehir ya da derelerden yararlanan küçük santraller kuruldu. Bu santraller, kasabaların sokaklarını aydınlatıyor, değirmenlere ve atölyelere enerji sağlıyordu. Ancak büyük ölçekli hidroelektrik santralleri için gereken sermaye ve teknoloji, 1930'larda henüz mevcut değildi.
Kömür ve linyit araştırmaları
Elektrik İşleri Etüt İdaresi, yalnızca su kaynaklarıyla değil, kömür ve linyit yataklarıyla da ilgilendi. Zonguldak taş kömürü havzası, Türkiye'nin en önemli enerji kaynağıydı. Ancak Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde, Soma, Tunçbilek, Seyitömer ve Elbistan gibi yerlerde linyit yatakları da bulunuyordu. Kurum, bu yatakların elektrik üretimi için kullanılabilirliğini araştırdı. Linyit, düşük kalorili bir yakıt olduğu için uzak mesafelere taşınması ekonomik değildi; bu nedenle santrallerin linyit yataklarının yanına kurulması gerekiyordu.Bu araştırmalar, sonraki yıllarda kurulan termik santrallerin planlanmasında kullanıldı. 1940'larda ve 1950'lerde linyit yataklarının yanında kurulan santraller, Türkiye'nin elektrik üretiminin önemli bir kısmını karşılamaya başladı.
Kaynaklarda fark
Elektrik İşleri Etüt İdaresi, elektrik üreten ya da dağıtan bir kurum değildi. Görevi, enerji kaynaklarını incelemek, ölçmek ve projelendirmekti. Elektrik üretimi ve dağıtımı, bu dönemde belediyeler, yabancı şirketler ve Etibank gibi kurumlar tarafından yürütülüyordu. Bu ayrım, kurumun bir bilgi ve planlama kurumu olarak tasarlandığını gösterir.
Uzman yetiştirme
Elektrik İşleri Etüt İdaresi'nin bir diğer önemli katkısı, Türkiye'de hidroloji ve enerji mühendisliği alanında uzman yetiştirmekti. 1930'larda Türkiye'de bu alanlarda çok az uzman vardı. Kurum, yabancı uzmanları istihdam ederek ve genç Türk mühendislerini yurt dışına eğitime göndererek bu açığı kapatmaya çalıştı. Kurumda yetişen mühendisler, sonraki yıllarda Devlet Su İşleri'nin ve Türkiye Elektrik Kurumu'nun kurucu kadrolarını oluşturdu.Bu uzman kadrolar, Türkiye'nin büyük baraj ve enerji projelerinin yerli mühendislerle yürütülmesini mümkün kıldı. Seyhan, Sarıyar, Hirfanlı ve Keban gibi barajların planlanmasında, Elektrik İşleri Etüt İdaresi'nin yıllarca topladığı veriler ve yetiştirdiği uzmanlar belirleyici rol oynadı.
